Giriş
Hayvan kesimleri sadece bayramlarda değil, diğer günlerde de aktüalitesini koruyan; etik, beslenme, ekonomik, psikolojik ve dini boyutları olan ve işin uzmanlarının konuşması gerektiği önemli bir konudur.
Bilinmediği zaman yanlış yorumlara yol açabilecek bazı ana noktalar izah edilirse, ancak o zaman yazılı ve görsel medyada, özellikle Kurban Bayramı döneminde işin ehli olmayanların yaptıkları yorumlar izale edilerek yanlış yönlendirmeler engellenebilir.
1-Etin Beslenmedeki Önemi
Hayvansal besinler, yeterli ve dengeli beslenmenin en önemli unsurlarıdır. İnsanların özellikle zihni gelişimleri için gerekli olan, biyolojik değeri yüksek proteinlerin kaynağıdır. Hatta et tüketimi, günümüzde bir ülkenin sosyo-ekonomik gelişmişliğinin önemli bir göstergesidir (1). Bu nedenlerle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayvan kesimi suretiyle et üretimi gereklidir.
Ancak, diğer gıdalarda olduğu gibi, uygun şartlar altında üretilmediği takdirde etin de insan sağlığını tehdit edeceği unutulmamalıdır. Bunun önlenmesi için, Veteriner Hekimlerce hayvanların sağlık kontrolleri yapılmalı; kesim işlemi, et üretimi, etin satın alınıp mutfakta işlendikten sonra sofraya gelinceye kadarki tüm süreçlerde hijyenik kurallara uyulmalıdır.
2-Sığır ve Koyunun İnsan Hayatındaki Önemi
Toplumda et denilince ilk önce bu hayvanlar akla gelir. Yeryüzünde insanın ilk zenginliği sığır olmuştur.
Sermaye demek olan kapital, eski çağlarda sığır başı anlamına geliyordu (Kapital=Sığır başı). Yani zenginlik, insanların kaç sığıra sahip olduğuyla ölçülürdü (2). Daha sonraları ilk paraları da sığır başlarının süslediğini görmekteyiz. Ziraat işlerinde de (bazı yerlerde günümüzde dahi) sığırın kullanıldığı bilinen bir durumdur. Tüm bu nedenlerden dolayı, bilhassa geçim kaynağı olarak yani ekonomik açıdan “dünyanın sığır üzerinde durduğu” eskiden beri söylenmiş ve önemi vurgulanmıştır (3).
AB müzakere sürecinde ülkemizi uğraştıracak en önemli gündem maddelerinden birinin de bu hayvan türü olduğu bilinmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de bir sureye adı verilen ve bazı toplumlarda da kutsal sayılan bir hayvandır.
Gerek koyun ve gerekse sığır, çevreye hiçbir zararı olmayan; eti, sütü, derisi, yünü, tırnağı ile insanların ihtiyaçlarını karşılayan; üstelik bu ürünlerini, insanların gıda olarak değerlendiremediği saman gibi maddelerden üretebilen hayvanlardır.
3- Hayvan Kesimi ve İnsan-Hayvan Farkı
Bu konunun anlaşılması için, öncelikle insan ve hayvan mahiyetinin iyice bilinmesi gerekir. Bunlar göz önüne alınmadan yapılacak her türlü değerlendirme noksan kalır. İnsan denen varlığı hayvandan ayıran binlerce özellikten (3-10), konumuzu yakından ilgilendirenleri özetleyelim:
İnsan;
•Öncelikle geçmiş ve gelecek duygusuna sahiptir.
•Akıl sahibi olup, ilim öğrenerek ve öğreterek gelişir. Doğduğundan beri her şeyi öğrenmeye muhtaçtır.
•Ölüm gerçeğini bilir.
Hayvanlar ise bunlardan mahrumdur;
•Hayvanlar dünyaya, görev ve hayatlarını nasıl devam ettireceklerini tam öğrenmiş olarak gelirler ya da çok kısa sürede öğrenirler (bal yapmak, uçmak, yüzmek vs. gibi).
•Geçmiş ve gelecek duyguları olmadığı için ölümü, kesim işleminin ne anlama geldiğini insanlar gibi idrak edemezler. Hatta kesileceğini görse bile yemini yemeye devam ederler. İlkel bir şuura sahip olan hayvanlar daha çok yönlendirilmiş güdü ya da ilham (iç güdü) ile hareket ederler.
•Savunma mekanizmaları gereği kendilerini korumak için bir kısım organlarını iyi kullanırlar. Bu nedenle onların savunma mekanizmalarını harekete geçirecek yanlış hareketlerden kaçınılmalıdır.
•Hayvanlara usulüne uygun yaklaşılmazsa; değil kesim için, okşamak amacıyla dahi olsa aynı şiddetli tepkiyi verirler. Ama usulüne göre yaklaşılırsa kesim amacıyla da olsa gayet munis davranırlar.
Bu konular yanında hayvanların tutulup bağlanması, gerek tedavi amacıyla gerekse kesim için yere yatırılma usulleri, tüm ülkelerin Veteriner Fakülteleri müfredatlarında yer almaktadır (9,10). Bayramlarda ve diğer günlerde hayvanların usulüne uygun şekilde ve uygun ortamlarda kesilmelerine vahşet denemez.
Yukarıdaki hususlar dikkate alınmadan yapılacak olan bir empati yanlış olur. Çünkü, hayvanı insan yerine koyarak olaya bakılırsa, gerçekten de korkunç bir senaryo şekillenir: Yani, insanlar tarafından yere yatırılıyor, bağlanıyor, ardından da kasap elinde bıçakla gelecek, kesilecek ve ölecek... Halbuki hayvan bunların hiç birini böyle düşünemez. Olsa olsa geçici bir his oluşabilir (4). Burada önemli olan husus, kurallara uyarak ve hayvana eziyet etmeden kesim işlemlerinin yapılmasıdır.
Kesim yöntemleri ülkeler arasında farklılıklar gösterse de, kesimler genellikle modern kesim hanelerde ve klasik kesim evlerinde yapılmaktadır.
Klasik kesim yönteminde; hayvan yatay vaziyette kesilir, yüzülür ve değerlendirilir. Modern usulde ise hayvan bayıltıldıktan sonra ve/veya bayıltılmadan arka bacağından kanca ile baş aşağı asılır, kesim işlemi dahil bütün aşamalar baş aşağı vaziyette gerçekleştirilir (1).
Gelişmiş bir çok ülkede, kesim öncesi hayvanlara tabanca metodu uygulanmaktadır. Bu usul ilk defa Fransa’da uygulanmıştır (1). Hayvanın alnına dayanan tabanca ile kafatası delinmekte, beyin tahrip edilerek güya daha sonra boğazı kesildiğinde acı duyması önlenmektedir.
Peki, sinir sisteminin merkezi olan beyinin bu şekilde tahrip edilmesinin verdiği acı ne olacak? Üstelik, Deli Dana hastalığı gibi, beyine yerleşen hastalıklarda etkenlerin beyinin tahribiyle kana karışması ve oradan da tüm vücuda ve ete yayılması söz konusu olduğundan, insan sağlığı açısından da bu kesim metodunun çok sakıncalı olduğu ve bir an önce terk edilmesi gerektiği ortadadır. Hatta kan tam akmadığı için etin lezzeti ve dayanıklılığı da olumsuz yönde etkilenmektedir. Son zamanlarda uygulanan beynin şoklanması metodunda da aynı acı ve sakıncaların olacağı ortadadır. Bu nedenlerle ülkemizdeki kesim yönteminin çok daha uygun ve insancıl olduğunu söyleyebiliriz.
Konunun uzmanı bilim adamlarımızın Avrupa ve diğer ülkeleri yukarıdaki hususlarda aydınlatmaları gerekmektedir.
Eğer daha insancıl bir kesim isteniyorsa, kesimden önce boğaz bölgesinin lokal olarak spreylerle uyuşturulması vb. yöntemler araştırılarak uygulamaya konulamaz mı?
4-Kurban Etleri
Kurban Bayramı dolayısıyla ülkemizde yüz binlerce hayvan kesilmektedir.
Dinimize göre ancak sağlıklı hayvanlar kurban edilebildiğinden halkımız bu konuda oldukça titiz davranmaktadır (istisnalar hariç). Kaynağının ne olduğu ve hangi hayvana ait olduğu bilinen kurban etleri sayesinde, çoğu insanımız bayram sonrası da uzunca bir müddet sağlıklı et yiyebilmektedir.
Özellikle bayram dışındaki zamanlarda ülkemizdeki kaçak hayvan kesimleri önemli bir sorundur. Kaynağı belli olmayan, nasıl kesildiği bilinmeyen, kontrol dışı kesimler maalesef ciddi boyutlardadır.
En az 200 çeşit hastalığın hayvandan insana geçtiği de göz önüne alınırsa, sağlıklı olduğu bilinen kurban etlerinin, insan sağlığına yaptığı katkı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenlerle Kurban Bayramına, yılda 3-4 günlük bir olay ve bu konuda yapılacak yatırımlara da kesinlikle boşa giden yatırımlar gözüyle bakılmamalıdır.
Üstelik, Kurban Bayramı ve kurban olarak kesilen hayvanların ticari hayatı canlandırdığı, ekonomiye likidite kazandırdığı da bir gerçektir. Unutmayalım ki; bir kg pamuk için bir yıl beklenildiği halde bir kg et için bir gün bile kafidir! Bu nedenle hayvancılık sektörünün hızla paraya çevrilebilecek bir potansiyeli olduğu ve çoğu sektöre lokomotiflik yapabileceğini de bilmeliyiz. Yeter ki önem verilsin...
Sonuç
Hayvan kesimlerinde daima iyi uygulamaları örnek almamız ve tartışmalarımızda istisnai olayları nazara vermekten çok, genel işleyişteki mükemmelliği görmemiz gerektiği inancındayım.
Kaynaklar
1. Tekinşen, C. ve ark. (2000). Et ve Ürünleri. Selçuk Üniversitesi.
2. Erk, N. (1966). Veteriner Tarihi. Ankara Üniversitesi.
3. Nursi, B. S. (2005). Lem’alar. 14. Lem’a.Yeni Asya Neş. İstanbul.
4. Nursi, B. S. (1994). Şualar. 19.Şua.Yeni Asya Neş. İstanbul.
5. Nursi, B. S. (2001). Sözler. 23. Söz.Yeni Asya Neş. İstanbul.
6. Nursi, B. S. (2001). Sözler. 13. Söz.Yeni Asya Neş. İstanbul.
7. Nursi, B. S. (2005). Lem’alar. 17. Lem’a.Yeni Asya Neş. İstanbul.
8. Nursi, B. S. (2005). Lem’alar. 28. Lem’a.Yeni Asya Neş. İstanbul.
9. Rosenberger, G. (1990). Die klinische Untersuchungen des Rindes.Verlag Paul Parey.
10. Artun, B. S. (1971). Evcil Hayvanlarda Operasyon Bilgisi. Ankara Üniversitesi.
( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )







-

Yorumlar
bir yazı.Allah razi olsun. Cevap | Alıntı | Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.