Şu An Buradasınız: Anasayfa GÜNCEL Haberler - Sivil Toplum

Risale Akademi

Sivil Toplum

Risale Akademi Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması

e-Posta Yazdır PDF

22 - 24 Nisan tarihlerinde Afyon Sandıklı Park Otel’de gerçekleştirilen YENİSİAD aile buluşmalarının konuğu Risale Akademi oldu.
2009 yılında kurulan Risale Akademinin tanıtım filminin ardından, Akademik kurul üyesi Dr. İsmail Benek, Akademi’nin vizyonunu ve perspektifini anlattı. Yürütülen çalışmalar katılımcılarla paylaşıldı. Özellikle anabilim dalları bazında Risale-i Nur araştırmaları ilgi uyandırdı.
 

İslam ülkelerinin fikir adamları İstanbul'da buluşuyor

e-Posta Yazdır PDF

İKT üyesi ülkelerin düşünce kuruluşu temsilcileri üç gün boyunca, soğuk savaş sonrasındaki dönemin etkin kavramı Kamu Diplomasisi’ni İstanbul’da masaya yatıracak.
İKT (İslam Konferansı Teşkilatı) Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu’nun ikincisi 30-31 Mart 2011 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. “Kamu Diplomasisi” alt başlığını taşıyan Forum’a İKT üyesi yaklaşık 50 ülkeden düşünce kuruluşlarının başkanları, uzman ve akademisyenler, diplomatlar, üst düzey devlet adamları ile basın mensupları katılacaklar.

Açılış konuşmalarını TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, T.C. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörü Doç. Dr. İbrahim Kalın, İKT Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Gambia Dışişleri Bakanı Momodou Tangara, Kırgızistan Olağanüstü Durumlar Bakanı Chotonov Duishonkul, KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Bangladeş Devlet Bakanı H. T. Imam’ın yapacağı Forum Barcelo Eresin Topkapı Otel’de icra edilecek.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM’a bağlı İslam Ülkeleri Enstitüsü tarafından organize edilen Forum’da temalar “Teorik - Kavramsal Çerçeve ve Kamu Diplomasisinin Aktörleri”, “Güvenlik ve Kamu Diplomasisi”, “Eğitim, Kültürel Etkinlikler ve Kamu Diplomasisi”, “Dış Politika ve Kamu Diplomasisi”, “Ekonomik ve Kültürel Faaliyetler ve Kamu Diplomasisi” ve “İslam Ülkelerinde Sivil Toplum Hareketleri, Demokrasi ve Kriz Yönetimi” olarak belirlenmiş.

ŞENSOY; İSLAM DÜNYASI KAMU DİPLOMASİSİ KAPASİTE İNŞASINDAN HABERSİZ

Yaptığı açıklamada küreselleşmenin ekonomik, siyasal ve kültürel sonuçlarının yeni uluslararası sistemi doğrudan etkilediğine, Soğuk Savaş Döneminde ve sonrasında tek kutuplu dünya düzeninde kullanılan pek çok araç ve tekniğin, bu yeni uluslararası sistemde çalışmayıp etkisiz kaldığına değinen TASAM Başkanı Süleyman Şensoy “beliren çok kutuplu “Yeni Dünya Düzeni”; iletişim, bilişim, düşünce, strateji ve teknoloji üzerine oturmaktadır” dedi.
 
Başkan Şensoy çok kutuplu yeni uluslararası sistemde ülkelerin etkinlik ve refahlarını artırmak, iç-dış politikalarında hedeflerine ulaşmak, ülke olarak belirledikleri stratejik vizyonu uygulayabilmek için “kamu diplomasisi”nin çok önemli bir yöntem olarak öne çıkmakta olduğunu söyledi.Başkan Şensoy çok kutuplu yeni uluslararası sistemde ülkelerin etkinliklerini artırmak, dış politikalarında hedeflerine ulaşmak, ülke olarak belirledikleri stratejik vizyonu uygulayabilmek için “kamu diplomasisi”nin çok önemli bir yöntem olarak öne çıkmakta olduğunu söyledi.

“SERT GÜÇ” YERİNİ “YUMUŞAK GÜÇ”ÜN CAZİBESİNE BIRAKIYOR

Başkan Şensoy sözlerini şöyle sürdürdü: “Soğuk Savaş Dönemi ve tek kutuplu dünya düzeninde ülkelerin çoğunlukla kullandığı “sert güç” kavramı, yeni uluslararası sistemde yerini “yumuşak güç” kavramının cazibesine bırakmaktadır. Yumuşak gücünü etkili bir şekilde kullanmayı başarabilen ülkeler, sert güç kullanarak elde ettiklerinden çok daha fazlasını kazanabilmekte; aynı zamanda uzun vadeli iş birliklerini de sürekli kılabilmektedir. TASAM olarak planladığımız 2. İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu: Kamu Diplomasisi”; çok kutuplu yeni uluslararası sistemde İKT ülkelerinin sahip olduğu imkân ve potansiyelden en üst seviyede yararlanabilmelerine, karşı kamu diplomasisi kapasite inşa etmelerine ve yumuşak gücü etkili bir şekilde kullanabilmelerine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır”.

OTURUM BAŞKANLARI BANGLADEŞ, MISIR, KKTC, TUNUS VE BOSNA HERSEK’TEN

Forum’da oturum başkanlıklarını Bangladeş Girşim Enstitüsü’nden Büyükelçi Humayun Kabir, Mısır’daki Arab Birliği Genel Sekreterliği Ofisi’nden Büyükelçi Hicham Youssef, Mısır Dışişleri Konseyi’nden Büyükelçi Sayed Almasry, KKTC Eski Meclis Başkanı ve Başbakanı Hakkı Atun, Tunus’taki Uluslararası Araştırmalar Grubu’ndan Büyükelçi (E) Kerkeni Ezzedine ve Bosna Hersek Dışişleri Bakanlığı’ndan Özel Yetkili Büyükelçi Nusret Cancar yapacak.
 
Forum’un ikinci günü sonunda saat 17:45-19:00 saatleri arasında Forum ile İlgili Genel Değerlendirme ve Basın Toplantısı gerçekleştirilecek.
Timetürk

 

 

Doğru tanım, çözümü de getirir

e-Posta Yazdır PDF

Amerikan Akademi çevrelerinin en saygın ödüllerinden biri olan 'Malcolm Kerr Sosyal Bilimler Ödülü'nün bu yılki sahibi genç Türk siyaset bilimci Dr. Hamid Akın Ünver oldu. İngiltere Essex Üniversitesi'nde yaptığı 'Kürt Sorununu Tanımlamak' başlıklı teziyle kazanan Ünver ile çalışmalarını konuştuk

Sizin çalışmanızı diğerlerinden ayıran neydi?
Her sene farklı üniversitelerden seçilen ve isimleri açıklanmayan profesörlerden oluşan bir jüri karar veriyor buna. Benim tezimin seçilme nedeni olarak “Dr. Ünver’in tezi girift ve çetrefilli bir mesele olan Kürt sorununa bilimsel bir tarafsızlık ve ciddiyet ile yaklaşmıştır. Komite, Dr. Ünver’in teorik tartışmasındaki sofistikasyon ve metodolojisindeki titizlik sebebiyle kendisini bu ödüle layık görmüştür” açıklaması yapıldı.

Çalışmanızda, Kürt sorununda spesifik olarak eğildiğiniz taraf neydi?
Tezim, Kürt meselesinin en şiddetli ve ekseriyetle ‘Kayıp on yıl’ olarak tanımlanagelen 1990-1999 seneleri arasında TBMM, Amerikan Kongresi ve Avrupa Parlamentosu’nda bu meselenin ne şekilde tartışıldığını ve nasıl tanımlandığını karşılaştırmalı bir şekilde ortaya koyuyor. Tezimin ana problematiği şu: Kürt meselesinin çözümsüzlük sebeplerinin başında bu meselenin ‘ne olduğu’ konusunda toplumsal bir fikir birliği olmaması geliyor. Amacım, ‘Kürt meselesi’ denen durumun bütün tanım eksenlerini ortaya çıkartmak ve somut olarak ne şekilde tanımlandıklarını bulmaktı.

Tanımlamak önemli bir adım, değil mi?
İyi tanımlanmış bir sorun, çözümü beraberinde getirir. Bu hiç şaşmayan bir kuraldır. Bir meselenin çözümünde büyük sıkıntılar çekiliyorsa, o zaman sorunun aslen ne olduğu bilinmiyor ve iyi tanımlanmıyor demektir. Farklı sebeplerden herkesin eleştirebileceği açılım sürecinin tıkandığı nokta da aynen buydu. Muhalefet ‘Nedir bu açılım? İçinde neler var?’ derken aslında ‘Kürt meselesi nasıl tanımlanacak?’ demeye getiriyordu. Bu anlamda bütün sürecin bana göre zirve noktası ve diğer benzer süreçlerden bir adım ileri gitmesinin sebebi İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın toplumun farklı kesimlerinden sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve bölgeden kanaat önderleriyle görüşme siyasetiydi. Meselenin çözümüne yönelik atılan en doğru adım buydu.

Ama sonra süreç tıkandı.
Tanımın belli kişilerin kararıyla değil, bütün bir toplumun fikir birliğiyle verilmesi gerekliliği ortaya çıkınca süreç tıkandı. Öteki türlü toplumun geniş kesimleri bu gizlilikten rahatsız oluyor. Tezimin temel argümanı da bu: Kürt meselesinin ne olduğu hakkında demokratik ve toplumsal bir konsensus gerekiyor. Süreç durmuş olabilir, ancak tekrar ilerlediği zaman hükümetin bu konuda atabileceği en acil ve elzem adım Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ‘Kürt meselesinden’ ne anladığı ve bunu nasıl tanımladıklarına dönük araştırma, tartışma ve demokratik fikir beyan forumlarının yaratılması olacaktır. Bir başka deyişle ‘Kürt meselesi nedir?’ sorusuna verilecek cevap demokratik bir toplumsal konsensus içermelidir.

Daha önce Radikal’e yazdığınız bir makalede; “TBMM’de Kürt söylemi ile ilgili farklılıklar milletvekillerinin hangi partiye üye olduklarından ziyade, olağanüstü hal bölgelerinden gelip gelmedikleriyle ve iktidar partisine üye olup olmadıklarıyla ilişkili” gibi bir ifade var. Çalışmanızın buna benzer ilginç sonuçları var mı?
Çalışma esnasında beni geçin, bu konuyla yıllardır uğraşan insanları bile çok şaşırtacak birçok bulgu çıktı. Örneğin; 1990’ların sonuna kadar milletvekilleri ve devlet organlarının büyük bir bölümü -silahlı kuvvetler dahil- bu meselenin neden aniden bu kadar alevlendiğini anlayamamış. Bu sebeple Ankara ile sınır birlikleri arasına, askeri terim kullanmamız gerekirse, ‘savaş sisi’, yani silahlı mücadelelerin ilk safhalarında meydana gelen kaos ve iletişim problemi, sorunu başgöstermiş. Bu mesele anlaşılamadığı için de genellikle ‘dış mihraklar’ diye başka bir söylemsel ‘balon’ yaratılarak olan biten her şey bu söylem üzerinden açıklanmaya çalışılmış. Örneğin 1995’te İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, kendisine yöneltilen ‘Van ilinde büyükbaş hayvancılığa dair sorunlar’ konulu yemleme ve çayır alanlarıyla ilgili bir meclis sorusuna, bölgedeki büyükbaş hayvanları PKK’nın öldürdüğünü, bunun müsebbibinin de ‘dış mihraklar’ olduğunu iddiasıyla cevap vermiştir. Bunun gibi seracılık, yol yapım, sağlık hizmetleri ve hatta İzmir’deki su sıkıntısıyla ilgili muhalefet eleştirilerine bile sürekli olarak ‘dış mihrak’ cevabı verilmiş.

‘Chapman stick’ çalan ilk Türk Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde alan Ünver, daha sonra ODTÜ, Avrupa Çalışmaları bölümünde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Essex Üniversitesi’nde tamamladığı doktorasının ardından Michigan Üniversitesi’nin Ortadoğu Çalışmaları ve Avrupa Birliği Çalışmaları bölümlerinde çalışma yapan Ünver şu an Princeton Üniversitesi, Öğretim üyesi.
Akın Ünver aynı zamanda müzikle de ilgileniyor. Kaliforniyalı müzisyen Emmett Chapman tarafından icad edilen Chapman Stick’i çalabilen ilk Türkiyeli olan Ünver, bu saz ile Bach lut süitlerini icra ettiği bir albüm üzerine de çalışıyor.

Elif Ekinci-Radikal

 

 

Başörtüsü karşıtı rektörü yök'e şikayet etti

e-Posta Yazdır PDF

Fırat Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ahmet Baylar, eşinin başörtülü olması nedeniyle kendisini fişlediği ortaya çıkan rektör Feyzi Bingöl hakkında YÖK'e başvurdu.
Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Baylar, eşinin başörtülü olması nedeniyle kendisini fişlediği ortaya çıkan Fırat Üniversitesi Rektörü Feyzi Bingöl hakkında Yükseköğretim Kurulu'na başvurdu.

Eşinin başörtüsünden dolayı fişlendiğini, profesörlük kadrosunun bir türlü verilmediğini belirten Baylar, şunları söyledi: "Rektör Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl'ün yaptığı bu işlem fişleme olup, ağır bir insan hakları ihlali, utanç verici bir suç ve büyük bir skandaldır. Anayasa'ya, kanunlara ve uluslararası mevzuata aykırı olup kim olursa olsun bunu yapmaya hakkı yoktur. Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl'ün rektör olarak görev yaptığı dönemlerde maruz kaldığım haksız uygulamalar yapılan fişlemenin uygulamaya geçirildiğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bingöl'ün yaptığı fişleme kişilik haklarıma saldırı ve hukuka aykırı bir uygulamadır. Rektör Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl görev ve yetkisini ihlal ederek, kişilik haklarıma saldırı ve hukuka aykırı bir uygulama gerçekleştirmiştir. İlgililer hakkında gereğinin yapılmasını arz ederim."

Zaman

 

 

Değişim kavşağında din

e-Posta Yazdır PDF

İstanbul Kongre Merkezi'ndeki Değişim Liderleri Zirvesi'e katılan Geeorge Washington Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hossein Nasr bugün değişimin her alanda görüldüğünü, dünyanın belirli ilkeler doğrultusunda değiştiğini belirterek, ''Değişimin kavşak noktasındayız. Kendimizi toparlamazsak değişim isteği değişimin de sonu olacak'' diye konuştu.

Nasr, İslami açıdan laiklik diye bir şey olmadığını, laiklik sözcüğünün Arapçada da Farsçada da bulunmadığını vurguladı.

Allah'ın her şeyi yarattığını, ''laik kelebekler, dini kelebekler var'' denilemeyeceğini ifade eden Nasr, laiklik teriminin bugün kullanılan terimle hiçbir bağı olmadığını kaydetti.

Ateistin iyi ahlaklı biri, hatta dindarlardan daha iyi olabileceğini söyleyen Nasr, ''Onlar Tanrı'ya inanmadan Tanrı'nın varlığını kanıtlamaya çalışıyorlar. Kimseyi öldürmüyorlar, dindar biri kadar hayır işleri işleyebilirler, ancak hareketlerinin kaynağını reddederler'' dedi.

Vatikan Dinlerarası Diyalog Konseyi Genel Sekreteri Başpispokos Pier Luigi Celata da dünyanın hızlı bir şekilde değiştiğini, dinin kamu alanına yeniden girmiş durumda olduğunu ve yaşam tarzlarının radikalleştiğini söyledi.

Haberler

 

 

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 57 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter