Şu An Buradasınız: Anasayfa Eğitim

Risale Akademi

Eğitim

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Bilgi-Bilinç Sorunu

e-Posta Yazdır PDF

Sınav Bir Bilinç ve Tercih Olgusudur

Üniversitede okuma isteği bir şekilde ne istediğini bilme veya neyi istemediğini bilme sürecidir. Başka bir ifade ile kişinin kendi gelecek ile ilgili yol haritasını çizebilme bilincidir. Herkesin üniversite okuma hakkı var ancak üniversiteyi okuyabilecek bilgi ve yeterliliğe sahip olmak gerekir. Hak etme ancak bilginin uygun teknikler ile ölçülmesi ile belirlenir.







Ancak ne yazık ki mevcut eğitim sistemi bu olanağı gençliğe kazandıramamaktadır. Üniversite sınavını kazanarak üniversiteye gelen gençlerde gördüğümüz birçok eksiklik orta öğretimin üniversite okuyacak nitelikte donanımlı bir gençlik yetiştirmediğidir.








Uzun amandır sınavları ve sonrasını izliyorum. Edindiğim izlenim her yıl milyonları ilgilendiren bu sınav bilgi edinmeden çok sınav kazanmaya endekslenmiştir.

 

Hafıza ve Hatırlama

e-Posta Yazdır PDF

İnsan beyninin ancak % 5'inin aktif kullanılabildiğini duymuşunuzdur. Beyin korteksi yaratılışı icabı, kendisine ulaşan dokunma, işitme, görme ve diğer duyular ile ilgili uyarıların % 99'una cevap vermez. Bir arkadaşım gördüğü bütün arabaları plâka, renk, marka, model ve sahibiyle birlikte istemeden hafızasına alıyordu. Kendisi bu özelliğinden aslında kurtulmak istediğini, ama başaramadığını anlatırdı. Onun gibi, her gördüğümüzü, işittiğimizi veya dokunduğumuzu unutmamış olsaydık, beynimizin belki diğer % 95'lik kısmını da kullanabilecektik.

Konuyla bağlantılı olarak, bir gazete haberinin başlığı, "Yağmur adam gerçek oldu" şeklindeydi. Bir film karakteri olan Yağmur Adam, çok yüksek fotoğraf hafızasına sahip, gördüğü hiçbir şeyi unutmayan bir otistiktir. Gazeteye haber olan kişi de, üstün fotoğraf hafızasına sahip olup, gördüklerini unutmamaktadır. Bu şahıs, daha önce hiç gitmediği Londra üzerinde helikopterle bir defa dolaştırıldıktan sonra, gördüğü sokakları, binaları, ağaçları, arabaları ve insanları üstün resim kâbiliyetiyle aynen çizmiştir. Bediüzzaman Hazretleri'nin hayatının anlatıldığı Tarihçe-i Hayat'ta, Üstad'ın gençliğinde çok sayıda kitabı, sayfaları sadece bir kez okuyarak, hattâ bir defa bakarak ezberlediği ve bunları belli aralıklarla ezberden tekrar ettiği ifade edilir. Bediüzzaman'ın (ra) daha sonraki hayatında, Risale-i Nurları yazdırırken yanında herhangi bir kitap veya kaynak bulunmadığı da bizzat kendisinin ifadeleriyle ve yazanların şehadetiyle sabittir.

 

Meslekî Yönlendirme-Meslekî Rehberlik

e-Posta Yazdır PDF

Giriş

Geride bıraktığımız yüzyılın en belirgin özelliklerinden biri, hızlı ve sürekli bir değişim sürecine sahne olmasıdır. Sürekli olarak değişen teknolojik, sosyal, ekonomik ve siyasal yapılar; sadece yaşam tarzımızı ve standartlarımızı belli ölçüde değiştirmekle kalmayıp, yaşam çizgimizi belirleyen meslek seçimini de karmaşık bir iş hâline getirmiştir. Eğitim ve meslek seçimi, bireylerin yaşamını ruh sağlıklarından toplumdaki statülerine kadar pek çok boyutta olumlu ya da olumsuz yönde etkilediğinden/etkileyebileceğinden, üzerinde önemle durulmalıdır.











Eğitimi bir hizmet aracı olarak gören anlayış çok geride kalmıştır. Günümüzün eğitim anlayışı, eğitimin temel değişkenlerinden biri olan yönlendirme programlarını; bilim, teknoloji ve değer yargılarında oluşan değişkenler doğrultusunda düzenlemek ve geliştirmek zorunluluğunu gündeme taşımıştır. Çünkü öğrenim süreci içinde özellikle bazı öğrenim kademelerinde öğrenciler ders, sosyal ve eğitsel çalışmalar, kurs, iş ve meslek seçimi kararlarını vermek durumunda kalırlar. Bu aşamalarda öğrencilerin etkili karar verebilmeleri, ancak, resmi ve özel yönlendirme etkinlikleriyle küçük yaşlardan itibaren bilgi ve farkındalıkları artırılarak sağlanabilir.










Eğitim süreci boyunca okullarda yürütülen yönlendirme çalışmaları, eğitimsel yönlendirme ve mesleki yönlendirme olmak üzere iki gruba ayrılır. Eğitimsel sorunlarla ilgili olarak eğitim sisteminde bireye ve bireylere götürülen yardım etkinliklerine eğitimsel yönlendirme, bireye mesleksel tercihler yapmasında, bir meslek alanına yönelmesinde, bu meslek alanı içinde bir meslek seçmesinde ve mesleğe hazırlanmasında götürülecek etkinlikleri içeren yönlendirme çalışmalarına da meslekî yönlendirme denilmektedir.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 03 Ekim 2009 16:20 )
 

Sağlıklı İlişkiler Kurma Açısından Manevi Eğitim

e-Posta Yazdır PDF

İnsan diğer varlıklardan farklı olarak ciddi sorumlulukları olan  ve aynı zamanda kendini bir ilişkiler ağı içinde bulan bir varlıktır. Sorumluluklarını yerine getirebilmesi ancak bu ilişkileri sağlıklı kurabilmesiyle mümkündür. Bu ilişkilerin sağlıklı kurulması kendiliğinden değil, zaman ve emek gerektiren bir eğitimle olabilir. Bu bağlamda sorumluluklarını ve ilişkilerini -sınırlayarak ve en önemlilerini öne çıkararak- şöyle kategorize edebiliriz:

1. İnsanın kendisine karşı sorumlulukları ve ilişkileri
2. İnsanın diğer insanlara (topluma) karşı sorumlulukları ve ilişkileri
3. İnsanın kainata (tabiata, çevreye) karşı sorumlulukları ve ilişkileri
4. İnsanın Yaratıcıya karşı sorumlulukları ve ilişkileri

“İnsan ipi boğazına sarılıp başıboş bırakılan bir varlık olmadığından” (Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Onuncu Söz, s. 75) ister istemez bu ilişkileri ve sorumlulukları düşünecek ve gereğini yerine getirmeye çalışacaktır. Ancak, insan tek başına ve salt aklıyla bu sorumlulukları ve ilişkileri amacına uygun olarak gerçekleştirmeye muktedir değildir. Dolayısıyla toplum içinde yaşamaya ve eğitime ihtiyaç duyacaktır. Eğitimin ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’le başladığını “Talim-i Esma” olarak adlandırılan (Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Yirminci Söz, s. 223) eşyanın isimlerinin Hz. Adem’e bildirildiğini, adeta Hz. Adem’in bu noktada manevi bir eğitime tabi tutulduğunu, eğitenin Allah, eğitilenin Hz. Adem olduğunu düşünürsek eğitimin kaynağının nereye dayandığını görmüş oluruz. Allah’ın bir isminin “Rab” yani, terbiye eden, eğiten olduğunu hatırlarsak eğitimin çıkış noktasını keşfetmiş oluruz. Rab isminin  Rahim sıfatıyla birlikte zikredilmesi, Rabb-i Rahim olarak terkip edilmesi de Allah’ın mahlukatını şefkatle, sevgiyle terbiye ettiğini, eğittiğini gösteriyor.

Son Güncelleme ( Perşembe, 24 Eylül 2009 09:15 )
 

Çocuk, Vicdanıyla Terbiye Olur

e-Posta Yazdır PDF

Çocukların cezâ ile değil aksine, vicdan ile terbiye olması gerektiğini gerek pedagojik ve gerekse İslâmî kaynaklara dayanarak izahını yapmaya gayret ettik.  Bu durumda akıllara gelen ilk soru: “O hâlde vicdana dayalı çocuk terbiyesi nasıl olur?” sorusudur.    

Vicdan Nedir? Çocuk Terbiyesindeki Önemi Nedir? 

Sözlüklerde vicdan; “yanlış ve doğrunun ne olduğunu bildiren duygu ve insanın içinde hissettiği ses” diye târif edilmektedir.   Bir başka deyişle, “kişiyi, kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten güce” vicdan adı verilmektedir.[1]  Vicdan hakkında, bugüne kadar birçok îzahlar yapıldı ise de, günümüz pozitif bilimleri vicdanın insan vücudunun “neresinde” ve “nasıl bir şey” olduğunu izahtan âciz kalmışlardır. Vicdan konusunda yapılan yorum ve tarifler de vicdanın “ne” olduğu değil, “nasıl” işlediği konusunda düşünce açıklamaktan ileri gidememiştir. 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 16 Eylül 2009 10:23 )
 
Sayfa 1 > 2

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 102 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Çok Okunanlar

free hit counter