Şu An Buradasınız: Anasayfa GÜNCEL Haberler - Bilim ve Teknoloji

Risale Akademi

Bilim ve Teknoloji [Haber]

İlaçta yerli molekül için ilk adım Ege Tıp’ta atıldı

e-Posta Yazdır PDF

Sanofi-Aventis, sadece California ve Harvard ile yaptığı Ar-Ge anlaşmasının benzerini Ege Üniversitesi ile yaptı. Ege Tıp Fakültesi, ilaç geliştirerek molekül ihraç edecek.

Yaşar Kızılbağ

TÜRKİYE’Yİ  Ar-Ge merkezi olarak belirleyen Sanofi-Aventis, bugüne kadar ilaç geliştirmek için California ve Harvard Üniversitesi ile yaptığı anlaşmanın bir benzerini Ege Üniversitesi ile yaptı. Türkiye’de ilaç keşfinin yolunu açmak için atılan bu adım sayesinde bir yabancı ilaç şirketi Türkiye’de bir tıp fakültesi ile geniş kapsamlı bir işbirliğine imza atmış oldu. Anlaşmayla ilgili düzenlenen toplantıda bilgi veren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, Sanofi-Aventis ile yol arkadaşlıklarının 15 yıldır sürdüğünü belirterek “Üniversite olarak ilaç geliştirmek için iyi bir yerde olduğumuza inanıyorum” dedi. Prof. Yılmaz “Hükümetin 5746 sayılı Araştırmayı Destekleme Kanunu bizi teşvik etti. Bu konuda hükümete teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Serhat Bor ise “Artık tıp fakültelerinin inovasyona dönme vakti gelmişti. Kendi ilacımızı kendimiz bulursak molekül ihraç etme aşamasına geleceğiz. Artık dahilerin buluş yaptığı yıllar geride kaldı. Artık buluşlar ekip işidir” diye konuştu. Bor, Sanofi Aventis’in neden kendilerini tercih ettiğini ise “Herhalde Türkiye’nin Harvard’ıyız ki bizimle anlaştılar” sözleriyle anlattı. Sanofi-Aventis Türkiye Medikal Direktörü Edibe Taylan ise 15 yıldır Türkiye’de klinik araştırmalar yaptıklarını hatırlatarak “Bu anlaşma bunun son halkası oldu. Ege Üniversitesi ile doku uyuşması yaşadık” dedi.

SANOFİ-AVENTİS TÜRKİYE BAŞKANI:

Bizi bir Türk şirketi olarak algılayın

SANOFİ-Aventis Türkiye Ülke Başkanı Olivier Guillaume ise 3 yıldır Türkiye’de olduğunu belirterek “Türkiye dinamik bir ülke” dedi. Türkiye’nin Brezilya ve Çin gibi geliştiğini belirten Guillaume “Türkiye’de yatırımlarımızı daha da artıracağız” dedi. “Bizi bir Türk şirketi olarak algılayın” diyen Guillaume uluslararası bir şirket olmalarına rağmen bir Türk gibi hareket ettiklerini anlattı. Ege Üniversitesi ile yapılan anlaşmaya da dikkat Guillaume “Bu adımın Türkiye’nin Ar-Ge alanında dünya çapında önemli bir oyuncu olmasında bir dönüm noktası olacağına bütün kalbimle inanıyorum” dedi.

Star

 

Anadolu Yapı Medeniyeti ve Depremler

e-Posta Yazdır PDF

Anadolu yapı medeniyetini araştıran arkeologlar İstanbul'da 1600 yıldır dimdik ayakta duran yapının sırrına temeline inince vakıf oldu.Kabe, Ayasofya ve Süleymaniye Camisi'nin temelinde de aynı sistem var
Anadolu yapı medeniyetini araştıran arkeologlar, binlerce yıldır ayakta kalan tarihi yapıların temellerinde deprem sönümleme sistemlerinin uygulandığını belirledi.

