19.12.2009 20:41
Yazarlar "sağ sanat"a ne diyor?
Kuşluk Vakti, muhafazakarlarda kültür sanat tartışmasına “olayın merkezindekilere” sormuş. İlgiyle okuyacaksınız.
Kuşluk Vakti’nin aralık sayısındaki soruşturma dosyası: “Muhafazakâr kesimin kültür-sanat alanındaki boşluğu” üzerine şekillenmiş. Dergi, şair ve yazarlara aşağıdaki soruları sormuş.
1. 'Muhafazakâr kesim'deki Kültür-sanat alanındaki derin boşluğun nedenleri nelerdir?
2. Bu boşluğun oluşmasından kimler sorumludur?
3. Bu boşluğu doldurmak için neler yapılmalıdır?
Muhafazakar kelimesine bir ünlem işareti koyup şair ve yazarlardan alınan cevapları ç-alıntılayarak sizlerle paylaşıyoruz.
Sadık Yalsızuçanlar
'Muhafazakâr kesim' ifadesi tabi yeterince tanımlayıcı değil. Tartışmalı, sorunlu bir ibare. Ama ima ettiği şeyi veri alırsak, bu alanda da genelleme yapmak güç. Zira Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu gibi büyük şairlerin temsil ettiği bir modern Türkiye şiiri var. Bu, dünya şiirinin ufukları bakımından son derece dikkate değer. Sanatın şahsi alanları, yani kişiselliğe özgü alanları bakımından söz konusu 'kesim'in gürbüz damarlara sahip olduğu söylenebilir. Sinema, tiyatro gibi alanlarda 'boşluk' var. Bu, o 'kesim'(ler)in hakikatle ilişkisini konu alan bir şey. Bir kriz yaşıyoruz.
Bu derin krizin içinden geçen herkes bundan nasibini almış durumda. 'Sol kesim' gerçekten özgün bir film dili üretebildi mi? Rahatlıkla evet diyemiyoruz. Bu topraklara özgü film dili hâlâ yok. Tiyatro da öyle. Üstelik ikisinin de geleneksel referansları var. 'İslamcı' gelenek o büyük krizden en fazla nasiplenen 'kesim' oldu. Bu sürecin bir zaman devam edeceğini sanıyorum. Güzelliğin lüks bir kategori olarak algılandığı, çirkinliğin bizatihi bir form olarak görüldüğü bir zamandayız. O 'kesim' de bu yanlışla malul. Ne yapacağız? Yoksulluğun insanı Allah'a ulaştıran en güzel yol olduğuna inanacağız. Gece namazı kılacağız. İbn Arabi'nin ilk şeyhinin ona telkin ettiği ilkeye yapışacağız. Kendimize, 'yeryüzündeki en kötü insan benim' diye telkin edeceğiz. Niyazi Mısri'yi anlamaya çalışacağız. Doğular da Batılar da Allah'ındır diyeceğiz. Cümle varlığı bir nazarla bakmayı öğreneceğiz.





