Şu An Buradasınız: Anasayfa PROJELER Rinap Makaleleri
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Arama

Risale Akademi

Rinap Makaleleri

Nurların izahı ve “yazmak" (2)

10 Kasım 2009 Salı 07:20
c- ‘Şerh, izah ya da tanzim’ (ne gibi çalışmaları kapsar?)

Bu sorudan önce şuna değinmekte yarar var ki; şerh, izah veya tanzimi Risale-i Nurları salt sadeleştirme, meseleleri izahta değişik örneklendirmelere gitme vs. gibi algılayan bir görüş her zaman mevcut olagelmiştir. Ve bu algıdan kaynaklanarak gösterilen, gerek Risalelerin orijinalliklerini muhafaza ve gerekse de izah edenlerin şahsî efkârlarının yapılan izaha dehaletini engelleme refleksinden olacak; bazı Risale-i Nur talebeleri tarafından şerh, izah ya da tanzim konusunda uygulanan çok sıkı kısıtlamalar, ısrarla savunulmuştur.

Risale-i Nur Külliyatı’nı, orijinalliği korunmaya layık en önemli eserlerden biri görmekle birlikte, izahı konusunda şu ‘izahı’ paylaşmak istiyorum:

 

Nurların izahı ve “yazmak” (1)

4 Kasım 2009 Çarşamba 07:20
“Risale-i Nur’a dair şerh, izah ya da tanzim çalışmaları hakkında Bediüzzaman Hazretleri’ne ait sözlerin, kendisinde yazma-anlatma kabiliyeti olduğunu hisseden; ve İslam’a hizmet kasdıyla çevresine, insanlığa ya da bizzat kendi nefsine ‘anlatacak bir şeyleri’ olduğuna inanan Nur Talebelerince nasıl anlaşılması gerektiğine dair bir ‘fikir jimnastiğidir’ bu yazı… Görülebilecek hatalar elbette kısır fehmimdendir.” (Mustafa Kurt)

Risale-i Nur Külliyatı gibi ‘külliyetli’ bir esere imza atmış olan Bediüzzaman Said Nursî, ilk gençlik yılları da dahil seksen küsur yıllık ömründe, pek çok eser kaleme almıştır. “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevi bir güneş hükmünde olduğunu ispat etme ve dünyaya gösterme” (1) gibi yüce bir gayeyle yazılan ve Sezaî Karakoç’un ifadesiyle, ‘tek başına bir İslam kültürü külliyatı olan’ (2) bu kitaplar; ‘modern’ insanın dertlerine Kur’ânî devalar sunabilen pek kıymetli eserlerden oluşmaktadırlar.

“Asrın hastalığı” olan imansızlığa karşı, tam da “Asrın idrakına uygun” bir tarzda devalar ortaya koyan Risale-i Nur; şüphe yok ki, ancak azamî derecede bir fedakarlık, ‘Bediüzzaman’a’ has bir ilim ve hayranlık uyandıran örnek bir ihlasa mükafat olma gibi pek çok vesîlenin birlikteliğiyle yazılabilmiştir. Ve de bundan dolayıdır ki bu eserler, yıllardır birçok ‘ihtiyaç sahibinin’, başta imanî meselelerde olmak üzere, ilk başvurduğu can simitlerinin en başta gelenlerinden olmuşlardır.

 

Kur’an harfleri ve Risale-i Nur

10 Kasım 2009 Salı 07:28
Latin harflerine Türk alfabesi adı verilerek zorla öğretilmeye başlanmasının 81. yıl dönümünü bu hafta düzenlenen etkinliklerle anılmış olacak. Kanunun üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen tartışmaların bitmediği ve sorunların çözülemediği ortadadır. Bu hafta bu konuyu biraz daha yakından ele almak yararlı olur.

Doğrudan alfabe değişikliği olmasa da Türkçe’yi yoğun bir şekilde istila eden Arapça ve Farsça kurallardan (daha çok tamlamalarla ilgili yazım usullerinden) kurtulma çalışmaları daha Namık Kemal ve Ziya Paşa dönemlerinde başlamış, milli edebiyatın öncülerinden sayılan Ömer Seyfeddin’in kaleminde temiz Türkçenin ilk örnekleri verilmişti.

Ancak bu tartışmaların harf inkılabına temel teşkil ettiğini ileri sürmek kasıtlı bir yanılgıdır. Dili Arapça, Farsça tamlamalardan kurtarmak ayrı, harf değiştirmek ayrı bir iştir. Askerî diktanın alfabe ile oynama merakının ilk örneği aziz şehit Enver Paşa’nın Osmanlı Orduları Başkumandan Vekili iken uygulamaya koyduğu harflerin birbirinden ayrı yazılması usulünde görülmüştür. Bir şekilde kolay yazma ve kolay okumanın çaresini bulduğunu sanan Paşa, resmi yazışmalarda uygulamayı başlatmış, ancak kısa süre sonra,  iş içinden çıkılmaz bir hal alınca hatasından geri dönmüştür. Enver Paşa’nın bu uygulaması alfabe değişikliğinden çok yazım usulünü değiştirmeye yönelik bir girişimdir.

 

İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti ve Bir Tashih

Risale Haber 20 Ekim 2009 Salı 07:05











5 Nisan 1909 tarihinde İttihat ve Terakki Cemiyetine muhalif olanlar tarafında Volkan Gazetesi idare odasında kurulmuş bir cemiyettir. Volkan Gazetesi sahibi Derviş Vahdetî’nin kurucusu ve başkanı olduğu İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti kuruluşunu Ayasofya Camiinde okutulan bir mevlit merasiminde ilan etmiştir.

Bazı tarihçilere göre bu bir cemiyet olarak değil bir fırka olarak kurulmuştur ve amacı da siyasidir. Ancak, Tarık Zafer Tunaya’ya göre İttihad-ı Muhammedî Fırkası “parlamento içinde kurulan gizli ve ihtilalci eğilimli bir parti değildir.” (http://tr.wikipedia.org/wiki/ittihad-ı_Muhammedi) Volkan ve Mizan gazeteleri “İttihat ve Terakki Cemiyeti” aleyhine yazdığı yazılarla muhalefet cephesi meydana getirmişti. Zira “İttihat ve Terakki Cemiyetinden çok büyük beklentisi olan Osmanlı aydınları uyguladıkları dine/şeriata ve “Hürriyet, adalet ve müsavât” gibi hürriyetçi söylemelere aykırı icraatlarından dolayı beklentilerine cevap bulamamışlar ve muhalefete başlamışlardı. Bunların içinde Bediüzzaman Said Nursi de vardı. Bediüzzaman İttihat ve Terakki Fırkası kurucuları olan Jön Türkleri ikaz ederek “Siz dini incittiniz, gayretullah’a dokundunuz, Şeriatı tezyif ettiniz; neticesi vahim olacaktır” diye ikaz ediyordu. (Tarihçe-i Hayat, 1994, s.46)

 

“Vazifedarâne Kalemi Her Gün İstimal Etmeyenler”

e-Posta Yazdır PDF

Bu zamanda her şey ilim ve fene dökülmüş, hüküm ve kuvvet ilmin eline geçmiştir. Artık ilim ve fenlerin en parlağı olan; düzgün, makamına, muhatabına, zaman ve şartlarına uygun edâlı ve etkili söz söyleme sanatı daha çok rağbet görmektedir. (1)


Dünya bu hususta inanılmaz derecede bir yarış halinde iken bizlerin durması, davamızı anlatmak için söz ve yazı ile herhangi bir çaba sarf etmemesi düşünülemez. Ağzı söz yapar ve kalemi işler vaziyette olmanın bu zamanda çok büyük bir nimet ve fazilet olduğunu herhalde söylemeye gerek yoktur.


Davasına hizmette hâlisâne çalışanlara bazen bezginlik, ümitsizlik ve usanç gelebilir. Bu olumsuz ve tembellik halinden hemen kurtulma teşebbüsünde bulunulmaz ise, belki şefkatli bir tokada bile müstehak olunabilir. (2)


Hizmette; “neme lazım deyip nefsine ait işlerle meşgul olmak”, “dünya saadetine kapılmak”, “maişet derdi ile kendini mecbur bilmek”, “üstünlük taslamak”, gururlu davranmak”, “riya ve tabasbusa kalkışmak”, “ehl-i dünyaya zayıf damarını kaptırmak”, “bilerek ihlası kırmak” şefkat tokatlarını celb eden davranışlardır.

 
Sayfa 1 > 9

Duyurular

2015 Dünya Bediüzzaman Yılı

Sadık Yalsızuçanlar’dan bir Bediüzzaman Romanı : DEM

kitap

Yazarın Ağustos başında Timaş Yayınları’ndan çıkacak olan yeni romanı, Bediüzzaman hazretlerini konu alıyor. Dem adını taşıyan romanda Yalsızuçanlar, çocukluk ve ilkgençlik yıllarını, o dönem Malatya ve Hatay-Dörtyol’unu, Risale-i Nur eserlerini tanıyışını, ilk okumalarında yaşadıklarını, Bediüzzaman hazretlerinin eserlerini, hayatını ve tefekkür-irfan dünyasını çarpıcı bir üslupla yansıtıyor.

Risale-i Nur Projeleri Buluşuyor

Risale-i Nur ile ilgili geleceğe dair fikirlerinizi, düşüncelerinizi, projelerinizi, hayallerinizi ertelemeyin...


Teşrik-i mesai (birlikte çalışmak, işbirliği etmek bir işi beraber yapmak)
ve taksim-i a'mal (iş bölümü, işlerin paylaşılması) ile 3 iğneden 300 iğneye ulaşma sırrı...

Risale-i Nur ile ilgili geleceğe dair fikirlerinizi, düşüncelerinizi, projelerinizi, hayallerinizi ertelemeyin,

işte bu projelerinizi buluşturacak platform:

21 HAZİRAN EN UZUN GÜNDE, EN UZUN BERABERLİK

Risale-i Nur Durum Tespit Projesi

Risale-i Nur'un sistematik bütünlüğü hakkında durum tespiti yapma projesi, Risale-i Nur Durum Tespit Projesi... Detaylar için tıklayın!

Hakkımızda


Kuruluş Amacımız



Risale Akademisi, akademisyenler tarafından Kur’an'ın çağdaş yorumu olan Risale-i Nur’ların, günümüze bakan ve modern bilim tarifleriyle iman ilmini ispatlayan yaklaşımını, ilmi disiplinler bağlamında haritalamak, ortaya koymak ve günümüz insanı için anlaşılmasına yardımcı olmak, böylece yeni çalışmalara referans teşkil etmek amacıyla kurulmuştur.

ANA MENÜ

Çok Okunanlar

Son Eklenenler

Son Yorumlar


free hit counter