İlk uygulaması M.Ö. 1900'lü yıllara dayanan ve uygulandığı yapıların geçmişten bugüne hala ayakta kaldığı deprem izolatör sistemi ''Orthostat'' 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi'nin 11. sayısında tüm yönleriyle ele alındı.

Jeoloji uzmanı Ali Bayraktar tarafından kaleme alınan ''Tarihi Yapı Temellerinde Uygulanan Deprem Sönümleme Sistemleri '' başlıklı yazıda, Kabe, Augustus Tapınağı, Ayasofya ve Süleymaniye Camisi'nin temellerinde de aynı sistemin kullanıldığı belirtiliyor.

Yazıda, Anadolu yapı medeniyetlerini araştıran arkeologların araştırmaları çerçevesinde, ''tarihi yapılarda, taşıyıcı beden duvarlarının altına isabet eden temel duvar kısımların tabaka tabaka, harç kullanılmadan kırık taşlarla örüldüğünü, böylelikle tabandan gelen deprem yüklerinin, yapının üst katmanlarına geçmesine engel olan sisteminin keşfedildiğini'' belirledikleri kaydedildi.

Arkeologların ''Orhostat Taş Döşeği Sistemi'' adını verdikleri bu uygulamanın görüldüğü yapılar arasında Kabe, Agustus Tapınağı, Ayasofya ve Süleymaniye Camisi'nin de yer aldığı ifade edildi.

SİSTEMİNİN İLKELERİ VE ÇALIŞMASI

Yazıda, sistemin ilke ve çalışması ile ilgili şu bilgilere yer verildi:

''Temel tabakası sağlam zeminden itibaren kırık taşlarla tabaka tabaka örülen sistem yer üstüne çıkınca, 'düzleme tabakası' ile sonlandırılmış. Temelde kullanılan taşlarla mukayese dahi edilemeyecek büyüklükteki taşlarla yapı beden duvarlarına taban teşkil edilmekte. Bu tabakada kullanılan taşlar 1,50 metre genişliğinde 1,80–2,00 metre yüksekliğinde 3,0 metre ile 5,0 metre boyunda. Bu büyüklükteki taşlar, kırık taşlarla örülen temel tabanının üstüne yerleştirilir. Kırık taş taban 10-20 santimetre büyük taşlardan dışarı taşmakta. Taş döşeğin teşkili için büyük taşlar yerine yerleştirildikten sonra alt boşlukları kırık taşlar ile sıkıca doldurulmakta. Bu tabakanın altında enine, boyuna ve dikine hiçbir bağlantı yapılmamaktadır. Bu tabaka tam bir yatay derz oluşturmaktadır.''

Hazreti İbrahim'in ateşe atılma hikayesinin de ele alındığı yazıda, ateşin ortasına açılan su kuyusundan yükselen buharla ateşin sönmesi ve Hazreti İbrahim'in kurtuluşu bilimsel olarak anlatıldı.

Kendisi için hazırlanan devasa ateşten kurtulan Hazreti İbrahim gördüğü rüya üzerine Mekke'ye yola çıkar. Düşünde bildirilen su kuyusunun üstü açılır ve böylece Kabe'nin ilk yapılan temel taşlarına ulaşılır. Hazreti İbrahim kırık taşlardan oluşturduğu temelle bugün bile kullanılan Allah'ın ilk mabedini yapar.

Hazreti İbrahim'in yapı sanatının Anadolu'da 500 yıl tüm deprem bölgelerinde uygulandıktan sonra unutulduğu ifade edilen yazıda, bu döneme ait hiçbir yapının günümüze kadar ulaşamamış olmasını arkeologların bu asırları Anadolu mimarlık tarihinin kara yılları olarak nitelendirdikleri ifade edildi.

M.Ö 900 yılında bu sistemin yeniden bulunduğu ve tüm deprem bölgelerinde tekrar uygulanmasıyla mimarlık tarihinin tekrar yazıldığı kaydedilen yazıda, bu tekniğin en bilinen ve görülen uygulamasının İstanbul Sultan Ahmet Meydanı'ndaki Dikili Taş'ın temeli olduğu, M.S. 390 yılında dikildiği bilinen tek parça granit taşın, İstanbul'un önemli depremlerinde bile yerinden santim oynamadığı vurgulandı.

Anadolu yapı mühendisliğinin temelini oluşturan ve Osmanlı yapı standartlarına şekil veren bu keşfin Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması ile unutulduğu belirtilen yazıda, modern deprem yapı mühendisliğinin eskinin buluşlarından ve tecrübelerinden yoksun, tarihi geçmişi olmayan bir bilim olarak yürütüldüğü görüşüne yer verildi.
Habervaktim

 

 

Uykusuzluk 'cesur' yapıyor

e-Posta Yazdır PDF

ABD'de 29 yetişkin üzerinde yapılan bir deneyde uykusuz bırakılan deneklerin, uyuyanlara göre maddi konularda daha riskli ve cesur kararlar aldıkları tespit edildi.
Yeterli uykunun özellikle finans sektörü çalışanlarının başarısına etkisini araştıran ABD'nin Duke Üniversitesi'nin bulumsel deneyinde, 29 yetişkinden bir gün derin uyku uyuduktan sonra, diğer gün ise uykusuz bırakıldıktan sonra maddi konularda kararlar almaları istendi. Yaş ortalaması 22 olan bu kişiler, uykusuz gecenin sabahında daha cesur ve riskli kararlar aldı. Neuroscience dergisinde yayınlanan araştırmayı yorumlayan Türk uzmanlar uykusuzluğun kişiyi biyolojik olarak iyimser hissettirdiğini ancak bu durumda alınan kararların kişinin düşünmeden attığı adımlarla faciaya yol açabileceği uyarısını yaptı.

'UYKUSUZLUK DURUMUNDAKİ İYİMSERLİK VE ÖZGÜVEN TEHLİKELİ'
Doç. Dr. Serdar Dağ (Nörolog): Uykusuzluk vücut direncini düşürür. Dolayısıyla da şuursuzca, yorgunluktan dolayı "Ne olursa olsun" diyerek karar alınmış olabilir. Daha teferruatsız karar alır, olaya sabit bakar. Yorgunluktan dolayı zihni üst seviyede düşünme kabiliyetini yitirir. O anı geçiştirir. Olayı çabuk geçiştirmek ister çünkü tahammülü yoktur. Düşünceden alınan karar yanlış karardır. Cesaretli karar demek, işi riske atmak demektir. Para kaybı olabilir, belki bir faciaya rol açabilir. Önemli kararlar almadan önce iyi uyumak gerekir.
Prof. Dr. Hakan Kaynak: Uykusuzluk kişileri iyimser yapıyor. Ama alınan iyimser kararlar, doğru karar alınmış demek değil. Kişi uykusuz olduğu için acele karar alıyor. Oldu bittiye getiriyor. Bu da kesinlikle önermediğimiz bir durum.
Prof. Dr. Hikmet Yılmaz (Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı): Vücudumuz uykusuz kaldıkça bazı hormonlar devreye giriyor. Seratonin denen hormon fazla salgılanıyor. Bu da öfori dediğimiz şeye neden oluyor. Yani siz keyfi bir 'mutlu aldırmazlık' içinde oluyorsunuz. Garantici birisiniz ve çok dikkatli araç kullanıyorsunuz ama bu öfori hali sizi değiştiriyor. Bir anda fren yapıyorsunuz, ani viraj dönüyorsunuz. Dikkatli halin yerini bu hal alıyor. Uzun yol şoförlerinin çok sık kaza yapmalarını araştırırken aşırı bir özgüvenle ,"Bana bir şey olmaz, bunu da geçerim, başarırım" dedikleri anda kaza yaptıklarını gördük. Aslında gerçeklikle bağdaşmayan ve tehlikeli bir iyimserlik hali. Uykuyu tekrar hissetmeye başladığımız öğle sonrası saatlerde alışılmışın dışında tutuk, cesaretsiz, çabasız, tereddütlü bir ruh hali kişiyi sarıyor
Sabah

 

 

Uzaktan kumandalı hamamböcekleri!

e-Posta Yazdır PDF

Amerikalı bilim adamları canlı hamamböceklerini uzaktan kumandayla istenilen şekilde yöneten cihaz geliştirdi.

AOL News’un haberine göre, Backyard Brain adlı firma hamam böceklerinin üstüne minyatür bir uzaktan kumanda cihazı yerleştirerek böcekleri istenilen tarafa doğru yönlendirmeyi başardı.Bilim adamlarına göre hamam böcekleri antenleriyle duvara çarparak yön değiştiriyor. Sistem de işte bu gerçekten yola çıkarak çalışıyor. Backyard Brain firması bilim adamları hamam böceğinin sırtına yerleştirdikleri küçük cihazla böceğin antenlerine elektrik vererek duvara çarptığı hissi uyandırıyor.

Buna göre, böcek sola doğru yönlendirilmek istendiğinde sol antene, sağa yönlendirilmek istendiğinde ise sağ antene uzaktan kumandayla uyarı veriliyor. Firmanın kurucularından Greg Cage, buluşun uzun vadede Alzheimer gibi hastalıklara karşı etkin tedaviler geliştirmede yararlı olacağını belirtiyor.

Ancak buluş hayvan hakları savunucularını bilim dünyası kadar sevindirmedi. Hayvan hakları savunucuları böceklere elektrik uyarısı verilerek yönlendirilmesini ve üzerlerine ağırlık takılmasını “işkence olarak niteledi.

Firma ise kendini hayvanlar kısa zamanda iyi bir emeklilik hayatı kazandırdığını söyleyerek savundu. Greg Cage uzaktan kumanda deneylerinde kullanılan hayvanların emekli olduktan sonra yavrulamalarına izin vererek onlara taze sebzeyle en iyi şartlarda baktıklarını açıkladı.

cnnturk.com

 

İran uçan daire yaptı

e-Posta Yazdır PDF

İran, Kavoşgar-4 adlı füzeyle uzaya yaşam kapsülü fırlattığını açıkladı.Deneme başarılı olursa uzaya önce hayvan, 2020’de de insan taşıyan kapsül gönderecek olan İran, bir de uzaktan kumandalı uçan daire yaptı.


2020’DE İNSAN GÖNDERECEK


İran, dünya dışına canlı göndermek için geliştirdiği yaşam kapsülünü Kavoşgar-4 adlı füzeyle uzaya fırlattı. Resmi haber ajansı IRNA’dan gelen bilgiye göre cumhurbaşkanlığı, “İran İslam Cumhuriyeti, ilk yaşam kapsülünü Kavoşgar-4 füzesini kullanarak başarıyla fırlatmıştır” açıklamasını yaptı. İran Uzay Ajansı tarafından yürütülen çalışmanın geçtiğimiz salı günü gerçekleştirildiği bildirildi. Bu deneme başarılı olursa uzaya önce hayvan göndermeyi planlayan İran, 2020 yılında da “insan taşıyan kapsül” hedefine ulaşmayı amaçlıyor.


UÇAN DAİRE DE YAPTILAR


Kapsülü taşıyan Kavoşgar-4 füzesi ise geçtiğimiz ay kamuoyuna tanıtılmış ve 120 kilometre irtifaya kadar yük taşıma kapasitesi olduğu açıklanmıştı. Öte yandan İran uçan daire de yaptı. “Zuhal” adı verilen ve uzaktan kumandayla hareket ettirilebilen uçan daire, ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından tanıtıldı. İran Havacılık ve Uzay Endüstrisi’nin geliştirdiği aletin keşif görevi yapacağı söylenirken, aldığı görüntüleri kumanda merkezine gönderebileceği de belirtildi. Büyüklüğü bir tava kadar olan uçan daire hem açık havada hem de kapalı alanlarda uçabiliyor.

airnewstimes.com

 
Sayfa 1 > 3

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 64 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter