‘’Efkâr ve hissiyatın mecra-yı tabiîsi nazm-ı maânîdir. Nazm-ı maânî ise mantıkla müşeyyeddir. Mantığın üslûbu ise müteselsil olan hakaika müteveccihtir. Hakaika giren fikirler ise, karşısında olan dekaik-ı mahiyatta nafizdirler. Dekaik-ı mahiyat ise, âlemin nizam-ı ekmeline mümidd ve müstemiddirler. Nizam-ı ekmelde herbir hüsnün menbaı olan hüsn-i mücerred mündemiçtir. Hüsn-ü mücerred ise mezâyâ ve letaif denilen belâgat çiçeklerinin bostanıdır. Çiçeklerin bostanı, cinan-ı hilkatte cilveger olan, ezhara perestiş eden ve şâir denilen bülbüllerin nağamatıdır. Bülbüllerin nağamatına aheng-i ruhanî veren ise, nazm-ı maânîdir.’’ (Muhakemat - 86)
Soyut mücerred demektir. Mücerret bir şey bir şeyden tecrit edilmiş demektir. Bir şeyi bir şeyden tecrit ederseniz, o şeyde o şeyden eser kalmaz.
Soyut ve somut kavramları, madde ile mana kavramları gibi birbirinin zıddı iki kavramdırlar. Şiirde kelimelerin ahenkle dizilişi, ölçü ve kafiye gibi özellikleri veya edebi sanatlar gibi güzellikleri, o şiirin estetiğini ve armonisini oluşturur. Ancak o şiiri sanat ve estetik kılan, sadece kelimelerin dizilişi değil, şairin; ruh ve gönül ve âlemini dışa vuran aşk, güzellik, milli duygular veya gerçeğin tasviri gibi manaları yansıtmasıdır.
Diğer sanat dallarında da durum bundan farklı değildir. Nasıl ki bir sanat eserinde madde ile mananın kıymeti ayrı ayrıdır. Bazen oluyor ki maddi değeri çok ucuz olan bronz gibi bir malzemeden yapılan bir sanat eseri, bir heykel, milyonlar lira değerinde olabiliyor. O sanat eserine bu değeri kazandıran üzerindeki soyut bir kavram olan ve sanatkârından dolayı anlam kazanan yaratıcı tasarımdır.
Çok ünlü bir ressamın çok değerli ve pahalı bir tablosundaki boyaları ve malzemeleri çıkarıp kenara koyun geriye değerli bir şey kalamaz. Demek ona değer kazandıran soyut bir güzellik var ki o tabloda, boyaları ve renkleri bir şahesere dönüştürmektedir.
Plastik sanatlarda 19.yüzyıl sonunda Empresyonizm-İzlenimcilik ile birlikte gelişen Modern Sanat kavramı beraberinde Soyutlama ve Soyut sanat kavramını da getirmiştir.
Fotoğrafın keşfi ile birlikte insanları ve nesneleri tasvir etmek ve benzetmek gibi bir kaygı devre dışı kalmış ve sanatçılar içlerinden geldiği gibi sanat eseri üretmeye başlamışlardır.
Sanat eleştiri metotlarından Biçimcilik sanat kuramı sanat eserinde biçimi, teknik özelliklerini ve eserin güzelliğini ve mükemmelliğini inceler. Ancak, sanat eserinde, sadece biçimi ortaya koymak Soyut sanatı ifade etmeye yetmez. Duygusal etkileşim kuramında olduğu gibi, Soyut kavramların ve sanatçının mana âleminde yer alan ilham, güzellik ve aşk gibi soyut kavramların da ele alınması gerekir.
Sanatı bir iletişim aracı veya sanatçı ile sanat tüketicisi arasında bir alışveriş olarak düşünürsek sadece biçimciliğe dayanan soyut sanatın anlaşılmaz ve manasız bir şey olarak kalacağı ortadadır.
‘’Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa manasız bir kâğıttan ibaret kalır’’ (Sözler, s:122) Veciz ifedesinde olduğu gibi; soyut sanatın da bir yorumu, ifade ettiği manaların bir açıklaması olması gerekir. Soyut sanatta biçim zarf ve kabuk, anlamı ve manası da mazruf ve içeriği olmak gerektir.
Geleneksel Türk El Sanatları olarak literatürlerde yer alan Hat, Ebru, Tezhib, Minyatür vs. gibi Sanat dallarında da soyutlama ve soyut sanat anlayışı vardır. Bilhassa Hat-Yazı Sanatı-Kaligrafi ve ebru sanatında soyut sanat özellikleri fazlası ile görülür. Yazının kendisi soyutlama veya soyuttur. Çivi yazısından, Hiyeroglif yazıya, Japon yazısından, Arap yazısına kadar bütün alfabeler çeşitli nesnelerin soyutlamasından geliştirilmiştir veya direkt soyut semboller kullanılmıştır.

Hat Sanatı örneği, Emin Barın, (d.1913, ö.1987)
Ebru Sanatı aşk estetiği ve manevi duyguların yoğunlaşması ve spontan veya ilhama mazhar desenleri ile her seferinde benzersiz, tek ve orijinal soyut çalışmalar ortaya koyar.
.jpg)
Ebru Sanatı örneği, Hikmet Barutçugil, (d.1952)
Minyatür sanatı perspektif ve gerçekçilik gibi kaygılar taşımayan, dekoratif resim özelliği ile bir derece soyutlamaya gitmiştir.
Tezhib sanatı ve süsleme sanatları da doğadan soyutladığı hayvan ve bitki motifleri ile soyut sanat anlayışını binlerce yıl öncesinden günümüze taşır.
Tezhib Sanatı örneği, Süheyl Ünver,(d.1898,ö.1986)
Osman Hamdi Bey ve Sanayi-i Nefise Mektebi ile başlayan Batı tarzı Resim Sanatı anlayışımız Avrupa’daki gelişen Modern Sanat akımlarını da sanat olarak takip etmemize yol açmıştır. Yıllardır Güzel Sanatlar eğitimi veren kurumlarımız Batı sanatını ve estetiğini önümüze sürmektedirler. Bu hali ile Türk Resim Sanatı Batı Resmini bir adım geriden takip etmektedir.
Avrupa’daki Modern Sanat gelişimini incelediğimizde, Pozitivizm, Materyalizm, Sembolizm, Psikanalizm, Marksizm gibi gelişen felsefe akımların ve teknolojik gelişmelerin etkileri ile Soyutlama ve Soyut Sanat anlayışının da geliştiğini görmekteyiz.
Modern Sanatın başlangıcı sayılabilecek Empresyonizm sanat akımı içinde yer alan ressamlar; 19 yüzyılın son çeyreğinde, fotoğrafın keşfi ile birlikte, Resim Sanatında doğayı birebir tasvir etme geleneğini terk etmiş, sanatçıların kendi izlenimlerini ortaya koyduğu bir resim tarzı ve sanatçı merkezli bir sanat anlayışı geliştirmişlerdir.
.jpg)
20 yüzyılın hemen başında gelişen Ekspresyonizm Sanat Akımı; duygularını dışa vuran bir anlayış içinde üzüntü, endişe, korku, kaygı, heyecan vs gibi soyut ruh hallerini ifade etmektedir. Van Gohg’un depresyon içinde yaptığı tabloların öncülüğünü yaptığı bu akımın Soyut Sanat anlayışına kadar geliştiği görülmektedir.
Ekspresyonist (Dışavurumcu) Ressam Edvard Munc’un ünlü Çığlık tablosu.
Yine 18 yüzyıl sonunda Fransız ihtilali ile gelişen Romantizm akımında da bunlara benzer duygusal coşku ve hallerin sanat eserlerinde yansıtıldığını biliyoruz.
1910'larda özellikle Giorgio de Chirico (1888-1978) tarafından temsil edilen Metafizik Sürrealizm akımı, insanın içinde yer almadığı yaşananın ötesinde mevcut intibaını veren bir âlemin yansımalarını ortaya koyan eserleriyle tanınmaktadır.
.jpg)
De Chirico’nun Metafizik Sürrealist bir eseri
Birinci Dünya Savaşı öncesinde İtalya’da gelişen Fütürizm-Gelecekçilik sanat akımı, ilk önceleri şiir, edebiyat, resim, grafik, tipografi, sinema, heykel, tasarım, fotoğraf ve performans sanatlarını kapsayan, yirminci yüzyılın, özellikle de kent hayatının, değişen dinamik, enerjik ve vahşi karakterine yoğunlaşan bir sanat hareketiydi. Fütürizm, “güç”, “kuvvet” ve “hıza karşı duyulan çağdaş büyülenmeyle birlikte makinaların dinamizmi” konularını vurgularken, aynı zamanda geçmişin durağan ve eski moda sanat kurumlarını da reddediyordu. Fütürist resimde Kübizme benzer geometrik soyutlamalarla hız ve hareket etkisi verilmiştir.
.jpg)
Giocometti Balla’nın Fütürist bir çalışması
Birinci Dünya savaşının hemen ardından gelişen Dada sanat hareketi Amerika’da , Almanya’da ve Savaş sonrası, Fransa'da sanatçılar ve yazarlar arasında geçerli olmuştur. New York'da Marcel Duchamp, Fransa'da Picabia ve Man Ray, Almanya'da Hanover'de Kurt Schwitters, Köln'de Max Ernst hareketi içtenlikle temsil eden sanatçılardır. Savaş sonunda Paris Dadanın merkezi olmuş. A.Breton, Aragon, Eluard gibi tanınmış kişilerden oluşan yazarlar grubunca benimsenmiştir.
Dada sürealizmin öncüsü olmuştur. Dada Anti-Art ve yıkıcı bir sanat hareketidir. İdeolojik, filozofik ve moral oluş nedenleri vardır. Birinci dünya Savaşı süresince savaştan sonra yenen ve yenik düşen memleketlerde doğan köklü değerler bunalımının doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Savaş süresince, modern denilen uygarlığın bütün kurulu değerine karşı duyulan tiksinti ve bunun sonucu oluşan absurd (anlamsız) yaşam çöküntüsü sanata da tümüyle yansımıştır. Dada “ Neden? Niçin?” sorularına yanıt bulamayan negatif bir yaşama kavramıdır. Güzel nedir?, Çirkin Nedir?, Büyük kuvvet, zaif nedir?, Carpentier, Renan nedir? Tanımıyorum, tanımıyorum, tanımıyorum...
.jpg)
Dadaist ressam Duchamp’ın bir çalışması
20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan ve günümüze kadar uzanan Sürrealizm-Gerçeküstücü sanat akımının da; bilinçaltı, idefiksler (bastırılmış duygular ve kötü arzular), rüya ve hayallerin tasvir edildiği bir tarz ortaya koyması soyut kavramların sanat eserlerine yansıtılmasının bir ifadesidir.
Ünlü Sürrealist ressam Salvador Dali’nin Zamanın Israrı adlı tablosu
Kandisky, Klee, Mondrian, Delaunay, Polke vs. gibi 20.yüzyıl başlarından günümüze kadar uzanan Soyut Sanat akımının pekçok sanatçı yaptıkları çalışmalarla, soyutlama ve soyut sanat kavramını ortaya koymaya çalışmışlardır.
Wasily Kandisky’nin Soyut sanat olarak tanımlanan bir tablosu.
20. yüzyılın ikinci on yıllık süreci içinde aktif olan önemli bir sanat hareketi de Konstrüktivizm'dir. Hareket Rusya'da doğmuş ve 1917 devrimini müteakiben etkinlik göstermiştir. Yeni doğan dünya düzeninde sanatçının bir bilim adamı ve mühendis olduğunu kabul eden bu harekete bağlı sanatçılar, yeni kurulmakta olan düzenin yeni biçimlere ihtiyaç duyduğuna inanmaktadır. Burjuva ön yargılarına şiddetle karşı çıkan Konstrüktivistler sanat için sanat fikri ve gerçeğin yorumu ve tasviri anlayışına da tepki göstermektedir.
20.yüzyılın ikinci yarısında gelişip günümüze kadar uzanan Kavramsal Sanat akımı da soyut konular ve kavramlar üzerine çalışmakta ve enstelasyonlar ve çevre düzenlemeleri ile yenilikler ortaya koymaktadır.
Christo’nun bir çevreya duyarlılığı anlatan bir Kavramsal Sanat çalışması
Ekspresyonizm'in uzantısı olarak 1940 yıllarının sonunda doğan Soyut Dışavurumculuk, metafizik arayışların peşindedir. Bilinç ve bilinçsizlik arasındaki karşıtlığa önem vererek derin seviyelere inmeyi hedeflemektedir. Zıtlıkların bütünlüğü içinde spontan tasarımlara önem vermesi, Sürrealist akımdan aldığı etkilerle bağıntılıdır. Bu akım içinde yer alan sanatçılar için ana ilgi odağı Junk Felsefesidir. Soyut bir anlayışın egemen olduğu bu üretim ortamında doğaçlamaya ağırlık veren sanatçılar iç birikimin tümüyle dışa vurumuna ağırlık vermiştir. Derinliği olmayan yeni mekânlar üzerinde kurulan sanat eserleri seyirci için ima edilen bir özümseme ortamı yaratmayı hedefleyerek, boşluk içinde şartlanmışlıktan onu kurtarmayı amaçlamaktadır. Bu anlayışla ruhsal armoninin tesisi önemle ele alınmıştır.
Frans Klein’in Sünger ve taş kullanarak yaptığı Soyut Dışavurumcu bir çalışma.




