Şu An Buradasınız: Anasayfa Gündem Analiz Diğer Dosyalar Temel Hak ve Hürriyetler

Risale Akademi

Temel Hak ve Hürriyetler

Irkçılık kitabının kapağı ve C/ismi hakkında...

e-Posta Yazdır PDF

17 Şubat 2010 Çarşamba 07:13
Hocam selamun aleyküm, isim hakkında fikir beyan etmeden önce kitabın kapak resmi ekrandaki resim mi olacak? Siyah ve beyaz el resmi?

Ve aleykum selam, kapak resminde zenci beyaz ayırımı var. Ama bizim Türkler olarak sorunumuz bu değil. Bizim sınavımız olmadığı için bu resim üzerinden ırkçılığı düşünmek, topu taca atmak olur, mesaj ıskalanır, boşluğa düşer.

Bizim ırkçılığımız, Türk-Kürt eksenli de değil sadece, Sünni-Alevi eksenli, zengin-fakir eksenli olanları da var. Öyle renkler üzerinden ayırdedilebilecek kadar da görünür değil; örtülü, gizli, sinsi, hatta din kisvesine bürünmüş gibi. Bilinçaltımıza yumuşacık yerleşmiş  şöyle bir kabullenme var meselâ: biri bir hata ederse, onun kanının bozukluğundan açarız sözü, değil mi? Konuşan da dinleyen de razı olur bu kabullenmeye: "Türk olsaydı, bu namussuzluğu yapmazdı.." Yani, tıpkı Yahudilerin kendi ırklarını ari/saf/temiz varsaymaları gibi, biz de Türk ırkı üzerinden Yahudileşme eğilimi gösteriyoruz. Oysa, birinin doğru olmasının tek yolunun Türk ırkından olmaktan geçmediğini, Türk olanların da hata yapabileceğini pekâlâ biliyoruz.

 

Osmanlının Hürriyet ve Demokrasi Mücadelesi

e-Posta Yazdır PDF

Giriş

1876 Kanun-ı Esasinin kabul ve ilanından sonra Osmanlı “Meşrutiyet” yönetimine geçmiş oldu. Bu bakımdan 1876 Osmanlı tarihi bakımından dönüm noktasıdır. İslam Tarihinde peygamberimizin (sav) M. 632 yılında “Medine Sözleşmesi” ile Anayasal sistemi fiilen uygulamasından 1244 sene sonra ilk defa “Anayasal Sisteme” geçilmiş oldu. Ayrıca Kanun-ı Esasinin kabulü ile halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir Meclis-i Mebusan ile yönetilmeye başlamış oldu.

Meclis-i Mebusan’ın çalışmaya başlaması ile ülkede meydana gelen olumsuzlukların sorumluluğu da “Meclise ve Kanun-i Esasiye” yüklenmeye başlanmıştır. Gerçekte ise ne Kanun-i Esasi’nin tam olarak uygulanmasına ve ne de “Meclis-i Mebusan”ın düzgün bir şekilde çalışmasına fırsat verilmemiştir. Gerek alaylı askerler, gerekse bir takım bürokratlar meşrutiyeti şeriata aykırı gören mutaassıp medrese ve ulema kesimi ülkenin olumsuz gidişatından “Meclis-i Mebusanı” ve “Kanun-ı Esasi”yi suçlayarak büyük bir muhalefet cephesi oluşturmuştu. Bu durum Meclisin işlemesine ve çalışmasını oldukça zora sokuyordu. Bu durumdan rahatsız olan bir diğer kesim de “henüz şartların tam olarak oluşmadığı” tezini dile getirerek “Meclisin açılışının ve meşrutiyetin ilanının” daha sonraya bırakılması gerektiği düşüncesini dillendiriyorlardı.

Son Güncelleme ( Perşembe, 28 Ocak 2010 23:51 )
 

Demokratik açılım ve Doğu-Güneydoğu meselesi hakkında görüşler ve teklifler

e-Posta Yazdır PDF

Memleketimizin, bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin halen içinde bulunduğu meselelerin kısmen de olsa çözümü veya bu mevzudaki bazı engellerin aşılması mevzuunda, Doğu Anadolu’nun bir üniversitesinde bir süre öğretim üyeliği yapmış bir kişi olarak, görüşlerimi ve tekliflerimi dile getirmek istiyorum.

Çözümle ilgili tekliflerimin tamamının hemen uygulamaya konulması elbette ki mümkün olmayabilir; çünkü, bunların bir kısmı kısa, bir kısmı orta ve bir kısmı da uzun vadelidir. Fakat, bu ve benzeri görüşlerin bir bütün olarak düşünülmesinde ve bu bölgelerin meselelerinin yüz yıl kadar bir geçmişi olduğundan, çözümü için de belki o kadar uzun vadeli bir plânlamanın yapılıp uygulanmasında fayda vardır. 

Son Güncelleme ( Cuma, 01 Ocak 2010 21:57 )
 

Bediüzzaman'ın hürriyet tarifi

e-Posta Yazdır PDF

16 Aralık 2009 / 21:00 Risale Haber
“Hürriyetin şen'i odur ki, ne nefsine, ne gayrıya zararı dokunmasın.” (Bediüzzaman) Hürriyet, kendine ve başkasına zarar vermeden yaşama hakkıdır 

GİRİŞ

Hürriyet kavramı, insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. İnsanlığın yaratılışı ile birlikte başlamıştır. İnsana cüz’î irade verildiğinden beri bu kavram insanlığı meşgul etmektedir. İnsan hayatının en önemli duraklarından birisidir. Beden itibariyle beslenme ne kadar önemli ise duygular itibariyle de hürriyet en az o kadar, hatta daha da önemlidir. Bediüzzaman’ın “Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” sözü bu gerçeği çok veciz bir şekilde ifade etmektedir.

İnsan hayatının olmazsa olmaz özelliklerinden birisi hürriyet sevdasıdır. İnsanlık tarihine dikkatle bakıldığında şu gerçek görülecektir: Bütün kölelikleri yıktıktan sonra insanlık ancak hürriyetin kölesi olmaya razı olmuştur.

 

Risale-i Nur'a göre istibdat

e-Posta Yazdır PDF


17 Aralık 2009 / 19:15  Risale Haber







İstibdat, hürriyetin alternatifidir. Bu ikisi bileşik kaplar gibidir. Birinin eksikliğini diğeri dolduracaktır..









G. İstibdat nedir?

İstibdat, hürriyetin alternatifidir. Bu ikisi bileşik kaplar gibidir. Birinin eksikliğini diğeri dolduracaktır. Hürriyet zemini boşluk kabul etmez. Onun eksikliğini mutlaka istibdat dolduracaktır. Öyle ise istibdadı da kısaca tanımakta fayda var.

1. İstibdat, tahakkümdür. Başkalarını baskı altına almaktır. Bu ister devlette olsun, ister ilim camiasında olsun, ister sosyal hayatta olsun fark etmez. Zorla iş yaptırmak hürriyetin prensibi değildir. Yapmıyor, tembellik ediyorsa yapanı getireceksin.

2. Keyfi muameledir. Hiçbir kurala bağlı kalmadan, kendi doğrularına göre icraat yapmadır. Keyfiliğin kuralı olmaz, keyfilik de kural olmaz. Zaten kuralın kendisi keyfiliği ortadan kaldırır. Herkesin buluştuğu bir ortak noktayı ifade eder. Yani metre herkes için yüz santimdir. Bunu keyfi için azaltıp çoğaltan ortak noktadan ayrılıp keyfiliğe sapmış olur.

Son Güncelleme ( Cuma, 18 Aralık 2009 00:41 )
 
Sayfa 1 > 4

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 101 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Çok Okunanlar

free hit counter