Şu An Buradasınız: Anasayfa GÜNCEL Yazarlar Doç. Dr. AHMET YILDIZ

Risale Akademi

Doç. Dr. AHMET YILDIZ

Bediüzzaman niye müsbet hareket etti?

e-Posta Yazdır PDF

Risale Haber-Haber Merkezi

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Ahmet Yıldız, Bediüzzaman Said Nursi'nin "Müsbet Hareket" metodunu değerlendirdi.

1963'te Martin Luther King'in, Washington'da, Lincoln anıtının önünde yüz binlerce kişiye, eşitlik değeri üzerinden, "Bir hayalim var" diye haykırdığını belirten Yıldız, Zaman'daki yazısında "Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam" diyen Bediüzzaman Said Nursi'nin de Martin Luther gibi bir hayalinin olduğunu söyledi.

Bediüzzaman'ın "Bu gaye-i hayali"ni gazeteci Eşref Edib'e 'Cemiyetin iman selametini sağlamak ve Kur'an'ın yeryüzünde cemaatsiz kalmasını önlemek için hem dünyasını hem de ahiretini feda etmek' olarak anlattığını vurgulayan Yıldız, "Bu yazıda, Bediüzzaman'ın ortaya koyduğu fikir ve aksiyon çizgisinin, temel hak ve hürriyetlerin hayata aktarılmasında hem proaktif hem de reaktif bir strateji olarak benimsediği müsbet hareket yöntemine ilişkin birkaç hususu paylaşmak istiyorum. Bediüzzaman, her türlü kötülüğün kaynağı olarak gördüğü siyasi istibdadın kaldırılması, bunun yerine hangi adla olursa olsun, bu Cumhuriyet de olabilir, yeni istibdat rejimlerinin kurulmaması için "kuvvetin kanunda olduğu", kanunların da üst evrensel normlara tabi olduğu, adalet ve meşverete dayalı, hem başkasına zulmetme ve haklarını ihlal etmeyi hem de kişinin kendisine zulmedilmesini, buna nefsin esareti altına girme de dahil, engelleyen, şefkat ve şehamet-i imaniyeden oluşan hürriyet-i şer'iyyeyi esas alan Meşrutiyet-i Meşruayı, sosyo-politik örgütlenmenin temel çerçevesi olarak önerir. Toplumsal işbölümü ve dayanışmanın zemini olarak, aşiret asabiyetinin milliyet duygusuyla ikame edildiği, milliyet duygusunun da İslam kardeşliğiyle ışıklandığı Müslüman üst kimliğine duyulan bağlılığın harekete geçirdiği bir Cumhuriyetçilik anlayışıyla, insanlık değeri açısından herkesin eşitliğini vurgulayarak demokratik teoriyi perçinler. Dinin bile devlet koruması yerine ona inanan müminlerin sahiplenmesiyle temadi edeceğini belirterek, bireysel iradelerin siyasi katılım yoluyla kendisini aktif olarak ifade ettiği bir siyasi çerçeveyi, hayvanlıktan insanlık mertebesine yükselme olarak değerlendirir" dedi.

 

Demokratik Açılım-5

e-Posta Yazdır PDF

Doç. Dr. Ahmet Yıldız'ın SETÜD'de "Demokratik Açılım" konusunda yaptığı konuşma metninin V. bölümü








I. Bölüm için buraya tıklayınız.
II. bölüm için buraya tıklayınız.
III. bölüm için buraya tıklayınız.
IV. bölüm için buraya tıklayınız.


-(Katkı): Faili meçhulleri de ekleyebiliriz.

-Evet faili meçhulleri de eklediğinizde dolayısıyla bir hareketin objektif zemini var, ama bu reel bir hesaplaşma değil, o mağduriyetleri yaşayan bir kısım inançlı insanlar, inançlı olmaları hasebiyle onlarla aslında paylaştıkları hiçbir ortak payda yok, ama artık şunu da görmek gerekiyor insanlar inançları ve siyasal davranışlarıyla her zaman bire bir örtüşme içinde değil, o sosyalleşme biçimleri değişiyor. Dolayısıyla yalpalamaların, farklı yaklaşımların bununla ilişkisi var. Sizin de sorduğunuz diğer soruya benim verebileceğim cevap demek ki bu kuşak da Cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle yoğrulmuş, esas sadakati ona dönük, kendisini onunla emniyette hissediyor, çıkarlarını da ona bağlıyor ve devletin bekasını da onunla tanımlıyor. Bunu demokratik sistem içinde açığa çıkarma ihtiyacını çok hissetmemişlerdi belki. Şimdi açıktan ortaya koyuyorlar ve saflarını da o şekilde belli ediyorlar. Bu bir tercih. Onları açık bir olarak görmek de sağlıklı bir şey bence. Böyle bir tercih ortaya koyabiliyorsa, buna rağmen birileri “Hayır bu böyle değil, sen böyle değilsin, nasıl böyle dersin?” deme hakkına sahip değil. Demokrasilerde insanlar tercih değiştirebilir. Tercih değiştirdiklerini de sözleriyle beyanlarıyla yaklaşımlarıyla da ortaya koyarlar, insanlar da ona göre gereğini yaparlar. Eğer o tercihleri paylaşıyorsa beğenmeye, alkışlamaya, desteklemeye devam eder, paylaşmıyorsa da ona göre herhalde pozisyon almaya başlarlar.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Eylül 2010 21:56 )
 

