Şu An Buradasınız: Anasayfa GÜNCEL Yazarlar Prof. Dr. AHMET NEBİL SOYER

Risale Akademi

Prof. Dr. Ahmet Nebil Soyer

Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri

e-Posta Yazdır PDF
Bediüzzaman alabildiğine etkileyen ve etkilenen bir insan, bir sanatçı, hayatının bir merdiveni yok, o kadar değişik ruh hallerinde dolaşan, ve hayatının bir geometrisi çizilemeyen kaotik bir krater gölüne benzeyen bir insan. Onun hayatının bütün safhaları farklı ruh hallerinden oluşmuş, yazarlık faaliyetinin, eserlerinin hepsi farklı duygusal durumlardan meydana gelmiş. Bir his fezeyanı bir duygu okyanusu gibi, onun bu farklı ruh haletleri bir kitap olacak kadar büyük. 
 
Doğudaki medreselerde bir küçük talibi ilim iken, uygulama ile karakteri arasındaki uyumsuzluklardan, insanlarla ilişkilerinden sürekli ideali isteyen bir mizaca sahip, onun ideal olanı araması bütün hayatı boyunca devam etmiştir. Peygamberimiz nasıl kırk yıllık bekleme sürecinde ideali aramak yüzünden devamlı düşünen ve gözlemleyen bir insandı. Bediüzzaman da daha küçük yaşlarında böyle olmaz, farklı olmalı diye düşünen biriydi. İnsanların putlara taptığını uzaktan bir sinema gibi seyreden Resulullah acaba kendi ile monologlar tarzında neler düşünüyordu, onlara katılmaması bir tavırdı, ama kendine ne söylüyordu. Suriye seyahatleri sırasında tacirlerle ilişkilerinde birisi Lat ile Uzza için yemin etmesini isteyince, “Ben onların ismini bile anmam, ne yemini?” der. Öyle ise, “Sen peygambersin.” der. Bu değerlendirme ile ilk defa karşılaşır.  Peygamberimiz için yazılan kitaplara bakıyorum, matematik gibi yazılmışlar, bir merdiven gibi yazılmışlar, batılılar bütün büyükleri için merdiven gibi değil, ruh hallerini yansıtan kitaplar yazmışlar. Halide Edip,  “Peygamberimizin hayatını Medine’de yazmak isterdim.” der. Yüz yılı aşkın sürede peygamberini anlatamamış bir edebiyat görürüz, Necip Fazıl bu ananeyi bozar ve; “O ki o yüzden varız.” diye bir kitap yazar. Helal olsun üdebanın yüz akı, dev ve dahi. 
Son Güncelleme ( Salı, 15 Mayıs 2012 08:49 )
 

Mevlana ve Bediüzzaman Bir Transkıritik

e-Posta Yazdır PDF

Mevlana’nın babası “Sultanü’l-ulema Bahattin Veled’di. Anası ise türbesi Karaman’da bulunan Mader Sultan’dı. Baba kuvvetli bir şahsiyete sahip bir alim ve şeyhdir. Mevlana ilk otuz yılda 1200-1231 arasında onun gölgesindedir. Belh, Afganistan’ın tanınmış şehirlerindendi. Türkçe ve Farsca birlikte konuşulurdu.

Bediüzzaman ise çocukluğunda Türkçe –Kürtce – Arapca  belki Farsça konuşulan bir muhitte büyüdü. Bediüzzaman bir köylü ailesinden geliyordu, babası Sofu Mirza anası ise Nuriye hanımdı. Sofu Mirza tarladan dönerken hayvanlarının ağzını bağlar, çocuklarına başkalarının tarlalarından yenilen otlardan dolayı haram süt vermek istemez. Anası Nuriye Hanım’ın kucağında camdan dışarıyı seyrederken ileri yaşlardaki kainat seyirlerini yapar ve gözü onlardan mana balları çıkarırdı. Bediüzzaman daha buluğ  çağından önce kimsenin şemsiyesi altına girmemiş, hayatının daha o yaşlarda hesabını kendi  kendine yapan, medreselerdeki eğitim sistemini eleştiren, hocalarına başkaldıran, ama bir şeyler yapmak isteyen, kısa sürede bütün sıralı eğitimi aşıp beklenmedik bir noktaya gelen bir şahsiyettir.

Her iki ailenin hayatında rüyalar önemlidir. Bahaeddin Veled ihtişamlı bir otağda Peygamberimizin bütün yakınları ile  birlikte oturmuş sohbettedir. O sıra Bahaeddin Veled saygı ile huzura gelip  Efendimizin iltifatlarına mazhar olmuş, kendisine sağ başta yer gösterilmiştir. Hz. Muhammed bu alime iltifat  ve etrafındakilere hitap ile “Bahaeddin’in katımızda itibarı büyüktür, onu bundan böyle Sultanü’l-ulema diye anınız” demiştir. Ertesi gün aynı rüyayı gören üçyüz bilgin saygı ile Sultanü’l-ulema’nın medresesine gelirler, gördükleri rüyayı hepsi aynı şekilde anlatır, aynı anda bu kadar insan aynı rüyayı görmüştür, o da aynı rüyayı gördüğünü anlatır.

Son Güncelleme ( Cuma, 11 Mayıs 2012 08:52 )
 

Gözün Misyonları

e-Posta Yazdır PDF

Bediüzzaman Altıncı Söz isimli büyük eserinde insanın hayatla ilişkilerini kuran duyularının müsbet ve menfi  kullanımlarını anlatır. Bunlardan biri gözdür. Bediüzzaman’ın hayatında ve insan hayatında, sanatta, dinde, felsefede, ilimde göz çok önemli bir misyona sahiptir. Herşey onunla dış dünya ile ilişki kurar, Bediüzzaman bu ilişki sınıflarını Altıncı sözde anlatır. “Göz bir hassedir ki ruh bu alemi o PENCERE  ile seyreder. Eğer Cenab-ı Hakk’a satmayıp  belki nefis hesabına çalıştırsan, geçici devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyr ile şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir  kavvad derekesinde bir hizmetkar olur. Eğer gözü gözün Sani-i Basir’ine satsan  ve O’nun hesabına ve izni dairesinde  çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kainatın  bir  MÜTALAACISI ve şu alemdeki mucizat-ı sanat-ı Rabbaniyenin bir SEYİRCİSİ ve şu küre-i arz bahcesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir ARISI derecesine çıkar.” (Sözler, 31)
Son Güncelleme ( Pazar, 29 Nisan 2012 13:34 )
 

Bir transkiritik: Sezai Karakoç ve Bediüzzaman’da Diriliş Teması

e-Posta Yazdır PDF

Diriliş
Yeniden başlamak yazmak sanatına 
Kat kat olup açılmak gök katına
İndirmek yeryüzüne Allah’ın rahmetini 
Bir gül gibi sunmak dünya saltanatına 
Yeni bir zamanı indirmek kılıç gibi
Güneş saatine geceler saatine 
Varmak Rabbani ile çileye katıp çile 
Muhyiddin-i Arabi ve Mevlana hakikatına 
Gökyüzünü dolduran meleklerın sabrıyla 
Kaldırmak aşk kadehini insanlık sıhhatine 
Harfleri ve sesleri sözleri kelimeleri 
Kitapları getirmek peygamber fıtratına 
Merhameti ruhun in iç musikisi yapmak
Ve ölümü çevirmek diriliş hayatına (1982)
 
Yeniden başlamak yazmak sanatına, dirilişin en önemli unsuru yeniden başlamak yazmak sanatına bundan geçmişin yazılanlarının diriliş için yetmediği ironisi vardır. Yazmak ile gökyüzünden Allah’ın rahmetini indirmek. Ama bu yazmak ile olacak bir iştir. Ama yazıyla çıkılan gökten indirilen gül gibi sunmak zerafette, incelikte bir metin, insanların iştahını kabartan dünya saltanatına sunmak. Şimdi yeni bir zaman talebi gelir yazmanın yeniliği gibi yeni bir zamanda indirmek, hem yazıyı hem zamanı yenilemek. Yeni olan üçüncü anlam Mevlana ve Muhittin-i Arabi hakikatıdır. Onların insanı ve kâinatı algılama tarzına. Melek sabrı ile çalışmak çileye çile katıp çalışmak. Aşk kadehini insanlık sıhhatine kaldırmak, her şeyi yeniden dizayn etmek peygamber fıtratına Uygun, harf, ses ve sözleri, peygamber söyleminden ve sıhhatinden uzak kalmış olan bütün kelimatı cümleleri peygamber fıtratına getirmek aradaki mesafeyi kaldırmak. Sonra ne merhamet, o ne olmalı ruhun iç musikisi olmalı ve ölümü çevirmek diriliş hayatına. 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 25 Nisan 2012 23:00 )
 

Hz. Ömer

e-Posta Yazdır PDF

Hz. Ömer fil vakasından on üç sene sonra Mekke’de doğdu, 582. Pehlivandı, iyi bir binici idi, iyi hatipti, iyi silah kullanırdı, devletin bir bakanıydı. Hz. Hamza’ın Müslüman olması Kureyş’i tedirgin etti, peygamberi öldürmeye karar verdiler. Ömer hiddetle yerinden kalktı, hışımla kaderinden habersiz, yapacağı işten emin yola koyuldu. Eniştesi Said ile kız kardeşi Fatıma’nın Müslüman olduğunu yolda öğrendi, onları ortadan kaldırmak için evlerine gitti, eve yaklaştığında Kur’an seslerini duydu. Ömer içeri girdi yumruğunu eniştesine vurdu, kanlar içinde yere uzandı, sonra kardeşine vurdu. Kız kardeşi bugüne kadar büyük saygı gösterdiği kardeşine karşı: “Ey Ömer Allah’tan kork, biz Müslüman olduk, ne yapsan Müslümanlıktan vazgeçmeyiz.” Bir kadının böyle yiğitce kendisine mukabele edişini Ömer acaip karşıladı, bunu değiştiren ne idi, bu nasıl böyle cesurca mukabele ederdi. Fatıma’nın imanının tesiri onun küfrünü birden bire eritti, inceldi, yumuşadı. Okunan şeyi istedi, Hadid suresinin ilk yedi ayetini okudu, “Şimdi bu yer gök sizin Rabinizin mi?” dedi. “Evet öyle” dediler. “Bizim Kabe’de bu kadar putumuz var hiçbirinin bir karış toprağı yok” dedi. Kalbinin derinliklerinde küfür yerine iman lemaları parladı, birden “Beni Muhammed’e ASM götürün” dedi. Hz. Hamza, “İyi nilyetle gelmişse ne ala, yoksa kendi bilir.” Kulağı arşı dinleyen Nebiler Nebisi büyük trajediyi hissetmişti, bir okyanus yön değiştiriyordu. “Bırakın gelsin” dedi.  Bir sonsuz azametin karşısında bir büyük dağ eğildi, diz çöktü, ağladı, sevinç içinde şehadet getirdi.

Son Güncelleme ( Pazar, 15 Nisan 2012 23:14 )
 
Sayfa 1 > 15

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 68 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter