Soru: 11. Söz'deki hayatın gayelerini, mahiyetini ve suretini misaller ile açıklayabilir misiniz?
Cevap: Varlıkların var oluş nedenleri üzerinde insanlar sürekli kafa yordukları halde vahyin dışındaki düşünceler karanlık bir yolda önünü el yordamı ile belirlemeye çalışan kişilerin görüş mesafesini aşamamışlardır. Bu yolda pek çok felsefe adamı kafa patlatırcasına uğraş vermiş, ancak gerçek manada insanın ve diğer varlıkların var oluş gayeleri hakkında bir fikir birliğine varamamışlardır.
Peygamberler vahyin taşıyıcıları olarak bu varlıkları yaratan zatın doğru habercileri olarak kâinatın, varlıkların ve insanın yaratılış gayelerini çok net ve ittifakla aynı şekilde açıklamışlardır.
Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ışığında bu konuda akla gelebilecek soruları da göz önünde bulunduran Said Nursi, varoluş nedenleri ve yaratıcının “yaratma” isteğini, Allah’ın kendini kitabında vasıflandırdığı isimlerle (esma-i Hüsna ile) izah etmektedir. Esmanın eşyada tecelli ve tezahürleri varlığı ve yaratma faaliyetinin nedenini anlamada anahtar kavramlardır.
EKREM AKMAN


İnsanın tekamülü, gelişmesi ve eğitimi ya da insanın kişisel gelişimi gibi değişik adlar ve kavramlarla temelde insanların ve insanlardan oluşan toplumların mutlu olmaları hedeflenmektedir. Son yıllarda özellikle önce batıda daha sonra İslam alemi dahil hemen tüm dünyada kitle iletişim aramalarının ulaştığı hız suratında yayılan insanın mutluluk arayışları ve bu alanda insanı yeniden tanıma çalışmaları insanların en çok rağbet ettikleri konudur. Son gelişmeler sanki batıda insanın göz ardı edilen ruh, kalp ve sair manevi duygularının ihtiyaçlarının eksikliği ile aslında dinlerin öğretileri olan manevi duyguların tatmin edilerek insanların gelişmesine çalışılmaktadır. Şimdiye kadar insana sadece maddi vücuda mide ve cinsel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaklaşan bu insanlar insanın manevi tarafının yani, akıl kalp, ruh, nefis gibi duygularının aç bırakıldığını anlamışlardır. Ve bu duyguları ancak dinlerin öğretileri olan inancın dolduracağı gerçeği de aslında bilinmektedir. Dini referans göstermeden dinlerin özellikle ahlaki değerlerini yeni bir sistemle piyasa sürmektedirler.
Giriş
1-Giriş
İnsanlar toplu halde yaşamak zorunda yani “medeni-i bittab’.” (1) oldukları için ilk insandan günümüze kadar çeşitli topluluklar, sosyal birimler oluşturarak; klanlar köyler, siteler, şehirler ve nihayet metropollerde yaşamışlardır. Kabileler, aşiretler, devletler, cemiyet, cemaat, tarikat, parti gibi çeşitli örgüt ve organizasyonlar hep bir arada yaşamanın gerektirdiği ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla oluşturulmuşlardır.