Demokratik Açılım-4

e-Posta Yazdır PDF

Doç. Dr. Ahmet Yıldız'ın SETÜD'de "Demokratik Açılım" konusunda yaptığı konuşma metninin IV. bölümü 


1. Bölüm için buraya tıklayınız.

2. Bölüm için buraya tıklayınız.

3. Bölüm için buraya tıklayınız.




Soru (Dursun Sivri): Şimdi efendim, demokratik açılımın karşıtları var, tarafları var. Tarafların tam olaya cihet-i erbaasıyla vâkıf olamadıklarını düşünüyorum, ben kendimde dâhil olmak üzere. Bir de hâkim makenizmalar var. Eskiden gelen bir paradigma var ve bu paradigmaların yansımaları olarak Ergenekon vesaire vesaire, konular var yani. Ergenekon örgütlenmesi gerçekten bir saltanat kavgası mıdır? Bir paradigma, birdüşünce, bir felsefe çatışması mıdır? Çünkü onların gerekçeleri, darbelerin gerekçeleri, gerekse şimdi muhtemel gibi sunulan, bunların gerekçelerine baktığımız zaman Atatürkçülük referansı, Cumhuriyetin ve rejimin referansları, kendilerini buna haklı gösteriyorlar. Bunu da masum gösteren, darbelerin altından çıkan karakterler. İşte demokratmış gibi gösterilen, mesela; Cindoruk adını da söyleyeyim, bakıyorsun aynen darbeci geleneği savunan bir düşüncenin tezahürü. Yasalara aykırıymış şu anda mahkeme devam ettiği için, bilmiyorum, bir de 60 darbesi var.70, 80 ve 28 Şubat’a dolaylı veya direk, çoğu zaman da direk maruz kalmış misyondakiler aynı paradigmayı savunur gibi bir görüntü var. Bu zihinlerde soru işareti meydana getiriyor. Efendim demokrasi noktasından ne düşündüklerini bilmiyoruz. Dolayısıyla ben AP Gençlik Kolları Başkanlığını yapmış, bunu kırk yıldır savunan, hâlâ da o felsefe ve paradigmaya sahip olan birisiyim. Fakat bugünkü pozisyonda demokratik açılımda CHP’nin duruşu, Ergenekon, MHP’nin duruşu bir tarafa önemli değil o gayet net ve açık bir şekilde yorumlanabilir. Bu noktadaki o paradigmalar nerede birleşiyor, nerede ayrışıyor, bunu istirham edelim?

Son Güncelleme ( Cuma, 10 Eylül 2010 23:49 )
 

Demokratik Açılım-3

e-Posta Yazdır PDF

Doç. Dr. Ahmet Yıldız'ın SETÜD'de "Demokratik Açılım" konusunda yaptığı konuşma metninin III. bölümü 




1. Bölüm için buraya tıklayınız.

2. Bölüm için buraya tıklayınız.







Şeyh Said hadisesinin ortaya çıkması bu açıdan öğretici olabilir ama bunu belki de uzatmayalım. Azade örgütünün de 1923’ten itibaren içine girdiği örgütlü bir eylem hazırlığı var. Azade örgütü, bir Kürt milliyetçi örgüt. İçinde Osmanlı ordusunda görev yapmış subaylar var ve bunun dini lideri konumunda Şeyh Said var. Bunun içerisinde seküler önderler, aydınlar da güçlü ama Kürt milliyetçi hareketi 1930’a kadar aslında seküler liderliğe sahip değil. Liderlik dini liderliktir. Ulemanın liderliğidir. Ulema ve şeyhler, zaten şahıslarında birleşiyor onların.

1930 Ağrı isyanından itibaren artık Kürt milliyetçi hareketinin önderleri sekülerleşiyor. Artık orada dini figürler hiçbir zaman lider kadro içerisinde yer almayacak. O dönüşecektir ama mesela Şeyh Said’in en yakınlarından olduğu söylenen Tenli Bilal ateisttir. Bununla birlikte Şeyh Said hadisesi olgunlaşmadan gerçekleşen, patlayan bir ayaklanmadır ve bu ayaklanma bahane kılınarak Takrir-i Sükun Kanunu çıkarılır. Dolayısı ile düzeni bozan her türlü eylem söz veya örgüt hükumet tarafından kapatılabilecektir. Ama bu isyan bölgesi ile sınırlı tutulmuyor. Bütün Türkiye’de uygulanıyor. Dolayısı ile amaç o ayaklanmayı bastırmak filan değil, kurulacak yeni düzenin en güçlü şekilde hiçbir muhalefet tanımadan kuruluşunu gerçekleştirecek olan adımları atmaktır.

Ne yapıldı? Kürt adı ortadan kaldırıldı. Kürtlerin bir Türk boyu olduğu söylendi. Afet İnan’ın gerçekleştirdiği bir alan çalışması var. Doktora tezidir o. Türk ırkının antropolojik özelliklerini inceledi. İşte bahsettiğimiz; bir ırkın fiziki özellikleri nasıl ölçülür? Kanla mı ölçersiniz bunu mesela? Derinin rengiyle mi? Kafatasının büyüklüğü ile mi? O zaman yaygın olan bir eğilim kafatasının büyüklüğü. Kısa kafatasları ve uzun kafatasları. Dolikasefaller ve brakisefaller var. Çok ilginç teoriler var. Bu açıdan farklı gariplikler. Mesela Abdullah Cevdet bu açıdan özel bir isimdir. “Kutsal Emanetlerin Ruhu ya da Psikolojisi” diye kitabı var. Irkçı bir psikolojik yaklaşıma sahiptir. O zaman yaygın olan bir eğilim mesela kafatasının ya da kafanın büyüklüğü ile zekâ arasında bire bir ilişki kurmaktır. “Koca kafalı Hüsnü” diye bir espirisi vardı galiba. Kafa ne kadar büyükse, o kadar zeki olduğumuz anlamına geliyor bu. Dolayısı ile şapka numarasının büyüklüğü de kafa büyüklüğüne, dolayısı ile zekâya işaret eder. Bu çok bilimsel bir veri bu.

Son Güncelleme ( Cuma, 10 Eylül 2010 23:54 )
 

Demokratik Açılım-2

e-Posta Yazdır PDF


Doç. Dr. Ahmet Yıldız'ın 22 Kasım 2009 Pazar günü SETÜD'de "Demokratik Açılım" konusunda yaptığı konuşmanın metni












1. Bölüm için tıklayınız.

2. Bölüm

Osmanlıya milliyetçilik bu şekilde girdiğinde gayrımüslimleri öncelikle çözdüğünü ve gayrımüslim unsurların yavaş yavaş Osmanlıdan kopmaya başladığını görüyoruz. Yunanistan, Sırbistan. Bunlar artık etnik milliyetçiliğin kitleselleştiği, artık biz Yunanistan olarak yaşayalım, öbürü Sırbistan olarak yaşayalım şeklinde. Bunu din de katalize ediyor ama milliyetçilik esas itibariyle seküler bir ideoljidir. Sınıf kategorisi insan hayatının nasıl merkezi ise ve bu seküler bir nitelik taşıyorsa, millet de öyle. Yani kabile asabiyeti kötü de millet asabiyeti çok mu iyi? Onu ayrıca tartışabiliriz sorular kısmında. Her birisi ayrı bir alandır.

Osmanlı dolayısı ile devleti kendi ölçeğinde Tanzimat ve Osmanlıcılıkla kendi millet  sistemini dönüştürerek etnik milliyetçiliğin etkilerine karşı koymaya çalıştı fakat bunu başaramadı. Bu başaramama bir olumsuzluk, bir kötüleme sebebi değil. Cumhuriyetin kara edebiyatının bir parçası değil, çünkü milliyetçiliğin böyle bir yükselen gücü var. Bu güç nereden kaynaklanıyor? İyi bir soru bence. Çünkü milliyetçilik seküler bir din haline dönüşüyor. 19. yy.da özellikle bilimsel ya da biyolojik materyalizmin de çok yaygın hale geldiğini düşündüğümüzde aydın sınıfın bütünüyle dine karşı tavır aldığını görüyoruz. Tabi diğer karşı taraf dediğimizde burada da bir problem görüyoruz.

Son Güncelleme ( Cuma, 10 Eylül 2010 23:52 )
 
Diğer Makaleler...
Sayfa 1 > 2

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 68 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter