Şu An Buradasınız: Anasayfa Hakkımızda

Risale Akademi

Nur Talebelerinin 12 Eylül ile İmtihanı

e-Posta Yazdır PDF

Bu metinde öncelikle Risale-i Nur hareketinin mahiyeti kısaca anlatılacak sonrasında ise 12 Eylül ihtilali ve referandumu ile ilgili şahsi yorum yapılacaktır.


Risale-i Nur ve Sahabe Mesleği

Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da sahabelerin ekseriyet-i mutlaka itibarı ile  kemalat-ı insaniyenin en alâ derecesinde olduklarını söyler. (27. Söz)  Nebilik dairesinin yardımcıları  ve  o güneşin yıldızları olan sahabelerin velayet-i kübra makamında olduklarını ifade eden Said Nursi,  veraset-i nübüvvet ve sıddıkiyet unsurlarının, saff-ı evvel olan sahabelerin en önemli özellikleri olduğunu dile getirir.





Kur’an ahkamını neşretmeleri ve islam dinini tesis etmeleri noktasında sahabelerin gösterdikleri salabet-i diniyenin erişilmez olduğunu nazara veren Said Nursi, onların bir dakikasına sair evliyanın bir senede yetişemeyeceğini ifade eder.






Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da, sahabelerin “veraset-i nübüvvet ve velayet-i kübra” vasıflarını nazara vererek bu vasıfların aynı zamanda Risale-i Nur talebelerinin vasıfları olduğunu söyler.





Siyaset propagandası ile yalanın geçer akçe olduğu, bütün gayretlerin dünya hayatına sarf edildiği ve zihinlerin/kalplerin felsefe ile yaralandığı ahir zamanda, Nur talebeleri bu boğucu çemberi kırarak, ‘veraset-i nübüvvet’ ve ‘velayet-i kübra’ makamındaki sahabelerle aynı çizgide hizmet ederler.





Sahabelerin en çok değer verdikleri şeyler iman, hak ve sıdktır. En çok nefret ettikleri şey ise küfür, şer ve kizbdir. Bediüzzaman’ın dünyasında bu vasıflar çok belirgindir. Eserleri olan Risale-i Nur’da aynı paralelde, sahabelerin değerlerine şiddetle sahip çıkma ve nefret ettiklerinden şiddetle kaçınma vardır. Bediüzzaman, fıtratındaki uhrevi safvet, seciyesindeki  kur’ani ahlak, hissiyat ve letâifindeki ulviyet ile fazilet-i cüz’iye noktasında sahabelerin vasıfları ile donanmıştır. Bediüzzaman, bu vasıflarını Risale-i Nur yolu ile Nur talebelerine aksettirmiştir.





Risale-i Nur hizmetinin sahabe mesleği olduğunun önemli bir delili de “neşr-i hakaik-i imaniye”yi yapmasıdır. Said Nursi Risale-i Nur’un bu yönü ile, Hazret-i Hasan’ın (ra) kısacık Hilafet müddetini uzun bir zamana dönüştürerek kıyamete kadar bakileştirdiğini ifade eder.  Bediüzzaman’ın bu yöndeki ifadeleri şöyledir:””Hazret-i Hasan’ın altı aylık hilafeti ile beraber Risale-i Nur’un Cevşenül Kebir’den ve Celcelutiye’den aldığı bir kuvvet ve feyizlevazife-i hilafetin en ehemmiyetlisi olan  neşr-i hakaik-ı imaneyi noktasında  Hazret-i Hasan Radyallahü  Anhın kısacık müddetini  uzun bir zamana çevirerek tam beşinci halife nazarı ile  bakabiliriz. Çünkü adalet-i hakikiye ile  bu asırda insanları mes’ud edebilir bir istidatta bulunan, Risale-i Nur’dur ve onun şahs-ı manevisi, Hazret-i Hasan Radyallahü Anhın bir muavini, mütemmimi, bir manevi veledi hükmündedir. (Emirdağ I, 71)






Demek ki Risale-i Nur’un  Hazret-i Hasan (ra) kısacık Hilafet müddetini uzun bir zamana çevirmesi özelliği, iman hakikatlerini neşretmesi ciheti iledir. Bu ciheti ile Risale-i Nur bir otorite olduğunu dile getiren Said Nursi şöyle der:





“Bu dürusu Kur’aniyenin (Kur’an dersinin/Risale-i Nur’un) dairesi içinde olanlar, allame ve müçtehitler de olsalar; vazifeleri-ulum-u imaniye cihetinde- yalnız yazılan şu sözlerin (Risale-i Nurların) şerhleri ve izahlarıdır ve tanzimleridir. Çünkü, çok emarelerle anlamışız ki, bu ulum-u imaniyedeki fetva vazifesi ile tavzif edilmişiz” (29. Mektup, 6. Kısım, 5. Desise)





İslamın tarihi geleneğine baktığımızda dört büyük akım karşımıza çıkar: Kelam, hikmet ve felsefe akımları, tasavvuf ve tarikat akımları, Harici ve Şia merkezli siyasal akımlar ve cadde-i kübra-i kur’aniye yolu.




Hz. Ali dönemi ile başlayan ve ilerleyen süreçte devam eden tartışmalar bu akımlara kaynaklık etmiştir. Asr-ı saadetin son döneminde başlayan tartışmalar, Hz. Hasan’ın “muvakkat ve suri” olan hilafet mesleğinden feragat etmesiyle başka bir zemine kaymıştı. Hz. Hasan’dan sonraki islam dünyası, bin küsur yıllık bir “ara dönem” e şahitlik yapacaktı.  Bu uzun “saltanat fetreti”, engin mazhariyetlerin merkezi olan Risale-i Nur ile nihayet bulacaktı.




Paralel tarihlerde Saltanat’ın nihayeti ve Ankara ile; Risale-i Nurların neşri ve Barla, zaman-mekan ciheti bu sembolik devir teslimlerin şahidi olacaklardı. Risale-i Nur Hz. Hasan gibi neşr-i hakaik-i imaniye yolunu tercih etmişti. İşte Risale-i Nur’la Hz. Hasan’ın buluştuğu nokta burasıdır. Risale-i Nur bu anlamda Hz. Hasan’ın muavini ve mütemmimidir. Yani cadde-i Kübra-i Kur’aniye yoludur.

Risale-i Nur ve Siyaset

Peki Cadde-i Kübra-i Kur’aniye mesleği olan Risale-i Nurda siyasete bakış nasıldır?



Hiç şüphesiz Bediüzzaman Hazretlerinin hayat serencamında baskın olan tavır, manevi cihad yolu ile İslamiyete hizmettir. Tahkiki iman kılıncı ile manevi cihadı tercih eden Bediüzzaman, hayatının sonuna kadar ‘ikaz’ ve ‘irşad’  içerikli “şefkat” mesleğini tercih etmiştir. Bediüzzaman vicdani bir kanatle hak ve hakikatı düstur edinir ve insanları siyasetci, dinsiz, muvafık, muhalif diye sınıflara ayırmadan  ‘imana ’ ve ‘şefkate’ muhtaç varlıklar olarak görür. Yani sahabe mesleğini tercih eder.




Risale-i Nur mesleğinde dünyaya ve siyasete bakarken “dünyevileşme”nin tuzağına dikkat edilir ve hadiselerin iman ile bağı koparılmaz. Bediüzzaman dünyevi, siyasi ve içtimai hadiselere bakarken imanı ve vicdanı bir tarafa bırakmaz. Yani Bediüzzaman’ın dünyasında egemen güçlerin elinde düşürmedikleri “siyaset topuzu” yoktur. Onun bütün mesaisi, içimizde ve yanımızda yaşayan ve nisbeti toplumun yüzde seksenini oluşturan şaşkın insanlardır. Bediüzzaman’a göre asıl hüner o mütehayyirlere iman nurunu göstermektir.



Ona göre “Hakikat-ı İslamiye, bütün siyasetlerin fevkindedir. Bütün siyasetler dine ancak tabii ve hizmetkar olabilirler”




Kur’an dersi olan Risale-i Nur, bütün siyaset cereyanlarının ve tarafgirliklerinin fevkindedir. Bu yönü ile, “İslam birliği” siyasetine dahi alet olamayacak kadar farklı bir konumdadır.





İşte Said Nursi bu temel yaklaşımlarla insanlığı irşad ve ikaz etmiştir.






Risale-i Nur talebeleri ise siyasetle ilgili derslerini, tarzlarını ve hizmetlerini Bediüzzaman’ın adres gösterdiği temellerden alırlar.




Onun için Risale-i Nur hareketinde siyaset, partileşme, bir partiye girip kadrolaşma, iktidarı ele geçirme söz konusu değildir.




Bunun yerine bir partiyi destekleme, ona oy verme, mektup ve lahikalarla ona dua etme, dersleri ve talebeleri ile o partiye kuvvet verme tarzı benimsenmiştir. Bu tarz bilinçli bir tercihtir.





Çünkü, bu ikinci tarz, elmas kuvvetindeki Kur’an hakikatlarını dünyaya ve siyasete alet etmek anlamını çağrıştırmaz.






Bediüzzaman’ın hayat pratiğine baktığımızda bu ikinci tarz açıkça görülür.




Öte yandan Said Nursi’nin siyasi tutumunda temel nokta “hürriyet” ve “adalet” mefhumudur.





Adalet ise Kur’anın dört esasından birisidir.





Hürriyet ise Bediüzzaman’ın aşık olduğu bir mefhumdur. O ekmeksiz yaşar ama hürriyetsiz yaşayamaz.
Rahman olan Allah’ın insanlara hediyesi olan hürriyet, Bediüzzaman’a göre, her ruhun “maşukası” ve cevher-i insaniyetin “küffü” dür. Hürriyet insanla tev’em (ikiz) doğmuştur, o özden ve o ikizden ayrılmak mümkün olamaz. Hürriyetin hayat bulduğu bütün coğrafyalarda adalet hep hükümferma olmuştur





Bediüzzaman “Ahrarları” (hürriyetçileri), bunun için sevmiş ve Ahrarlar dediği “Demokratlara” bunun için sahip çıkmıştır.






Bediüzzaman hürriyetin zıddı olan “İstibdat”dan da aynı şiddette nefrer eder.





Onun siyasi hayatını iki kelime özetler: istibdadın karşısında ve hürriyetin yanında olmak.





Dolayısı ile Said Nursi, siyasete hiçbir zaman iktidara gelmek, yönetimi ele geçirmek ve kurumlara yerleşmek gibi basit bir mana yüklememiştir.





Onun yüksek siyasetinde hep yüksek imanının izleri olmuştur.




Bediüzzaman’ın siyaset ile ilgili çok net bir tutumu da din adına ortaya çıkan veya dindarlık kisvesi ile siyaset yapan oluşumlara karşı olmaktır.





Din adına ortaya çıkmanın ötesinde şimdiye kadar nazarlardan uzak tutulan bir başka gerçek şudur: dindar insanların siyaset yapması. Böyle bir anlayış da Said Nursi tarafından onaylanmamıştır.





Bu anlamda toplumumuza yerleşmiş ve arzulanan ‘dindar siyasetçi” profili aslında Said Nursi’nin dünyasına uzaktır.





Çünkü, “maksad-ı asli siyasetini yapanlarda din, ikinci derecede kalır, tebei hükmüne geçer.” Yani, “Tam ve hakiki dindar olanlar, siyasetçi olmazlar”





Eğer dindarlık kisvesi ile siyaset yapılıyorsa, bu gerçek anlamda dindar olunmadığına alametdir. Bu durum beraberinde dinin uhrevi ve kudsi hakikatlerini normalleştirme tehlikesi doğuracaktır.





Said Nursi, dinin siyasete alet edilmesine karşı çıktığı kadar, siyasetin dinsizliğe alet edilmesine de karşıdır.




Onun arzu ettiği formül; siyasetin dine hizmetkar, alet ve dost yapılmasıdır.




Din adına ortaya çıkan siyasi partileri hiçbir zaman tasvip etmeyen Said Nursi, buna mukabil müsbet anlamdaki kitle partilerini daima muhafazaya çalışmıştır.





Bediüzzaman din adına ortaya çıkmayan ama din lehinde icraatlarda bulunan ve müslümanları rencide etmeyen partileri; lahikaları, dersleri ve talebeleri ile teşvik etmiştir.





Onun partilerden beklediği temel değerler, hürriyet, adalet, hukukun üstünlüğü ve millet iradesidir. Buna mukabil karşı olmaları gereken mefhum olarak da ‘istibdat’ ı adres göstermiştir.





İsimlerin değişmesi ile mana ve hakikatlerin değişmeyeceğini söyleyen Nursi, siyasi tutumunu dönemsel, konjonktürel ve mevzi olaylara endekslememiştir.





1908 tarihinde kurulan Ahrar Fırkası’nın Bediüzzaman’ın dünyasında önemli ve ayrıcalıklı bir yeri vardır. Aynı dönemde din adına oluşumlar vücut bulduğu halde itibar etmemiştir.





Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ Lahikası adlı eserinde bu vatanda dört partinin olduğundan bahsederek, bu hususta dikkat çekici tahliller yapar.





O dönemde mevcut partiler, Cumhuriyet Halk Partisi,  Millet Partisi ve Demokrat Parti’dir. Nursi,  “adı” olmayan, muhayyel, ama oluşumu kuvvetle muhtemel bir partiyi de yorumlarına katar: İttihad-ı İslam Partisi.





Bu dört parti aslında Türkiye’deki sosyolojik tabanın siyasi yansımasıdır. Said Nursi, İttihad-ı İslam Partisinin başa geçmemesi gerektiğini söyler. Çünkü geçen zaman sürecinde İslami terbiye zedelenmişti. Eğer böyle bir parti başa geçerse dini siyasetine alet edecektir.





Bediüzzaman’ın vefatından 9-10 yıl sonra Türk siyasi hayatına atılan Milli Nizam Parti’si 2007’li yıllara kadarki bütün versiyonlarında hep aynı şeyi yapmıştı.





Bediüzzaman’a göre CHP, kadroları, beyannameleri ve icraatları itibarı ile adresi belli olan bir partidir.





Irkçılığa meyilli  Millet Partisi’ne gelince; Bediüzzaman bu partideki “islami” vurgunun samimiyetine inanmakta ve bu partinin Demokrat Partiye kuvvet vermesi gerektiğini söylemektedir. Bediüzzaman’a göre ırkçılık, insanlığın ve islamın özü ile barışık değildir.





Bugün Millet Partisi’nin devamı mahiyetinde partiler mevcuttur.





Nursi, aynı mektubun son paragrafında keskin bir ileri görüşlülükle, CHP’nin ırkçıları elde edeceğinden bahsedererk, islamiyet namına bu durumdan telaş ettiğini söyler.





Risale-i Nur’un birçok yerinde Bediüzzaman, talebelerini Demokratlara destek verme noktasında teşvik etmiştir.






Bediüzzaman Hazretleri Adnan Menderes’e mektuplar göndererek onu birçok meselede ikaz eder. Menderes’e “islam kahramanı” diyen Nursi, Demokratların da dine taraftar olduğunu vurgular.






Bediüzzaman’ın bu somutlaşan tutumları onu hiçbir zaman fiili siyasete bulaştırmamış ve “irşad/ikaz” sınırlarını zorlamamıştır. Bu anlamda onun talebeleri de hiçbir zaman fiili siyasetçi olmamışlardır.





Bu meyanda nur talebelerinin siyaset anlayışları da hiçbir zaman dönemsel ve mevzi olmamıştır. Nur talebelerinin Nurculuk ve iman hizmeti her zaman bütün siyaset cereyanlarının ve tarafgirliklerinin fevkinde olmuştur. Nur talebelerinin siyasi tercihlerinde günübirlik rüzgarlar, ani parlayışlar, hissi etki-tepkilerin etkisi çok az olmuştur. Parti isimleri ve şahıslar tercih sebebi olmamıştır. Risale-i Nur’da bu anlamda  “isme”  dayalı “zahiri-literal” bir delil yoktur. Şefkat, hak, hakikat ve hikmet siyasi tutumların temel zembereği olmuştur. Bu anlamda en keskin delil ve duruş yukarıda zikredildi gibi “din adına” ortaya çıkan siyasi oluşumlara karşı olmaktır. Üstadımız hayatta iken bu konu ile alakalı kesin tutumlar içinde olmuş ve bu tutum, Risale-i Nur’da geniş bir açıklama zemin bulmuştur. Bediüzzaman’ın vefatından sora 1969 yılına kadar da bu anlamda tehlikeli bir atmosfer oluşmamıştır. MNP’nin kuruluşu tehlikenin başlangıcı olmuş ve Zübeyir Ağabey başta olmak üzere çok az istisna ile bütün nur talebeleri bu harekete karşı müteyakkız durmuş, fitneye meydan verilmemiştir. 






Dönemsel olarak DP, AP, ANAP, DYP ve AKP gibi “rey-i cumhur”un yığıldığı merkezler olmuştur. Farklı dönemlerde nur talebelerinin bu merkezlere ait farklı tercihleri söz konusu olmuştur.

1980 İhtilali ve Siyasi Mühendislikler

Risale-i Nur hareketinde Bediüzzaman’dan sonra en keskin imtihan 12 Eylül 1980 ve sonrasında yaşanmıştır. Çok büyük bir münafıklıkla nur talebeleri birbirinin aleyhine geçirilmiştir. Fakat enteresandır bölünmeler, büyümeyi tetiklemiş, hizmetler katlamalı olarak artmıştır.





Bu ilahi hikmet ve takdir çok bereketli semereler vermekle beraber, acı ve nahoş bazı halleri de beraberinde getirmiştir.






Bu dönemden sonra siyasi parti taraftarlıkları meşreplerin tanımında “dominant” olmuş ve ayrılıkları körükleyici bir hal almıştır. Bu döneme filen şahitlik yapmış birisi olarak söylüyorum: mesela 12 Eylül sonrasında ANAP’a karşı olmanın izahları hiçbir zaman “Risale-i Nurca” olmamış ve başka siyasilerden devşirilen sözler hep delil olarak kullanılmıştır. Beri taraftan sırf DYP ve onun başındaki şahsa olan husumetten dolayı o tarafa karşı bütün kapılar kapatılmıştır. Büyük kitle içindeki karşılıklı husumetlerin temel sebebi de bu taraftarlıklar olmuştur. Yani yorumlar hep indi, mevzi ve tarafgirlik hissi ile yapılmıştır. Bu durum başarılmış bir 12 Eylül mühendisliği ve münafıklığıdır!






Anlaşılan o ki bu haller ve tutumlar döngüsel devirler halinde akmaya devam edecek. Şimdi’lerde Ak Parti meselesinde olduğu gibi. AKP’ye biçilen “kurtarıcı, tek, tartışmasız” veya “din adına ortaya çıkan partinin devamı, derin devletle dirsek temaslı” gibi rol modellerinden hiçbirisi Risale-i Nur’ca bir yorum olmayıp, şahsi ve taraftarlık hissi ile malul söylemlerdir. Hiçbir siyasi parti veya lider tartışmasız, hatasız ve alternatifsiz değildir. Beri taraftan bir lider, “Ben şu partinin devamı değilim” diyorsa değildir. Şeriat zahire göre hükmeder. Bir nur talebesi zorla başkasına rol biçme hevesine kapılmamalıdır. Çünkü “Nurculuk” bir siyasi parti değildir. Nur talebesi bir siyasi parti ağzı ile konuşmamalıdır. Mesela bir nur talebesi:”AKP ve onun lideri 12 Eylül referandumunu gelecek seçim için kendine malzeme yapacak ve Cumurbaşkanı olmak için basamak olarak kullanacak ben buna alet olmayacağım” derse bu, siyasi parti söyleminden öte bir mana ifade etmez. Hürriyet dersini Bediüzzaman’dan alan Nur talebelerinin kriteri birilerine husumet değil “hakkın hatırı, adalet ve insaf” olmalıdır.





Evet gerçekten 12 Eylül ihtilali Türkiye siyasetini kendi mühendisliğinin kurbanı etmişti.






Siyasetin ana damarları tahrip edilmiş, omurgalar zedelenmişti. Siyasal ve askeri mühendislikler, istikrarın aleyhinde ve kaosun lehinde “gen” oynamaları yapmış ve siyasal mekanizmayı dumura uğratmıştı.





Bilinçli bir uygulama ile hedef şaşırtmacası yapılmış ve netice alınmıştı.





İşte Türkiye siyasetinin kodları değişip kimyası bozulunca,  kafalar karışmış zihinler şaşkına dönmüştü.
Askeri bürokrasinin sivil uzantıları da aynı akıntıya kuvvet vermişti. Şaşkına dönen halk, ihtilal Anayasına rekor düzeyde “evet” demişti. Elbette bu sağlıklı ve şuurlu bir tercih olmamıştı.





Dindar kitleler, rotasından fırlamış “dalgalı mayın” gibi nereye çarptığının farkında olmamışlardı.





İşte nur talebeleri de tabiatı gereği kaygan olan bu karmaşık atmosferde yukarıda ifade edilen imtihanları yaşamışlardı.





Bugüne gelirsek, önümüzdeki 12 Eylül referandumu 1980 gibi bir imtihanı elbette beraberinde getirmeyecektir. Çünkü nur talebeleri “evet” diyecektir. Ben de “evet” diyeceğim.





Anayasa paketinin içeriği elbette önemlidir. Fakat efkar-ı amme “getiri ve götürü”den ziyade “duruş”a odaklanmıştır. Sembolik de olsa “hürriyete” taraftar olmak. Çünkü bir tarafta Bediüzzaman’ın aşık olduğu “hürriyet” taraftarları var, diğer tarafta ise Bediüzzaman’ın “zındıka komitesi” dediği Ergenekon ve ekibi var. Bu hal tercihin en temel sebebi olmalıdır.






Şahsi temayüllerimiz ve eski alışkanlıklarımız her hadisede tavır belirleyici olursa hata ihtimali çok kuvvetli olur. Tabiatı gereği değişken olan beşeri ve siyasi olayların hepsi alışılagelen “test tüp” ün içine zorla sokulamaz. Böyle yapılırsa ortaya çıkan içtihadın “tekellüf” ve “tevil” den öteye bir değeri olmaz.  Değerlendirilmeler ve hükümler delilli, çok yönlü ve kuşatıcı olmak zorundadır.





Şunu demek istiyorum: siyasi ve sosyal olayların “tarih”teki ve “şimdiler” deki anlamları Risale-i Nur’da kur’ani bir izaha kavuşturulmuştur. Siyasal kombinezonların ve tarihsel dönüşümlerin Risale-i Nurca izahı, “kopyala yapıştır” olmamalı. Yoksa, adı Demokrat Parti olduğu için başındaki Hüsameddin Cindoruk’a Adnan Menderes benzetmesi yapılır ve çok yazık olur.





Her Nur talebesi için kadirşinaslık şudur: Eğer Risale-i Nur’un Kur’an’i izahları siyasi olaylar muvahecesinde yetkin ve otoriter bir şekilde her “an”a ve her “dem”e taşınamıyorsa yapılacak şey,  “ötekilerin” yorumuna saygı duymaktır. “Risle-i Nur’un alimler” kısmı mes’uliyetlerini yerine getirerek derslerini iyi çalışmalı ve sağlıklı yorumların kapılarını aralamalıdır. Hiçbir Nur talebesi indi ve ferdi tutumlarını yorumlarına alet etmemeli, kimseyi zan altında bırakmamalıdır. Başka nur talebelerinin yorumları hiçbir zaman “butlan” ile mahkum edilmemelidir.





Risale-i Nur “şimdilere” ve “şu anlara” yani “her anlara” ve her ”dem”lere çaredir. Bence nur talebesi, hatırasından başka sermayesi olmayan “garip ve “şaşkın” insan olmamalıdır.

Son Güncelleme ( Cuma, 24 Eylül 2010 09:20 )  

Yorumlar  

 
# Abdulkadir Menek 2010-08-27 15:40 İbrahim Bey'i bu Risale-i Nur'ca bakışı için tebrik ederim.Aslında 12 Eylül referandumundak i tavrımız gayet net ve açık olmalıdır. Bazılarının meseleyi siyasi tarafgirlikle zorlaştırmaları kabul edilemez. Selam ve sevgiler Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# YAVUZ KESELİ 2010-08-28 05:12 Ellerine yüreğine sağlık hislerimize tercüman olmuş yazınız. Tüm yüreğimle katılıyorum. İnşallah 13 Eylül sabahı tüm Türkiye'de(askeri olsun, yargı olsun, sendikalar olsun, CEMAATLER olsun) tüm vesayetler kalkacak doğru yola, hak ve hürriyetimize kavuşmuş olacağız. Rabbim yar ve de yardımcımız olsun. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Dursan 2010-08-28 05:34 Hak ve hakkaniyet eksenli, risale ölçülerine uygun manifesto niteliğinde bir yazı

Tebrikler
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ebulemina 2010-08-28 06:44 Hocam Cenab-ı Hak kaleminizi hep böyle hayırlı olduğuna kani olduğumuz yazılar yazmak nasip eylesin. Ne kadar güzel analiz etmişsiniz hadiseleri. İnanın Risale Akademi'den bir çıkış bekliyorduk. Acaba bu kardeşlerimiz son hadisat ile ilgili ne düşünüyorlar diye. Hakikaten hem ilmi, hem de siyasi analizleriniz takdire şayan olmuş. Eminim ki bu beyanatınız önümüzdeki günlerde yukarda bahsettiğiniz ihtilafları rahmete çevirecek ve büyük bir ittifakın da kapısın aralayacaktır. İbrahim hocam teşekkürler. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 15:09 Sayın yazar,

yazınızın başında risale eksenli izahlarınızı tatmin edici buldum ve tebrik ederim. Fakat yazının sonunda bence ciddi bir ikilem sözkonusu. Çünkü tercihinizin nedenini açıklarken yukarıda yaptığınız gibi Risale alıntıları değil sadece bazı genel prensiplere vurgu yapmışsınız ve bence bilhassa hürriyet ve adalet prensibine üstadın penceresinden değil içinde bulunduğunuz evet cephesinin zaviyesinden yaklaşmışsınız. Bir tarafta hürriyetçiler, diğer tarafta ergenekoncular dediğinizde yukarıda ifade ettiğniniz bir prensibe de kendiniz ters düşmüşsünüz. Çünkü Üstad insanları muvafık-muhalif diye ayırmaz diyordunuz.Burada sıkıntılı olan nokta her hayır diyene ergenekoncu nazarıyla bakmaktır. Ben hayır diyeceğim ve benim gibi pekçok nur talabesini de biliyorum ve bu noktada ben de Üstadın düsturlarını nazara alıyorum. Dolayısıyla bence refrandumun asıl önemi tercihlerimiz veya sonucun ne olacağı değil. Yazınızda ifade ettiğiniz gibi 80 ihtilalinin yol açtığı nifak benzeri bir
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 15:28 ayrıştırmanın sonu ve zirvesidir. 12 Eylüle tevafuk etmesindeki hikmet de bence budur. Nur talebelerinin demokrat misyona uzak durup millet partisi veya ittihad-ı islam benzeri bir partiye çeşitli bahanelerle yaklaşmalarının 80 sonrası bu misyonu nasıl yıpratıp nokta-i istinadsız bıraktığı ortadadır ve 80'den sonra ANAP ve Özal'ı destekleyen abilerimiz ve fraksiyonlarımı z maalesef bir daha demokrat partiye destek vermediler. Hatta adayları dindar olan partiyi desteklemek icab eder cümlesini de içeren mektuplarla Nur talebelerine yön verdiler. Yani farklı bahanelerle Üstadın tavsiye ettiği siyasi cihetten birkere şaştı mı tekrar oraya dönülmediği aşikardır. Zaman en iyi müfessirdir ve kaydını izhar etse ona karşı durulmaz. Bence 12 Eylül tevafukuna bir de bu noktadan bakmakta ciddi fayda var. Bugün referandum bahanesiyle cemiyetin bütününde ve üzücü olanı Nur talebeleri içinde bir nifakın-ayrışmanın ortaya çıktığında tereddüt olmasa gerektir. Bu zeminde neticesi meçhul bir referanduma birlik ve Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 15:44 beraberliğimizi n feda edilmesi daha azim bir hatadır. Ayrıca bu bahaneyle Nur talebelerini Üstadın gösterdiği siyasi çizgiden bir daha birleşmemek üzere uzaklaştırmak manasını içeren koyu evetçi yaklaşımlar bundan sonraki siyasi tercihlerimizin de temelini oluşturacaktır. 80'den sonra Nur talebeleri içinde yaşanan yukarıda belirttiğim ve daha misalleri çoğaltılabilece k pekçok (Üstada rağmen yapılan) siyasi tercihler bu kez daha geniş bir taban bulacaktır. Üzücü olan ve asıl görülmesi gereken budur. Bu noktada Yeni Asya gazetesinin geçen hafta yayınladığı yazı bence hem evet hem de hayır diyenlere göre daha makul ve Risale eksenli bir yaklaşım olmuştur. Birlik beraberliğimizi ve Nur talebeleri arasındaki uhuvvet ve ihlas düsturlarını zedelememek adına net bir tercihle yaklaşmayıp kamplaşmalarda taraf olmadan meşkuk bir mesele de şahısların serbest hareket etmesi öngörülmüş. Böylelikle net bir tavır alınarak siyasi bir konunun cemaatin ruhuna zarar vermesi engellenmek istenmiştir. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 16:00 yukarıdaki girişten sonra yazınızın bazı yerlerine olan itirazlarımı da paylaşmak isterim. Bu itirazları yaparken de Risale-i Nurların şerhlerini nasıl dalında mütehassıs insanların yapması öngörülmüşse siyasi hayatı ve Nur talebelerinin bu süreçteki serencamını ihtisas derecesinde bilen Nurcuların bu işe el atması ihtiyacına olan inancımı da ifade ederek başlamak isterim. Biz Nur talebeleri sizin de belirttiğiniz gibi şahısları değil bir misyonu destekliyoruz ve şahısları daha dindar olan siyasi eğilimlere Üstadın ikazıyla destek vermiyoruz. Bu noktada İslam kahramanı sıfatına Üstadın layık gördüğü Menderes'in bu sıfatı hak etmesinin nedenini sorgulamak bize yol gösterici olabilir. 1950-60 arasında memlekette dindar insanların üzerindaki baskı azalmış, daha yolun başında chp nin de desteğiyle ezan aslına çevrilmiştir. Laiklik Üstadın tarifine daha yakın bir mana da uygulama alanı bulmuştur. 1950'den önce Üstadın chp'ye yaptığı ikazların tesirleri 50' den sonra yaşanmış ve chp ezana destek Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 16:23 vermekte tereddüt göstermemiştir. Burada Üstadın 'dine hizmet imale iledir-din umumun mal-i mukaddesidir-inhisar altına alınıp bir tarafa has gösterilmesi dine zarardır-…'gibi siyasetin ve siyasetçinin ve siyasi partinin dine nasıl hizmet edebileceğini çok net ifade eden, bilerek veya bilmeyerek uygulanmasının nasıl olumlu tesir ettiğini daha pekçok misallerle görebileceğimiz düsturlarını hatırlamakta fayda var. Menderes bu düsturları ahrar misyonunun gereği olarak uygulamış ve sonuç da almıştır. İşte Menderes'i İslam kahramanı yapan sır bence budur. Ezanı aslına çevirirken, okullara din dersleri koyarken, yüksek islam enstitülerini açarken,imam-hatipleri açarken,Üstadı ve dindarları savunurken,cami lerin inşasının önünü açarken ve benzeri hizmetleri yaparken karşısındaki chp ve millet partisini hep bu hizmetlere destek olmaya zorlayan, mümkün olduğunca o partileri ve taraftarlarını karşıt tarafa geçmeye zorlayacak dilden ve politikadan uzak duran bir Menderes ve dp iktidarı görürüz. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 16:43 Nihayetinde Menderes ve dp bu hizmetleri mukabilinde Üstadın övgüsüne ve dualarına mazhar olmuştur. Fakat burada iki önemli mesele dikkate değerdir.
1.si Üstadın bu övgüsü ve duası yaptıklarının neticesindedir fakat daha bunları yapacağı belli olmadan önce Üstad hazretleri dp yi desteklemiş ve talbelerine destekletmiştir . Hiç iktidara gelmeyen ahrarlara da verdiği destek bu noktada görülmelidir. Dolayısıyla 'dua etmeye hizmetleri mukabilinde karar verecek' olan Üstad ve Nur talebelerinin misyona desteği her zaman ve şartsız olarak vardır. Çünkü onlar ahrar-dp dir.
2.si bu övgü ve dualar onların şahısları itibarıyla bugün bilhassa evetçi Nur talebelerince anlaşılan manada dindar olmalarıyla ilgili değildir. Bunun ispatı başta Menderes olarak Üstadın abilerimizi yanlarına gönderdiği diğer 'dindar' dp milletvekilleri nin hayatıdır. Kainatta en yüksek 2. hakikat olarak gördüğü namazla Menderes'in arası nasdıldır sorusuna 'iyidir. Beş vakiti de kılardı 'diyebilen birisi varmıdır? Veya müskiratla arası
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 17:12 nasıldır? sorusuna 'hayır el uzatmazdı' diyebilen varmıdır? Bunun gibi daha pekçok soru sorabilirim ve cevaplar yüzümüzü ekşitmemize sebep olabilir. Sorulara merhumun ruhaniyatını muazzeb etmemek ve Üstadın İslam kahramanı dediği bir zatı tekzib eder bir hale düşmekten çekindiğim için devam etmiyorum. Fakat konuyu açmaktaki amacım 'dindar siyasetçi' tarifinde bugün evetçi cephede yeralan Nurcular ve 'büyük' abilerimizin Üstadın tarifiyle nasıl tenakuz halinde olduklarını göstermek olduğundan; baştaki iki soruyu da cevaplarını da yazmak zorunda kaldım. Üzücü olan bu mübarek insan hakkında bunları yazmak iken daha üzücü olanı 'dindar siyasetçi' 'İslam kahramanı siyasetçi' profilini hem de Üstadın varisim dediği abilerin de içerisinde bulunduğu bir Nurcu topluluğuna bu misalle hatırlatmak zorunda kalmış olmaktır. Burada ifade etmek gerekir ki biz Nurculara düşen,Üstadın tarif ve prensiplerine 'sıddık' vasfını kazanmak gayretiyle sahip çıkmaktır. indi ve günübirlik siyasi tevillerle ergenekoncu Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 17:30 diyerek karşı cepheye attığımız demokrat misyona yol göstermek ve her hal ve şart altında onlara nokta-i istinad olmaktır. Tevili yapacaksak Üstadın Menderese yaptığı gibi'onun kalbi öyle söylemiyor' diyerek demokratların lehinde bir hüsnü zan aracı olarak kullanmalıyız. Ayrıca bilinmelidir ki bu hüsnü zannımız onların iktidarda veya muhalefette her yaptıklarını ve söylediklerini onaylamamız demek de değildir. Solcuların kanunu tacil edilirken dindarların kanunu tecil edildiği için Üstadın yazdığı mektup hala Emirdağ Lahikası'nda durmaktadır. Benzeri ikaz mektupları da hala oradadır. ama biz Üstadın Menderes ve dp ye bakışını Üstaddan değil bazı abilerden daha da acısı Üstadın 'isabet de etseler şerdir,tahrip hesabına geçer' dediği bir siyasetçi güruhundan öğrenip bir de bu siyasi kavgalara kendi kafa fenerimizin yolumuzu aydınlattığı kadarıyla dahil olur ve cephelerin hem de en ön saflarında yeralırsak 'sıddık' hitabına nasıl mazhar oluruz. Burada antiparantez bir konuyu paylaşmalıyım. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 17:56 başta Üstadın hizmetinde bulunmuş 'saff-ı evveller' olmak üzere bu hizmetin en zorlu zamanlarda hamili olmuş ve bu memlekete ve bütün cihana Risale-i Nur hakikatini hem cesaretle haykırmış hem de tevessü edip yayılmasında büyük fedakarlık,azim ,gayret ve cehd göstermiş ve bu 'sıddık' hitabına bütün alem-i insaniyetin ve alem-i mananın şehadetiyle en başta layık olduğunu isbat etmiş,kendileri ne medyunu şükran bulunduğumuz abilerimizi itham eder bir tarzda bulunmak asla haddim olmadığı gibi niyetim de değildir. Fakat Nur talebesine emredilen Risale-i Nurla amel etmesi ve nazarını oraya çevirmesidir. Çünkü 'belki ben de müfsidim, sözlerimi mihenge vurmadan kalbinizde yer vermeyiniz' buyuran bir Üstaddan ders alıyoruz. Delil ve bürhan istemek en tabi hakkımız olsa gerektir. Buradan sonra çok uzattığım için pekçok itirazımdan sadece iki tanesini suallerle dile getirerek yorumu bitirmek istiyorum.
Birincisi 'efkar-ıamme getiri-götürüden ziyade duruşa odaklanmıştır' diyorsunuz.evet doğrudur.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Samet 2010-08-28 18:14 Değerli İbrahim Kardeş, yazının çoğu kısmına katılabilirim ama "Çünkü Nur talebeleri “evet” diyecektir. Ben de “evet” diyeceğim." cümlene katılmam mümkün değil. Çünkü karşılıklı konuşulunca anlatılacak birçok hayır gerekçesi var. İşte sana R.Nur'dan bir gerekçe: Üstad Divan-ı Harb- Örfi'de Cumhuriyeti, adalet, meşveret, kanunda inhisar-ı kuvvet olarak tanımlıyor ve şahıslara kuvvet verilmesini tenkit ediyor bilirsiniz. Üstad sistem adamıdır ve nasıl kanun, anayasa yapılacağının temel değerlerinin çerçevesini çizmiş. Buna göre değerlendirildi ğinde acaba değişikliklere olumlu demek mümkün mü? Adaleti sağlayacak mı? Meşveretle siyasi anlamda uzlaşmayla mı yapılmış ve kanun kuvvetini sağlıyor mu? Üstad yine o eserde rüzgarlara kapılmayınız diyor ve Eşref Edip'le dostluğunu imani hususta ama siyasi değil diyor. Abdulhamid'e yaklaşımını sana anlatmaya zül görürüm. 2001'de biz kimsenin devamı değiliz diyen bir yapıyı 4 parti değeğerlendirme sinde sosyolojik açıdan nereye koyacaksınız? Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 18:19 Peki sizce içerikteki maddelerin sadece birkaçı üzerinde tereddüt varken ve diğer maddeleri meclis çatısı altında rahatlıkla değiştirip bu 'çok faydalı hürriyet girişimini!' en garantili yoldan sağlayabilecekk en neden hükumet bu zararlı ve meşkuk yolu seçmiştir? Ve böylelikle ifade ettiğiniz duruşlar vasıtasıyla toplumun ayrışmasını kendisine yol seçmiştir? 'Hakkın hatırı,adalet ve insaf' düsturları; hadi birkaç tane de ben ekleyeyim 'maslahat-ı umumi,rahat-ı umumi,ehliyet,h üsnü niyet,asayiş,ha kka taraftar olanla ortaklık,şahsın bütün sıfatları…olmak iktiza etmez,siyasi meselelerin ittifakı bozmaması, demokratlık, …'düsturları muvacehesinde sizce bu tavır doğrumudur? Eğer yanlışsa bu konuda da reyinizi açıkladığınız gibi bir yazı yazmayı düşünürmüsünüz?Emirdağı'nda yazan ikazlar ortada iken yani Üstad 'bunların duruşu hürriyetçi ikaza gerek yok' demeyip dp'yi ve Menderes'i ikaz edip eleştirip içeriğe bakmışken,Üstad dan ve Risale-i Nurdan duruşa taraftar olmakla ilgili bir misal Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Samet 2010-08-28 18:21 DEVAM: 2001'de biz kimsenin devamı değiliz diyen bir yapıyı 4 parti değeğerlendirme sinde sosyolojik açıdan nereye koyacaksınız aslı varken. Siyasete bakış biraz farlı analiz ve sentezi gerektirir. 12 Eylül dizaynı bir siyasi oluşumla darbelere maruz kalan, konuşan Türkiye, yasaksız Türkiye mücadelesi yapan ve hürriyetçi bir anlayışın, geleneğin demokrat misyon devamı olduğu söyleyen, Ayasofya'nın bir kısmını açan, Hırka-ı Saadette 24 saat Kur'an okutan, Risale-i Nur'lara ve talebelerine her zaman dost olan bir siyasei geleneği sanırm farklı analiz etmek, işte o 4 parti eğiliminde yeri neresi diye sorgulamak lazımdır. 8 senelik iktdarının 7,5'unda Menderes'ten söz etmeyen, teşkilatlarına resmini bile bulundurmayan milli görüş zihniyeti ancak iktidarlarının devamı için manevra yapan bir zihniyeti de iyi tahlil etmek lazım. Dindar C.Başkanı seçilecek deyip seçilenlerin 3 gazeteci çağırıp beyaz şarap ikramlarını unutmamamk lazım. Nihayet tüm Nur taleberi evet demiyor hocam ne yapalım Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 18:38 gösterirmisiniz ? Ve yukarıdaki düsturlar çerçevesinde akp nin ve Tayyip Erdoğan'ın nasıl hürriyetçi bir duruş sergilediğini izah edermisiniz? Bu konuda sorulabilecek daha o kadar çok soru var ki…cevaplar ını sizden duymayı çok isterim.

Gelelim ikinci konuya. Kopyala yapıştır yapmak ve Cindoruk un Menderes muamelesi görmesi.
Bu konuyu yazarken Risale-i Nurdan bir düstur görmemiş olmak beni düşündürdü. Yazınızın neredeyse tamamı Risale-i Nurdan ölçülerle süslenmiş iken iş siyasi tercihi belirtmeye gelince az yukarıda ifade ettiğiniz hataya düştüğünüzü görüyorum. 'Nur talebesi siyasetçi ağzıyla konuşmamalı'deyip peşinden içerisinde Risale-i Nur olmayan bir evet yorumuyla yazıya devam ediyorsunuz. Sonra da Menderes muamelesi yapılmaması gereken bir Cindoruk'tan bahsediyorsunuz . Bu konudaki sorularıma geçmeden bir hissiyatımı paylaşmak istiyorum. Yeni Asya gazetesi okuyan, bugünkü demokrat partiyi ve genel başkanı olan Cindoruk'u destekleyen, akp ve zihniyetini milli görüşün hadi en hafifiyle millet
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 18:52 partisinin devamı olarak gören ve tüm bunlar için bir kısmını yazımda paylaştığım Risale kaynaklı deliller ve bürhanlar bulabilmiş bir nur talebesiyim. Merak ediyorum ve hayretle görüyorum ki demokrat partiye destek vermemek için konuşan ve yazan bütün Nur talebeleri önce Risale-i Nurda ölçüler ve tesbitler yaparken iş siyasi tercihe geldiğinde genel geçer sözlerle baştan savıyorlar. Bu işin siyasette de söz sahibi olan bir şahs-ı maneviye vech-i tatbikini anlayamıyorum.
Gelelim Cindoruk meselesine. Evet doğrudur Cindoruk belki liderlik yeteneğiyle, belki hadiseleri algılama kabiliyetiyle bir Menderes değildir. Ama DEMOKRAT PARTİnin genel başkanı olması hasebiyle bir Menderestir, bir Demireldir, Çillerdir vesaire. Daha önemlisi bir Bayardır. Çünkü Üstadın destekleyip desteklettiği dönemde yani hadi gerisini nazara almayalım 1950 seçimlerinde dp nin başında Menderes değil Celal Bayar vardı. Yani Mustafa Kemalin yanında en uzun süre görev alan 2. insan ve bu seçimlerde Üstad dp yi destekledi
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# said dağdaş 2010-09-01 02:58 Ali Bey,
Beni bu mübarek ayda bu kadar üzebilecek, hayrete düşürebilecek, şaşırtabilecek başka bir yazı okumadım…
1980'li yıllarda Tepebaşı'nda Cindoruk'un katılacağı bir toplantıya beni de davet etmişlerdi. Adı anons edilince ayağa fırlayıp dakikalarca onu alkışlayan ve kendilerini Risale-i Nur dairesi içinde tarif eden arkadaşları-gençleri görünce "Bunlar ne yapıyor? Gözleri körelmiş, zekalarından mı şüphe etmek lazım acaba?" diye düşünmüştüm. Dona kalmıştım…
Sizin yorumlarınızı okuyunca da buz kesildim yine! "Dona kaldım." Risale-i Nur içinde hala bu düzeyde zayıf kafalar bulunuyor mu dedim maalesef…
Beni şaşkınlığa gark ettiniz. Yeni Asya talebelerine bakışımı yine mahvettiniz. Ben-bizler hala size güvenemeyecek miyiz? Bu ne biçim Nur talebeliği Allah aşkına???
"… Ama DEMOKRAT PARTİnin genel başkanı olması hasebiyle bir Menderestir, bir Demireldir, Çillerdir vesaire. Daha önemlisi bir Bayardır."
Bu cümleler sizin. Hayret! Hayret! Hayret!!!
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-28 19:08 'Mükemmel bir reis bulursa sizi hemen alt edecek' mealinde yazdığı mektubun peşinden Celal Bayar liderliğindeki dp 1950 seçimlerini Nurcuların da desteğiyle kazandı. Size son sorum da işte tam bu noktada:
sizce M. Kemal'in en yakın 2. adamı olmuş, her türlü inkılaplar yapılrken M. Kemal'in ya başbakanı veya bakanı olarak görev yapmış ve sonrada Üstadın mükemmel reis tanımlamasını seçimlerde elde ettiği zaferle bihakkın üstüne almış olan Celal Bayar, Hüsamettin Cindoruk tan daha 'iyi'-'dindar'-'ehil'-'demokrat'- ve 'sizce seçilmeye ve Menderes'e benzetilmeye layık' bir kişi midir? Değilse Üstad sizce neden onu ve başında olduğu partiyi desteklemiştir?
Risale-i Nurdan verdiğim ölçülerde varsa hatalarımın düzeltilmesini, yoksa tercihlerinizin ve dp ye olan karşı duruşunuzun nedenlerini ve de suallerimin cevaplarını RİSALE-İ NURdan ölçülerle verirseniz memnun olacağım.
Şayet yayınlarsanız site yönetimine; şayet okur ve cevap verirseniz siz kıymetli yazara teşekkür ederim.

SELAM VE DUA İLE…
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Tihan Polat 2010-08-29 03:08 İbrahim Bey kardeşim,
Vaktiyle 12 Eylül anayasasına, Camiayı en derin şekilde bölen münafıkane ve en süfyanî 12 Eylüldeki darbeye ve o darbenin ürünü ANAP'a “eve”t demişe benziyorsunuz. Bu darbeden sonra cemaatin vahim parçalanmasını da hizmetlerin arttığı züğürt tesellisiyle ifade buyurmuşsunuz. Madem hizmetlerin artmasına vesile oluyor, başka "Mohaç kahramanlar(!)n ın işbaşı yapması için dua edelim!..
ANAP'ın eski siyasilere yasak koymak için gerçekleştirdiğ i referanduma da evet demiş olmalısınız. Yanılıyorsam bu sütunlarda açıkça ifade edin.
Nur talebeleri "evet" diyecek gibi iddialı bir başlığı neye dayanarak atıyorsunuz? Ben "evet" demeyi düşünmüyorum. Oyumu "iptal" ettirecek şekilde hem evet hem de hayıra basmayı düşünüyorum. 12 Eylül anayasasına da, ANAP’a da, ANAP’ın eski siyasilere yasak getirmek isteyen referandumuna da "hayır" demiştim. Peki, zaten başta tamamına "hayır" demiş olduğum bir anayasayı cüz'î de olsa düzelten bu değişiklik paketine
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Tihan Polat 2010-08-29 03:10 niçin "evet” demeyeceğim?
Çünkü samimiyet testinde sınıfta kalındı. Bir defa Anayasada yer alması hiç de gereksiz birtakım maddeler kafa karıştırmak için anayasaya sokulmuş. Basit bir kanun maddesiyle hallolacak şeyleri anayasaya sokmanın alemi ne? Madem onca masraf yapılacak ve halkoyuna gidilecek eğer samimiysen adam gibi değişiklikler yap.12 Eylül ürünü ne kadar antidemokratik madde varsa kaldır. Başta YÖK olmak üzere.
İktidar partisi samimi olsaydı ilk önce derdi ki "Vatandaşlar, vaktiyle "evet" demek gafletinde bulunduğumuz bu anayasa o kadar berbat bir anayasa imiş ki zamanla anladık. Bu anayasanın mümkün olsa tamamını değiştirirdik. Ancak kısmi bir tövbe kabilinden konjoktür gereği bu kadarını yapabiliyoruz.Bu anayasa değişikliğine "evet" deyin…
O zaman tereddütsüz "evet" derdim. Fakat sayın Başbakan önceleri "evet" çıkacağından çok emin olduğu için bir şark kurnazlığıyla bu "evet"leri partisine de "evet" manasına tahvil edebilmek maksadıyla eksen kaydırdı.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Tihan Polat 2010-08-29 03:11 Yani "AKP’ye evet" şekline soktu. Ve bu nedenledir ki Anayasa oylaması geri plana atıldı, AKP’ye evet, AKP’ye hayıra döndü iş. Ne zaman ki "evet"ler riske girdi, o zaman sayın Erdoğan bu oylamanın AKP’ye evetle alakası yok, manasında konuşmaya başladı. Ba'de harabil Basra.
Kardeşim ben oylamaya "evet" diyeceğim ama AKP’ye "evet" demiş olmak istemiyorum. Neden benim vereceğim referandum oylamamdaki “evet”i şark kurnazlığıyla "AKP'ye evet"e tahvil etme sevdasına düştün. Ben de buna alet olmayacağım. AKP'ye "evet" demeyeceğim işte.
Bilmiyorum böyle düşündüğüm için İbrahim bey kardeşime göre nurculuktan düştük mü? Hani nurcular evet diyecek demiş ya?
Rabbim dünya ve ahirette nurculardan ve nurlardan ayırmasın.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# GÜRSADA 2010-08-29 04:20 Bir kanaat önderine sormuşlardı - Fecri Sadığın emareleri neler olacak?- O mübarek de -Milleti aldatan suret-i haktan görünen ama onun can damarını kemirenlerin bütün pislikleri sanki yakalarında rozet gibi görünür hale gelecek ve daha milleti kandıramayacakl ar ve halk onlara itibar etmeyecek.- demişti. Ne öngörü! İşte tam bugünkü bazı liderlerinin kimlerle kol kola gelmesi ve kaç seçimdir halkın bunlara itibar etmemesi açıkça tevil ediyor. Gözünü kapayan yanlız kendisine gece yapar yoksa millete değil. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# MEHMET 2010-08-29 05:40 evet evet evet
demokrasi adına evet özgürlükler adına evet diyeceğiz
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# leventg 2010-08-29 05:58 Hocamızın yazısını ve bazı abilerimizin muarız yazılarını okudum.Ben o muarız abiler kadar Nurcu olduğumu zerre kadar iddia etmiyorum. O yapılan ince teşhis ve cımbızlamalara karşı, dağdaki bir çobanın samimiyeti ve cahilliğiyle ve haddimi bilerek ve vereceğim kararı, muazzez Üstadımıza referans gösterme cüretini kendimde görmeyerek, kendimce EVET diyorum. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-08-29 06:35 İbrahim bey selamlar. Yazınızı okudum ve genel degerlendirmem olumlu. Gercekten evet vermek lazımdır. 4.devresi adileşir, vaziyeti muhafaza ya çalışır, kahraman ordu dizginini onun elinden kurtarıyor hukmu fehvasınca evet verilecek olan en dogru karardır. Üstadımızın talebeleri olan saff-ı evvel hameleler de bu istikamette görüş beyan etmişlerdir. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-08-29 06:36 Şimdi gelelim Ali Yesilkaya kardesin yorumlarına. Bir kere Üstad hazretleri zamanı ile şu andaki durum karşılaştırması nı dikkatlice yapmamiz gerekir. Şu anda kaleler zındıkların elindedir ve bu referandum bu kalelerin fethedilmesi için buyuk bir nimet-i ilahidir. Bu fetih de ancak evet ile mümkün olur. 1985 yılına kadar ki 4000'den fazla Nur davası anlaşılan sizi uyandıramamiş ki bu şekilde hayir-lı düşünceler içeren bir yorumda bulunmussunuz. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-08-29 06:36 İkincisi Menderes, Celal Bayar ve Cindoruk hakkındaki gerçekten kargaları bile güldüren yorumunuz var. Üstad hazretleri Menderes'e İslam kahramani derken onun ezan gibi icraatlarına binaen demiştir ve defaatle bu Bayar Menderes'i engelliyor. Yoksa Menderes'in kalbi bizimledir (Salih Özcan Son Şahitler)demist ir. Cindoruk ise karanlık mahfillerin adamı olan ve karanlık mahfillerin kullandığı -ustası Demirel gibi- karışıkk birisidir.
Mesele uzundur ancak şunu bilelim ki Nur şakirtleri uyandılar zındıkaya alet olmaktan fazlasıyla da uzaktırlar. Hakikat meydandadır ama gafiller görmez…vesselam
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# AbdullahNegünekaldım 2010-08-29 09:12 1980 ihtilali Türkiye'de yeni bir dönem başlatmış özelliklede dini cemaatler üzerindeki projesini başarıyla uygulamış ve halende devam ettirmektedir. Malesef bunu da ANAP,KUTSAL İTTİFAK,FAZİLET ,DSP-MHP ve yaklaşık 8 yıldır da AKP marifetiyle sürdürmektedirl er,yaklaşık 30 yıla yakındır. Kainat Üniversitesi Risale-i Nur Fakültesi'nin Hazırlık sınıfında okuyan bir kardeşiniz olarak beni derinden düşündüren ve üzen, Asrın Son Mehdi-yi Azamına talebe olduğunu iddia edenlerin içlerine düşürüldükleri durumdur işte ihtilalin istediği zaten buydu. Tek davaları önce kendi imanlarını kurtarıp başkalarınında imanlarınnın kurtulması için çalışması gereken Nurcuları önce kendi aralarında bölmek daha sonra bölünen gruplarıda dünyevileştirer ek pasifize etmek ve tamamen etkisiz hale getirmek, görüntüye bakılırsa bayağıda başarılı oldular. Artık sağır sultan da biliyor ki Türkiye'de sistem tıkanmıştır, adı Cumhuriyet olup uygulamada istibdat olan ve bir türlü hayata geçmeyen demokrasi,hürri yet, Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# AbdullahNegünekaldım 2010-08-29 09:37 din ve vicdan özgürlüğü tam manada gerçekleşmemiş komünist ülkelerin bir çoğu bile bizden daha çabuk tam demokrasiye geçerek Avrupa Birliğine üye olabilmişlerdir . Bence bunun sorumlusuda Nur talebelerinin gerçek demokratlardan desteğini çekerek günübirlik söylemlerle karar verip her önüne gelen siyasi hareketlere destek vermeleridir(ka dirşinas Yeni Asya'cılar hariç). Oysa Nur Talebeleri çoğunluğun peşine takılan değil, çoğunluğu peşinden sürükleyen olmak zorundadır. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri'nin son Müceddid olması hasebiyle siyasettede görevi vardır, sayıları az da olsa onun sadık talebeleri bu görevini yerine getireceklerdir . Bunlar sırf Allah Rızası için çalışan hiçbir dünya menfaati gözetmeyen gerçek manada ihlaslı olanlarca yapılacaktır. Şayet erken bir kıyamet kopmazsa bunu cümle alem görecektir. Milletin önüne konan ve 3 ay gibi bir sürede iktidara getirilen AKP nin 8 yıllık icratından anlaşılacagı üzere süre uzamakta Hürriyet ve demokrasi gelmek için nazlanmaktadır. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# AbdullahNegünekaldım 2010-08-29 10:00 Başörtüsü,İmamh atiplilerin katsayı magduriyeti, YÖK, Kur'an öğrenmedeki yaş sınırı, Mahzun Ayasofya'nın açılması gibi konuları ağzına bile almaktan çekinen AKP'nin başarılı olması imkansız ona şartsız destek veren cemaatlerin de (Yeni Asya cılar Hariçtir)beklen tileri de hayelden öteye geçmeyecektir. Ülkeyi sürekli yüksek tansiyonda yaşamaya mahkum eden bir iktidarın başarılı olması mümkün değildir. Kürt,Türk-Alevi,Sünni-Çerkez,Laz-Çingen,Romen açılımları diye yapılan kamplaşmalar yetmedi şimdide gereksiz yere Evet-Hayır kutuplaşması başlatıldı. Sanki tam manada 82 ihtilal anayasası kaldırılıp sivil bir anayasa yapılmış gibi reklam yapılmakta bu fakir milletin milyarlarca parası heba edilmektedir. Kısaca özetlemeye çalıştığım nedenlerden dolayı benim oyum da Tam ve Sivil bir anayasa için evet, yapılan bu gözboyamacı politikayada Hayır olacaktır.(yani evet ve hayıra birlikte basarak) Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-08-30 06:19 Abdulah ne güne kaldim kardeşim. Üstad senin gibi düşünmezdi hiç bir zaman. İslama yakın gibi görünen bir çok parti varken Üstad hazretleri Menderes'i desteklemiş, ona oy vermiş demokratlarin, başını okşamıştır. Defaatle halk partisi kol keser demokrat ehven-i Şerdir demistir. Dolayısı ile ak parti ne kadar yetersiz ve eksik de olsa ehven-i şer yönüyle ve hizmetin hatırına oyumuz evet olmalıdır. Hele ikisini birden basarak oyun geçersiz olması sadece zındıkaya destek olmus olur ve Allah bunun hesabını sorar…vesselam Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 16:21 gürsada-mehmet-leventg-bilal öznur kardeşlerim ve bilumum evetçi cepheye itirazımdır:
1-nurcuların kanaat önderi üstad hazretleri ve risalei nurdur.bazı şahısların zorla bu daire içerisine, kendisi ve cemaati de defalarca itiraz etmesine rağmen, hem de kanaat önderi-nurcuların lideri gibi sıfatlarla sokuşturulmasın a itirazım var.
2-nur talebeleri her zaman ve zeminde üstadı ve risalei nuru referans alırlar ve gösterirler.bu üstadın emri ve başta kendisi için olmak üzere bütün talebelerine uygulaması ve vasiyetidir.çıkar yol bulamayınca acziyet gösterisi yapıyorum görüntüsüyle üstadı ve nurları referans makamı olmaktan çıkarmaya itirazım var.
3-ben yorumumda neden hayır dediğimi izah etmedim. sadece tercihimin bu olduğunu belirtip geçtim.çünkü yazıdaki maksadım nur talebelerinin bu seçim sebebiyle kamplaşmasının sonuçlarını incelemekti.bu sonuçlardan en önemli olanının ise nurcuların siyasi tercihlerinde etkili olup demokrat misyona düşman vaziyeti almaları gibi bir vahim duruma neden
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 16:40 olması durumudur.yoksa 'neden evet diyorsunuz mutlaka hayır demek icab eder' gibi bir amaçla bu yazıyı yazmadım. yazıların ve yorumların olduğundan farklı okunup algılanmasına itirazım var.
4-'şu anda kaleler zındıkların elindedir ve fethetmek için evet gerekir' sözüne yani 'kaleleri fethetmek gerekiyor' sözüne nurlardan delil nedir? 'şu makama-devlet dairesine-askeriyeye-yargıya-vb. adamlarımız gelsin de bu zındıkaya son verelim' anlayışına risalei nurdan deliliniz nedir? benim bildiğim kadarıyla üstad açısından fethedilecek tek kale kalplerdir.ve kalplerin fethedilmesi yoluyla 'cemiyetin imanını ve ahiretini selamette görmek' ve bu fetih için gerekirse ahiretini dahi feda etmeye hazır olmaktır. üstadın fetihlerini bırakıp mehdi taklidi yapan hocaların ve hemen her seçimden önce defalarca fethedeceklerin i söyledikleri halde bir türlü,hem de 95-98 arası 3 yıl,2002-2010 arası 8 yıl olmak üzere iktidarda olmalarına rağmen memleketi birtürlü fethedemeyen siyasilerin fetih anlayışına
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 16:59 hem de nur talebesi kardeş ve abilerim tarafından sahip çıkılmasına itirazım var.
5-'cindoruk falanca mahfilin adamıdır,demire l de onun ustasıdır vb.' gibi mesnetsiz ve delilsiz kahvehane yorumlarına karnımız tok.ama celal bayarın m. kemalin enyakınındaki 2. kişi olduğuna,'atatürkü sevmek milli ibadettir' dediğine,tüm inkılap devrelerinde onun başbakanı veya bakanı olduğuna tarih şahittir. inna atayna tefsirinde bahsedilen süfyanın 4. rüknü olduğuna dair de bir zannı galib mevcut olduğu da aşikardır.üstadın 'şu bayar olmasa' dediği de ortadadır.dp nin ilk ve 1950 seçimlerindeki genel başkanı olduğu ve o seçimlerde chp yi, üstadın gaybaşina nazarıyla 1946 sonunda yazdığı emirdağ lahikasında da yeralan mektupta ifade ettiği gibi mağlup ettiği de ortadadır.üstadın 1950 seçimlerinde celal bayar başkanlığındaki dp yi destekleyip,tal ebelerine teşkilatlarını kurmaları için müsaade ettiği de meydandadır.o seçim lerden az önce fevzi çakmak ölmüş ve onun gibi namazlı olan dindarların yeraldığı
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 17:19 millet partisi hakkındaki üstadın görüşleri de hala risalelerdedir.dolayısıyla talebelerine ve bütün insanlığa, peygamber(asm)ı n veraseti zincirindeki en son halka ve bir mehdi-i azam olarak hazreti üstadın, bütün meselelerinde olduğu gibi siyasi tercih ve siyasi hareket tarzında da rehberi mutlak(kur'an-ı azimüşşanın beşareti ve mucizesi eseri olarak) olduğuna bütün nur talebelerinin inancı tamdır. mehdi-i azam, en büyük rakibinin sağkolu hükmündeki bir zatın başkanı olduğu bir partiyi kur'an namına desteklemekten içtinab etmez iken mehdinin talebelerinin sudan bahanelerle, emredilen partiye uzak durup tavır almalarına itirazım var.
5-bahsedilen davalardan birisi de benim babam içindi.ve 6 sene boyunca vazifeden el çektirilmişti.(ayrıca sayıları 4000 değil,2000 e yakındır-berai malumat :)) ve sene 85 den sonra bu davaların hemen hepsi yenilenip beraat ve vazifeye iadelerle sonuçlandı.yani nurcular adalet mekanizmasını ele geçirmeye çalışmadılar.bilakis üstadın dediği gibi adil
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 17:42 mehkemelerin ve hakimlerinin varlığına güvenmişler ve aynen üstadları gibi en cesur ifadelerle kendilerinden önce nurları savunmuşlar ve yine aynen üstadları gibi beraat etmişler.o mahkeme safahatlarını da birer şeref madalyası olarak göğüslerinde taşımışlar.ayrıca ilerleyen süreçten bugüne kadar nurlara davalar açılmadığı gibi,demirelin başbakanı olduğu 1991 dyp-shp koalisyonu tarafından,halk partili fikri sağların bakanlığı döneminde ülkedeki bütün kütüphanelere risalei nurlar hükümet eliyle sokulmuş ve böylece üstadın 'gün gelip bu eserleri devlet neşredecek'hükmünün başlangıcını yapmak 'usta' demirele ve o günkü meclis başkanı 'karanlık mahfillerin adamı' cindoruka kısmet olmuştur.sonra ki süreçte nur talebesi bazı abi ve kardeşlerimize söz ve yazılarından dolayı davalar açılmış ama o davalar da hukuk süreci içerisinde nihayet bulmuştur.ve ne gülünçtür ki bu davalara maruz kalan nurcuların neredeyse hepsi bugün 'hayırcı' ve 'ergenekoncu' ve dp taraftarıdır.
hakkında açılan birkaç
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 17:59 davada risalei nurlarla ilgisini inkar eden,sonraki dönemde de hayatına böyle devam eden,nurcuları ve nurculuğu inkar eden bir hocanın 'elegeçirme-fethetme' yöntemlerini kabul edip;2000 e yakın davalarda yapılan ,başta zübeyir abi ve bekir berkin olmak üzere,pekçoğu risalei nura üstadın emriyle idhal olunan,herbiri bir şecaat ve kahramanlık destanı olan savunmaları nakzetmeye itirazım var.
6-herhangi bir nur talebesini, velevki % 100 yanlış da yapsa, zındıkaya alet olmak ve gafillikle itham etmeye itirazım var.
7-bu sene ki ramazanda bir bereketsizlik olduğunu kendimce müşahede ettim. bunu paylaştığım abi ve kardeşlerim,ayr ıca daire dışından ahbap ve dostlarım da teyiy ettiler.'evet bu ramazan geçen seneden faklı.sanki istanbula ramazan gelmemiş gibi.manevi atmosfer düşük' dediler.sebeplerini düşünürken son üç gündür üzerine konuşup yazdığımız konu aklıma geldi.ve dün de yan komşumun iftar davetinden sonra konu yine bu rferandumdu.o kadar hararetle konuşuyormuşuz ki ezanı dahi
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 18:17 duymamışız.allah affetsin teravihi kaçırdık.namazsız olan o komşumun koluna girip camiye götürmem ve sohbetimi iman ve namaza yönlendirmem gerekirken ben namazsız durumuna düştüm.sabah namazından sonra kastamonudaki mektup aklıma geldi.hani camiyi cemaati bırakıp radyoya koşanların anlatıldığı mektup.birden titredim ve bu seneki ramazan havasının düşüklüğü ve bereketsizliğin in belki de en önemli sebebini kendimce buldum. o manevi havayı sağlamak ve geliştirmekle 1.derecede memur olan biz nur talebeleri en küçük fakat en ehemmiyetli dairedeki asli vazifelerimizi unutup, belki onlardan daha fazla referandum meselesine 1. dereceden dahil olmuşuz.evet cephesinin en önde gelen savunucuları haline gelip, bu mübarek ayda etrafa yaymamız gereken nurlu mesajlar yerine evetli mesajlar vermeyi iyice abartmışız.benim gibi kimileri de az ve geride de olsak yine bu hatayı diğer cepheden en azim bir şekilde işlemişiz.risalei nurların neşri, bu memlekette bir sadaka hükmünde belaları def edecekken Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ALİ YEŞİLKAYA 2010-08-30 18:27 biz bu asli vazifeyi bırakıp siyasi meseleyi en ön plana taşımışız.kendimizi ne kadar mazur ve haklı göstermeye çalışırsak çalışalım,'bereketiyle' meşhur bu ayda bereketsizlik ve işlerin durgunluğu gibi bir umumi belaya davetiye çıkarmışız.
başta kendim olmak üzere;ayetle itikafa emrolunduğumuz, hadisle son onunda 80 seneden hayırlı bir günü bulmamız emredilen,üstad ımız tarafından da son 15 gecesinde talebelerinin uyutulmayıp ibadet,tezekkür ve tefekküre yönlendirildiği miz bu mübarek ayda, asli vazifeyi bırakıp geniş dairelere dalmaya itirazım var.
selam ve dua ile…

not: en son itirazım sebebiyle bu konuda daha fazla yorum yapmak istemiyorum.abi ve kardeşlerim şayet kalplerini kırdım ise affetsinler.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasan 2010-08-31 02:21 sa,
YÖK'ün başına Kemal Gürüz gibi bir adamı atayan, hiç de demokrat olmayan bir sürü rektörü üniversitelere atayan, başörtülüler Arabistan'da okusun diyen, başörtüsü siyasi bir simgedir diyen, 28 Şubatın baş aktörü Demirel ve avanesi Cindoruk için kimse bana demokrasi kahramanı demesin artık yutmuyoruz. takke düştü kel göründü. Demirel ve Cindoruk'a inat kocaman bir EVET.
selam ve dua ile…
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 05:59 İbrahim bey makalenizde guzel noktalara deginmissiniz tebrik ediyorum elbetteki mudakkik ve dikkatli Nur şakirtleri bu referandumda EVET oyunu verecekleridir insallah. Ben bu yorumumda Ali Yeşilkaya kardeşimin uzun uzun yazarak anlatmaya çalistığı bir kısım noktalara ışık tutmaya çalışacağım Rabbimin izni ve inayetiyle.
sevgili kardeşim,
1-Evetci cephe diye bir tabiriniz var bizler Nur şakirtleri evetçi cephe olamayız, herhangi bir cephe de olamayız. Cepheler üstüyüz fakat oy vermek gerekince EVET vermek lazımdır hatta zaruruidir diyoruz.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:02 2-Kanaat önderi ya da lideri şeklindeki bir tabiriniz de yanlış anlamalara musaittir. Hz. Üstadımızın isimlerini sayarak kendisiniden sonra vekil bıraktığı Nura ayna ağabeylerimizin isimleri elbetteki bizler için bir ölçüdür. Belki bazıları Üstadımızın talebelerini görmezden gelirler ama Hz Üstad onlar hakkında yazmış olduğu yüzlerce mektubunda onları taltif etmistir. bugun bir abdullah yegin,bir husnu bayram ,bir ahmet aytimur,salih ozcan,bir sungur agabeyimiz bunlarin hepsi EVET oyu verilmesi gerektigini soylemisleridir . Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:06 dolayisiyla hz ustadin talebelerini gormezden gelip bir gazetenin sahibi olan sahsi yada etrafindakileri ustadin talebesi gibi gormek ve insanlara boyler gostermek nuru anlamamis olmaktan ibarettir diye dusunuyorum.elbeltteki ustadin talebeleri olcu degildir ancak ayni zamanda bu insanlar nur cemaatine yol gosteren bir fener hukmundedirler.
gelelim f.gulen hocaefendi ve cemaati hakkindaki cok acib ve ve kusurlu sozlerinize.fgulen hocaefendi hayatini kuran ve risale i nur yoluna feda etmis imana ve kurana buyuk hizmetler yapmis bir iman fedaisidir
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:11 hazreti ustad risale i nurda derki risale i nurun dairesi genistir erkanlar haslar talebeler dostlar bulunur dost ve talebe olmanin sartlari icerisinde risale nura canu gonulden sahip cikmak ve hayatinin gayesi onu nesretmek seklinde bir ifadesi var.ve yine semsettin yesil ve diger alim zevat nurlardan alintilar yaparak nesrettikleri zaman onlarinda nur talebesi olduklarini mektuplarinda ustadimiz vurugulamistir.dolayisi ile arzedeyim f.gulen hocaefendi bugun binlerce nur talebesinin sehadetiyle ve ustadimizin mubarek talebelerinin tasvipleriyle nura hizmet eden nura yayan ve milyonlarin imanini kurtaran bir kuran halaskaridir.bu konuda arastirma yapmak isterseniz ustadimizin talebeleri ile goruserek yada internette bu konuda dosyalar var okursunuz ogrenirsiniz. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:22 Risale i nurda ustadimiz nurun dairesi genistir dostlar talebeler erkanlar haslar bulunur diyerek dairenin genis oldugunu herkesin katilabilecegin i beyan buyurmuslardir.yine talebenin sartini siralarken nuru hayatinin gayesi bilecek ve nesri icin calisacak seklinde ifade etmisleridr.ihlas -uhuvvet risalelelerinde bana yalnizca ve yalnizca iman hususu gosterildi diyerek hizmetin hududunu cizerken hayatin genis dairesinin asil sahipleri diyerek nurun fedakar hadimlerine isaret etmistir.simdi yuzlerce ornek cumleden birkac tanesi size yeter diye dusunerek sunu soylemek istiyorum f.gulen hocaefendi nuru dunyaya yayan anlatan ogreten kaldigi dersanesinde nurlari okuyan okutan dinleyen milyonlarin imanini kurtarmis olan bir kuran halaskaridir. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:26 hazreti ustadin talebeleri de f.gulen hocaefendinin kemalini halisiyetini nur sakirdi olmasini belirten ifadeler iceren mektuplar yazmislaridir.internette arastirma yaparsaniz cok rahatlikla ulasabilirsiniz .hocaefendi kesinlikle nur sakirdi oldugunu inkar etmemis aksine bugun yayinlanan derslerinde kitaplarinda sohbetlerinde hazreti ustada talebe olmaya calistigini nurlardan istifade etmeye calistigini beyan etmistir.kaldigi dersanede surekli nurlari okuyan ve okutan f.g. hocaefendiyi husnu zanla tanimaniz gerekirdi diye dusunurum. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:29 nur talebeleri arasinda herhangi bir kamplasma yok .butun nur talebeleri ozellikle hocaefendi cemaati,kirkinc i abiler,sungur abiler,fevzi abiler,said abiler,abdullah abiler,zehradak i abiler,kurtoglu abiler,gultekin abiler,yazici abiler hepsi EVET vereceklerini beyan etmislerdir.hizmeti anlayamayip hala munafik ve katran ruhlu pamukelin pesinden gidenler varsa onlarda ne vereceklerini karar kara dusunuyorlar::) )bu kadar burhan gosteriyoruz artik anlamak lazim evet verilmesi gerektigini. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:34 kaleler zindiklarin elindedir fethedilmesi gerekir bu yuzden evet lazimdir sozunu elestiryorsunuz ve cok acib bir fetva vererek buna luzum olmadigini nurlardan buna ornek cumle istiyorsunuz.sevgili kardesim,biz hizmetle mukellefiz basari cenabi haktan gelir hizmet etmek icinde bir kisim esaslara riayet etmek gerekir bu konuda hizmet rehberi nde cok cihansumul dusturlar var okursaniz istifade edersiniz insallah.risale i nurdan delil hizmet rehberi ve bilumum lahika mektuplari size kalelerin fethedilmesi gerektigini bunun icinde cok calismak lazim geldigini ders verecektir insallah. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:38 kalplerin fethedilmesi konusi ise zaten otomatik olarak gelen bir durumdur yani iman hayat serat vazifeleri yapilirken bu konuda mektubattaki mehdi mektubunu dikattlice okudugunuzda kalelerle birlikte kalplerinde fethedilmesinin onemi anlasilacaktir/zaten 5.suadaki kahraman ordu dizginini onun elinden kurtariyor ve hazreti mehdinin bir cok alemde vazifeleri var diyerek bu taksimatlari yaparken bunlara dikkat cekiyor.
dolayisi ile sadece kitap okuyalim ve seyredelim kalpler duzelsin anlayisi dogru olmayan aksine zindiklerin guclenmesine sebeb olmus olan sakat bir anlayistir.su andaki cemmatlerin bir sorunuda budur zaten.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:49 simdi de gelelim yine celal bayar konusuna.hazreti ustad bayari sevmez ona bayur derdi.fakat menderesi ve demokrat partiyi ustadimiz ehvenusser yonuyle desteklemis yardim etmek istemis onlari ikaz etmistir.simdi bayar onlarin iclerinde olmasi hasebiyle ve masonlarin cogunun demokrat partiyi kontrol etmeleri yonuyle hazreti ustad menderese destek olmaya calismistir ancak ne yazikki menderes hazreti ustadi anlayamamis korkmus ve ustadimizi bir cok defalar yalniz birakarak sahip cikmamistir ve bunun bedelinide hayatiyla odemistir. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:50 simdi hazreti ustadin demokratlarin basini oksamasinin bir tek nedeni vardir oda ehveni ser muslumanlara musamahakar olmalaridir.hurriyeci olmallari ve vatanperverlikl eri diger bir guzel yonleridir denilebilir.bunun disinda hazreti ustadimiz demokratlari kayitsiz sartsiz desteklemek gazete ve dergi ile siyasetin borazancisi olmak demirel ve cindoruk gibi sirrinin tokadini yemis karanlik sahislarin koru korune pesinde gitmek gibi bir cinayete hazreti ustadimizin musadesi olmamistir ve yoktur. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-01 06:57 aslinda soylenecek cok soz olmasina ragmen size yerimiz olmadigi icin uzun uzun yazamiyorum.dilerseniz zehrafoundation @live.com.au adresine yazabilirsiniz.
son olarak sunu soylemek isterim.bu zamana kadar hocaefendi dusmanligi ile bir yere varamadiniz.gazeteniz kuculdu.nur cemaati trarafindan istiskal edildiniz.artik hic bir yerde kabul gormuyorsunuz cunki insanlar sizleri tanidilar.hizmet yontemlerini bilmediginiz gibi ilme alime hurmet, esaslarada hurmet ve saygilari olmayan soz dinlemez basina buyruk bir nevi turk vehabi tarzi bi yola giren kardeslerimizin oldugu bir gruba donustunuz.
cenabi hak islah etsin ..son sozumuz bu olsun.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# recep demirkol 2010-09-07 13:42 İbrahim abinin ellerine sağlık yürekten bir yazı olmuş. Gerçekten tebrik ediyorum…
Diğer yorumlara katılmıyorum.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# sedat 2010-09-07 18:19 Bilal Öznur haddini aşan şu ifadeleri kullanmış: "Hoca Efendi düşmanlığı ile bir yere varamadınız. Gazeteniz küçüldü. Nur cemaati tarafından istiskal edildiniz. Artık hiç bir yerde kabul görmüyorsunuz. Çünki insanlar sizleri tanıdılar. Hizmet yöntemlerini bilmediğiniz gibi ilme, alime hürmet, esaslara da hürmet ve saygıları olmayan söz dinlemez başına buyruk bir nevi Türk Vahhabi tarzı bir yola giren kardeşlerimizin olduğu bir gruba dönüştünüz.
Cenab-ı Hak ıslah etsin. Son sözümüz bu olsun."Bu sözleri söyleyen kişiye en güzel söz sükuttur ama biz yine de söyleyelim. Kemiyeti keyfiyeti biliriz. Düşmanlıkla eleştiriyi ve Risale-i Nur'un perdelenmesini biliriz. En son NTV'de CNN'de Kutlular, kimleri savunmak zorunda kaldı Sentez Haberde izle sonra konuş. Evet Risale-i Nur meşrebini izah ederken, bizim düşüncemize göre bu meşrebin, bir çizgisi var. Risale-i Nur adına hizmete talip olanlara bizler bu çizgiyi hatırlatırız.Bunu düşmanlık olarak görmek akliye-i muhakemeden noksanlıktır.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-08 03:47 Ali Yeşilkaya isimli şahsiyeti tanımıyorum belki benden büyüktür ama abi demeye de dilim varmıyor. Bu kadar siyesetin içine düşmüş muvazeneyi kaybetmiş kendi şahsi fikirlerini Risele-i Nurda aramak için takla atmadığı kalıyor hüsamettin cindoruk gibi (…) bir şahsiyeti sırf demeokrat partinin başında diye desteklemek lazım yorumu üzerine yazıyorum. herhalde bu hal tam da siyesetin insanı ne hale getirdiğini özetliyor bu kişiye acıdım. bir de sorum var Süleymen Soyluyu nereye koyacağız Ali Yeşilkaya adı da Süleymen sen Süleymenlerı çok seversin ya Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-08 03:56 sonraki yorumlarını da okudum
ali yeşilkaya tahminim birileri belki hanımınız, belki çocuğunuz sen ne yapıyorsun dediler harhalde siyesetle uğraşmaktan diğerileri unutttuun diye ama son yorumlarınla ilk yorumların arasında o kadar fark varki ben bile şaşırdım. özellikle hüsamettin cindorukla ilgili yorumuna bayıldım "karanlık güçler falan" ama kendime de sordum böyle bir adam niye sevilir veya can siperane savunulur.Demek siyasetle uğraşınca işler böyle oluyormuş.Siyaset gözleri geçici olarak kör ediyormuş. Makamını gösteriyor fakat yaptıklarını göstermiyormuş. Bu arada ali yeşilkaya favzi allahverdi abiyi, mehmet kurtoğlu abiyi, badıllı abiyi, abdullah yeğin abiyi, hüsnü bayram abiyi,ahmet aytimur abiyi…bunları hüsama destek vermedikleri için nereye koyuyorsun . söylesen de biz bilsek
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmet parlı 2010-09-08 04:20 meseleyi bilal öznur çok güzel özetlemiş ali yeşilkaya kimse bir yazı yazar herhalde bu arada sadat da bilal öznuru eleştrmiş şu noktada katılıyorum sadat bilal kral çıplak demek bu ülkede özelikle ceride çıkaran abiler de o yüzden kral çıplak demenin başka yolunu bul. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmet parlı 2010-09-08 04:37 gazetenin üst kademesindeki abilire kral çıplak demenin zamanı geldi bilal abi ama sen yine de başka bir yolunu bulsan iyi olur ali yeşilkaya seni aforoz bile edebilir veya hüsamettin cindoruğa sorar

kusura bakmayın kendimle dalga deçiyorum zira hala hüsamettin cimdoruk ne kadar karanlık güçlerin… olsada demokrat partinin başında olduğu için saygı göstermeliyiz ve dediğini yapmalıyız yorumuna inanamıyorummmm mmmmmmmmmmmmmmm mmmmmm
saygılarımla
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# SULTAN 2010-09-09 10:42 RİSALE AKADEMİNİN MUHTEREM OKUYUCULARI, BAŞLANGIÇTAKİ KURULUŞ GAYESİ; HİZMET ARACI VE HAKKIN SESİ OLAN, BUGÜNE KADAR CEMAAT MENSUPLARININ İANELERİ İLE VARLIĞINI SÜRDÜREN BİR MEVKUTENİN; YAYIN YOLU İLE CEMAATİN HİZMETKARI OLMASI, BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAMAYA ÇALIŞMASI GEREKİRKEN; ZAMAN İÇİNDE SİYASET BATAKLIĞINA GİREREK NASIL DA BİR FESAT YUVASI VE BOZGUNCU HALE GELDİĞİNİ, KENDİNİ CEMAATİN ÜSTÜNDE GÖREREK KENDİ GİBİ DÜŞÜNMEYENLERİ YOLDAN ÇIKMIŞ OLMAKLA İTHAM ETTİĞİNİ GÖRMEK VE "EUZUBİLLAHİ MİNEŞŞEYTANİRRA CİYM VESSİYASET" DEMENİN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU ANLAMAK İSTERSENİZ A.Y. İSİMLİ ŞAHSIN YORUMLARINI OKUYUNUZ. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# mehmet fatih 2010-09-11 09:47 sultan isimli yorumcuya,yolda n çıkmış, siyaset pisliğinin içine batmış, bütün meselesi dünyevi menfeatler olmuş, dünyadaki bütün istihbarat örgütlerinin payandası olmuş, bir grup var ama yanlış yere bakıyorsun. yeni asya gazetesi okuyorum ve verdiğim her kuruş yüzbinkere helal olsun. bu grup hangi evet diyen kimseyi yoldan çıkmakla suçlamış,ama hayır diyecek olanlara yapmadığınız kalmadı, bütün nur talebeleri evet diyecek ne demek, nasıl darbe anayasasına evet diyenler nur talebeliğinden çıkmadıysa bu gün hayır diyenler de nur talebeliğinden çıkmayacak. ismini yazmaya cesaret edemediğin ali yeşilkaya gibi risale i nurdan delilller göstersene,tabi okuyorsan Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# SULTAN 2010-09-18 07:56 Mehmet fatih kardeşim, yazmaya cesaret edemediğimi söylediğiniz kişinin ismini yazma cesareti gösterdiğiniz için zat-ı alinizi tebrik ediyorum, cesaretiniz numune-i imtisaldir. Ayrıca bir gazete almanız yetmez, günde en az bin gazete alıp dağıtmalısınız ki; sizin gibi cesur, gözü pek civanmertlerin sayısı artsın da bizim gibi cesaretsizlere yer kalmasın. Hem aşırı cesaretinizden adını yazmaktan imtina ettiğiniz o cemaatin imdadına yetişir, bize namalüm sizce malüm olan "dünyadaki bütün istihbarat örgütlerinin" tasallutundan kurtaşmış olursunuz. Risale-i nurdan delil getirme tavsiyenizi ise malesef yerine getiremiyoruz. Bu hem sizin gibi allamelere karşı haddini aşmak ve hem de asrın Kur`an tefsirini basit siyasi tartışmalara alet etmek gibi bir haksızlık olur. Bu arada sakın ola ki mücahedenizde en önemli hususu ihmal etmeyiniz. Emsalsiz lider büyük siyasetci cin gibi dahi h.c.`un hemen gerisinde saf tutmayı unutmayınız. Böylece siyasi havayı iyi koklar dostu düşmanı iyi tanırsınız. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-11 06:44 sedat kardesimizin sozunu yazalim once:Yapılan değişiklikler, sayısal nitelikli değişikliklerdi r, sisteme yönelik değildir evet bu ifadeler sedat kardesimizin ifadesi.ben sadece fikriyati hangi yonde bunu gostermek icin bunu ekledim.
simdi de cok kisa olarak nurlar hakkindaki iddialarini cevaplandiralim umarim istifadeli olur.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-11 06:49 kemmiyet keyfiyet,nura perde olmak ve nur mesrebinin cizgisi hakkinda iddialari var.
1-risale i nur amac degil aractir cunki bizler muslumaniz islamin peygamberi resuli ekrem hazretleridir ve kitabimiz ise kurandir. bunu boyle tespit ettikten sonra meselelerimize bakarken mezheb imamlarimizin gorusleri istikametinde degerlendiririz buna ehli sunnet yolu diyoruz
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-11 06:52 dolayisi ile arzedeyim bugun yeryuzunde milyonlarca musluman var ve milyonlarca inanmayan var.bu insanlarin imanini kurtarmak icin takip edilecek metod nurlarin bu insanlara gosterilmesi anlatilmasi izah edilmesi oradan gelen isiklarla heryerin aydinlatilmasid ir.yani herkesin nurcu olmasi degil herkesin imanini kurtarmak esastir.iste risale i nura perde olmak tabiri bu noktada yanlistir cunki risale i nur kuran degildirki perde olunsun.risale i nura ayna olunur risale i nur vesilesiyle imanlar kurtarilir. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-11 06:57 bu perde olma meselesi uzundur ama kisaca ozetlerken amacimiz insanlarin imanini kurtarirken nurlardan istifade etmelerini saglamaktir. bu vaazlada konferanslada kitaplada tv ilede dergi ilede olur.kisaca hedef kurana ulasmaktir.
2-meslek mesrb cizgisi demissiniz. bu bahsettiginiz cizginin ne oldugu belirsiz. boyle bir cizgi olsaydi bizlerde bulur okurduk nurlarda. bu bahsettiginiz cizgi sanki gastecilik damari kuvvetli kisilerin iddialarindan ibaret olmasin? keske nurlardan bazi ifadeler gostersenizde size izah etsek ne oldugunu?..nurun cizgisi genistir
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-11 07:02 bu cizgi olayi icin sunu soyleyeyim hazreti ustad cizgiyi belirlemistir.sahislar degil.dost talebe erkan haslar diyerek izah etmistir.kastamonu ve barla lahikalarinda bu konular izah edilmistir.oralara muracaat edilsin derim.bence insanlara yaptiklari hizmeti begenmeyip nura uygun degilsiniz diye hatirlatma yapmak yerine once kendi bahcenizi temizleyin.1980 den bu tarafa cemaatin malini gasbedip sahislarini on plana cikaranlar ustadin talebelerini isbilmez ihtiyarlar gibi gorenler, alimlerimizi kusturenler, gazeteyi demirelin borusu haline getirenler,5 vakit namaz kilan, ustada dost, cankaya koskunde risale i nur dersi dinleyen ve okuyan rahmetli ozala demediklerini birakmayanlar once aynaya baksinlar derim… Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-11 07:08 neyse.uzun uzun yazmamiza luzum yok zaten taassub icinde olanlar hakikati ayan beyan goremezler diye meshur darbi mesel var. size de hitab eder sedat kardesim…yarin insallah EVET buyuk bir cogunlukla kabul edilecek ve turkiyemizde yeni bir sayfa acilacak.,..derin devletin oyuncagi olan aldanmislarda 30 senedir aldatildiklari gibi hatalarini yillar sonra farkedeceklerdi r bir gun…VESSELAM Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-14 03:10 mehmet fatih bey sen de ali yeşilkaya gibi morardın herhalde. Hem siyasetin tam göbeğinde olacaksın sonra da üstadım siyasetle uğraşmayın dedi diyeceksin. Gerçi milletvekili olmadınız ali yeşilkaya ile birlikte bu arada sizin hüsamettin cindoruk nerelerde sesi soluğu çıkmıyor yaşıyor değil mi irtibata geçtiniz mi demokrat partinin başkanı ya. Risalelerden de cevap verecem ama önce biraz eğlenelim dedim.
saygılarımla
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-14 03:26 şimdi geldik meselenin özüne,
taassub içinde kalıp hala siyasetle uğraşıp ali ferşadoğlu gibi çocuklarımıza ve hanımımıza hakim olmadık gidip şu partiye oy verdiler mi diyeceğiz yoksa kardeşim siyasetle işimiz yok ama oy zamanı ehvenüşer babında oyumu kullanacağız mı diyeceğiz ona bir karar vermek lazım. Yoksa hüsamettin gibi bir adam ne kadar kötü de olsa demokrat partinin başında diye destek veririz ve millet bizi ayıplar sonra millet ayıplasın ne olacak ki üstad desteklemiş ya deriz ve gülünç duruma düşeriz.
saygılarımla
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-15 03:02 bir alıntı yaptım ali yeşilkaya kızmasın

MHP referandumdaki tavrı itibari ile eleştirilebilir . Ama neticede partinin kurucu lideri olan Alparslan Türkeş, 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren cuntanın en önemli isimlerinden biriydi. Parti içinde hala cunta eğilimliler olması normal.

Fakat 27 Mayıs darbesinin idam sehpasına gönderdiği Adnan Menderes’in kurucusu ve başbakanı olduğu Demokrat Parti’nin, günümüzde ismini (içi boş bir iddia bile olsa felsefesini) sürdürdüğü iddiasındaki bir partinin, cunta heveslililerini n içinde bulunduğu, darbe dönemlerinde tesis edilen mevcut statükonun sürmesinden yana tavır alması, bu partiyi fiilen tarihe intikal ettirmiştir.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-15 03:03 Hiç mübalağa yapmadan söylüyorum. Menderes ve Özal’ı mezarlarından kaldırıp birini Demokrat Parti’nin, diğerini Anavatan Partisi’nin başına geçirseniz bile, bu enkazın kaldırılması ve her iki partinin imajının derlenip toparlanması mümkün değildir. Oy oranı anketlerde “diğer partiler” kategorisinde ancak yer bulan Demokrat Parti artık fiilen bitmiştir. Olası bir seçim öncesi dişe tırnağa dokunacak oy oranı alabilecek bir sağ parti ile koalisyon yapma ihtimali bile sıfırdır. Demokrat Parti artık, sol eğilimli ve Ergenekon’un sözcüsü durumundaki kişilerin görüş beyan ettiği ucube bir sağ partidir.

Erkan Mumcu AKP’nin Kültür Bakanı iken ANAP’a lider olmak için bakanlıktan istifa ettiğinde, “ANAP'ın mumu aydınlatır mı?” başlıklı (15 Mart 2005 tarihli) yazı yazmış, siyaset sosyolojisi açısından bunun imkansızlığını ayrıntılı olarak anlatmıştık. (Tıklayınız.)
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-15 03:03 Ben o operasyonun da Silivri aktörleri ile ilgisi olduğunu düşünüyorum. Tıpkı Sayın Şener’in en kritik dönemde partisini terk etmesi gibi… (“Abdüllatif Şener Ergenekon'un neresinde?” Tıklayınız)

Krize dönen 2007’deki cumhurbaşkanlığ ı seçim sürecinde 367 garabetinin mimarı Sayın Sabih Kanadoğlu, pazarlamacısı Sayın Hüsamettin Cindoruk olmuştu. Bu oyun o dönem tuttu da… Tezgahın nasıl işletildiği Silivri iddianamelerind e görülüyor.

O dönemde parti yönetiminde olmayan Hüsamettin Cindoruk için, henüz Sayın Gül seçilmemişken, (17 Ağustos 2007’de) bu köşede yazdığımız “Vah Menderes, demek Cindoruk avukatındı…” başlıklı yazı kaleme almış, Menderes’in kemiklerini sızlattığını anlatmıştık. Meğer kendisi Menderes’in avukatı falan da değilmiş. Bu ifade 50 yıldır kullanılmasına rağmen sesini çıkarmamış. Siyasi referans olarak ise faydasını görmüş.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-15 03:04 Sayın Cindoruk pazar günü oyunu kullandıktan sonra kameralara,"Bu referandumu yapıp da rejime baskı uygulamayı düşünenler muvaffak olamayacaklardı r" demiş. Halka sorulmamasını istemiş. Darbeci rejimi koruma misyonunun Demokrat Parti liderine kalması, bilincini yitirmiş bir yoğun bakım hastasının ne dediğini bilmez sözlerini çağrıştırmaktad ır. Bu siyasi tavırlarla Demokrat Parti mirasına mum dikilmiştir.

Nisan ayında Anayasa değişiklik paketi Meclis’te görüşülürken, “AK Parti oylarını ne düşürüyor ne artırıyor” başlıklı yazı kaleme almıştık. Sadece devletler değil, partiler, şirketler, kurumlar vb. durduk yerde tarihe intikal etmezler. Zincirleme hatalar zinciri belli bir yöne sürükler onları.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-15 03:05 Demokrat Parti artık tarihin tozlu sayfaları arasına yol almıştır. Bir devrin biten hikayesi gibi olan 12 Eylül referandumunun ardından Sayın Erdoğan’ın Sayın Menderes’i ziyareti ise, Menderes’in artık sadece hatıralarda kalan ‘manevi siyasi terekesini’ adeta bir Fatiha ile son defa uğurlamak gibidir. Bu nedenle anlamlıdır.
Süleyman Soylu'yu anmamak eksik olur. Onu da, Demokrat Parti çökerken son anda enkaz altında kalmaktan kurtulan ve gerçeği haykıran şanslı bir nefer sayabilirsiniz.

Bu vesile ile, Demokrat Parti’nin demokrasi için bedel ödeyen mimarlarına birer Fatiha okuyarak yazımızı bitirebiliriz. Ruhları şad olsun.

Diğerleri mi? Tarihin onları nasıl okuduğunu zaman gösterecek.

12 Eylül tarih olarak hakikaten ilginç bir tevafuk oldu. Kaderin örgüsü bu kadar olur… Allah insanların finallerini de temel hayat felsefelerine göre yazıyor.

Prof. Dr. Osman ÖZSOY
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# mehmet fatih 2010-09-15 17:22 hasmetp,isimli yorumcu kardeşim ben niye morarayım,siyes etin göbeğinde kimin yer aldığı belli,yazdığın yorumlarda siyasetin çirkefinden her şey var,hala hüsamettin ahmet mehmet,şahıslar peşindesin,zama n en iyi müfessirdir,gör eceğiz,demokrat parti tarihin tozlu sayfalarına yol almış olabilir, demokrat fikirler bakidir. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-16 02:33 hala siyaset yapıyorsun ya
allah aşkına demokrat bırak bari siyasetle uğraşmak gerektiğini izah eden risaleden bir mehaz ver ya.
ama hüsamettin cindoruk'un haline bozulmuşsun gibi geldi bana
saygılarımla
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Ömer FARUK 2010-09-19 04:38 Ali YEŞİLKAYA gibi düşünen yorum yapan değerlendiren insanlara yazıklar olsun. Halen 21.yüzylda bilgi ve ilim çağında kafalarını kuma sokan bu insanlara basiret dilemek lazım. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hasmetp 2010-09-20 06:28 Ömer Faruk bey ifadeleriniz hoş değil bunu belirtmek istiyorum. Zaten evet çıkınca bizim Demokrat Partilliler Deniz Baykal gibi suskunluğa gitti. Ama refarandum gösterdi ki kral çıplak. Şimdiye kadar destek verilen insanaların foyaları iyice gün yüzüne çıktı. Anlamayan versa da ne yapalım o onların sorunu. Saygılarımla Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ali yeşlikaya 2010-09-21 01:37 kıymetli yorumcu kardeşlerim,
sizlerden istirhamım yorumlarımla ilgili yazarken benim söylediklerim ve sorduklarıma risale-i nurdan delillerle cevap vermeniz. bunu yapabilen bir yiğide rastlamamış olmamın nedeni üstaddan bir delil getirmekteki acizlik mi, yoksa 'üstadı böyle basit şeylere alet etmeme alicenaplığı mı?' lütfen güldürmeyin beni. siz de iyi biliyorsunuz ki verebilecek birtek cümlelik dahi deliliniz olsa idi etrafa sataşmakla uğraşmazdınız.
içinizde kalanları söylemek ise tabii ki hakkınız ama benim yorumlarımı buna alet etmezseniz sevinirim.
ben hala sorduklarıma ve itirazlarıma delil ve bürhanlarla cevap verecek bir nurcu arıyorum.

bir cümle de dp bitti diyenlere söyleyip bitirelim.
60 ihtilalinden bu yana her darbe sürecinin peşinden merkez sağı demokrat partinin elinden almak için kurulan ve tarihteki yerini alan partileri görmek isterseniz vikipediye girin.türkiyede siyasi partiler yazın.onlarca parti ve genel başkan ismi görürsünüz. tarih tekerrürden ibarettir.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ali yeşlikaya 2010-09-21 01:57 merak etmeyin akp'niz ve erdoğan'ınız da o sayfalarda yerini alacak ama siz tabii ki destekleyecek bir milli görüş versiyonu o zaman da bulursunuz. üstadın desteklediği ahrarların oy oranına ve aradan 40 sene geçtikten sonra dahi devamı olarak gördüğü demokratlara daha seçime girmeden destek verdiğini okursanız, nurcuların partilere oy oranlarına göre destek vermediğini belki anlarsınız. yorumların dp ve cindorukla ilgili kısımlarını okurken;80 li yıllarda ihtilale,onun anayasasına ve özala vargücüyle destek veren bazı nurcu abilerimiz ve fethullah hocanın tavrını hatırladım.birebir bu sözlerle ihtilali,anayas asını ve özalı savunuyorlardı. merak etmeyin zaman çabuk geçer ve zaman özalı ve partisini yediği gibi erdoğanı ve partisini de yer. size de üstadın ve risale-i nurların rağmına yeni bir partiyi 'asıl demokrat bunlar' diyerek savunmak düşer.
her on yılda bir desteklediğiniz parti değişir,ama içinizdeki demokrat parti husumeti bakidir.
ne yapalım bize de 'siyasetçilik' düşer.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-21 16:04 ali yesilkaya kardesim,son yazdiginiz yorumu da buyuk bir uzuntu ile okuduk ve ustadimiza bir kere daha hak verdik.gercekten siyasetin ve afaki hadiselerin icine dusenler hem saglam bir muhakemeden hemde saglam bir ferasetten mahrum oluyorlar.. sizi ve sizin gibi akli afaki hadiselerle geveze olmus, kalbi ve ruhu sersem hale gelmis ehli iman kardeslerimize izahen yeniden size ve iddialariniza cevap verecegim insallah. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-21 16:10 oncelikle iddialarinizi yazalim sonra cevaplandiralim diyorsunuzki 1-benim iddialarima nurlardan cevap verebilirseniz verin gorelim.hicbiriniz veremediniz.
2-ak parti ve diger partiler demokrat partiyi zayiflatmak icin kurulmus partilerdir buna darbeciler onayak olmustur menderesin partisi zamaninda kurulan partiler buna sahittir diyorsunuz
3-ak parti milli gorus versiyonuymus bunu soyluyorsunuz
4-cok komik bir fetva vermissiniz ve demissinizki ——nurcuları n partilere oy oranlarına göre destek vermediğini——iddia etmissiniz.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-21 16:15 5-80 ihtilali anayasasi ve ozal hakkinda iddialariniz var.
6-asil demokrat parti hangisi ola diye bir acip sozunuz var.
7-birde suizanniniz var guya bizler demokrat partiye husumetliymisiz o yuzden tutmuyormusuz..gulelim bari..
son olarak ta kendinize hakiki nur talebesi biziz dercesine bize haksiz yere siyasetciler diyorlar manasina bize de siyasetcilik duser yazmissiniz…

simdi cevaplara gecelim
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-21 16:20 1-butun iddialariniza nurlardan cevaplar yazdik yine yazariz biz butun iddialariniza hem yukaridaki mesajlarda hem de simdi cevap yazdik ve yazariz da siz neden bu kadar acip ve cafcafli iddialariniza bir tek kelime ile cumle yazamadiniz nurlardan? mesela cindoruk ve onun gibilerin samimiyetini gosteren bir kac ifade bulun bize. mesela hazreti usdadin menderesten sonra kayitsiz sartsiz her halükarda kendine demokrat adini koyan her partiyi ve grubu destekleyin dedigi bir ifade bulun bize…mesela milletin buyuk teveccuhune mazhar olmus olan ozal ve erdoganin desteklenmemesi gerektigini gosteren bir ifade bulun bize..bulamazssiniz cunki yoktur… Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-21 16:23 gostremezsiniz cunki yoktur.demirel hakkinda ne buyuruyorsun mesela ali kardesim? basortululer arabistana gitsin demisti hatirlarsan? ya da demirel ailesinin yolsuzluklari hakkinda ne dusundun bu gune kadar? hangi hizmete demirel bugune kadar sahip cikti birkac mesaj gondermekten baska? gladio ve natonun icimizdeki truva ati kim sence? ya da 80 yillik turkiye tarihinin en goz alici efsuncusu kimdir sence? istersen bu konularda sevgili tamer kardesimin yenisafak com tr deki tamer korkmazin tum yazilarini bir oku istersen…ogrenmis olursun kim kimi aldatmis senelerce… Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-21 16:30 ak partiye milli gorus versiyonu diyorsun ya ..pes yani..milli gorus partisi bellidir onlarda bizim kardesimizdir ama surasi bir gercektirki demokrat misyon ve milletin AHRAR kesimi ak partide son on yildir toplanmistir.ve EVET zaferide bunun ispatidir.artik uyan kardesim.
ve yine ozal gibi bir insana hucum ediyorsun yukarida ki mesajlarimda bu konuda yazdim o yazilarimi bi daha oku istersen…ihtilal anayasasi vesair durumlar sartlara zamana zemine gore degerlendirilmi stir.yuzde yuz isabet edilmistir diyemeyiz ama demirel cindoruk gibi gladionun icimizdeki truva atlarina gore ehvenuser sayilabilir…Allahu alem…sen buyuk bir ozlemle ak partinin de yikilmasini bekliyorsun ama unutma chp ile ayna safa dusuyorsun bunu soylemekle…yani siyaset gozunu nasil karatmis gor…
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bilal oznur 2010-09-21 16:33 biz sana uzun uzun yazamayiz her seyi anlaman icin.,senin nurlari okuman lazim ve istanbuldaki akil hocalarinin iddialarini degil nurun gosterdigi esaslari okuman lazimdir…okursan istifade edersin…yoksa boyle hem bilmeyip hem de kendini biliyormus gibi gostermen cok sakil kaciyor…sana tavsiyem acizane olarak ustadimizin talebelerinin ve vakif abilerimizin bulundugu derslere katil,ozellikle mehmet kurdoglu abimizin derslerine.emin ol butun bu felsefelerden kurtulacaksin bi iznillah vesselam. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# bünyamin 2010-09-22 02:07 Aziz sıddık kardeşlerim. Tarışmalarınızı dikkatle izliyorum. Her birinizin haklı tarafları da var, haksız tarafları da var. Bu tartışmalarınız dan şunu çıkardım:
Mesele siyasi olarak çözümlenmeye kalkışıldığında çözümsüzlüğe gidiyor,sarpa sarıyor. Partileri saf dışı ederek sadece anayasa maddelerinin tartışılması bana işi biraz daha netleştirecek gibi geliyor. "Nereden gelirse gelsin hakka taraftar olmak" düsturmuz yok muydu bizim? Siyasi aktörler elbette oyun oynuyorlar. Biz ne kazandık, ne kaybettik ona baksak olmaz mı? Selam ve hürmetlerimle…
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# hacı bayram 2010-09-23 07:36 ali yeşilkaya
nurlardan delil istiyorsun ya
meyve risalesinin 4 meselesi ile şimdki veya gelecekteki partilere bakışı nasıl yorumluyorsun.
br şeye karar vermemiz lazım siyesetle uğraşma ölçümüz ne olacak ali yeşilkaya siyesetsiz olmaz diyor ama bilal öznur ise ehvenürüşer noktasında ilgilenmeliyiz diyor bende bilal öznura katılıyorum .
Ali yeşilkaya ise biraz eleştirilere açık olsun canım
hem hüsamettin cindoruk gibi bir adama tabi olacan neredeyse mehdi gibi bir makam verecen sonrada sen ne diyorsun mübarek denildiği zaman ben ne dedimi diyeceksin.Tamda halk partisi taraftarları gibi.Ama referandumdan önce biraz irtibatları oldu belki oradan kalmıştır.birde hepimiz madem kardeşiz ifadelerimize dikkat etmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Risale Akademi 2010-09-23 09:03 Risale Akademi olarak yazarımıza ve yorumcu arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz. Güzel bir müzakere oldu. Referandumun gerçekleşmiş olması nedeniyle gündemden kalkmış olan bir konu hakkında müzakerenin devam etmesi taraftarı değiliz. Artık yeni konulara ve yeni gündemlere odaklanmamız lazımdır. Referandumdan bağımsız olarak Üstadın siyasette ictimai hayatta verdiği ölçüler irdelenebilir. Makale tarzındaki çalışmalarınızı sitemizde yayınlanmak üzere beklediğimizi, bundan sonraki yorumlarınızı da yayınlamayacağı mızı saygı ile bildiririz. Selam ve muhabbetlerimiz le… Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Bediüzzaman Hazretleri gibi, yazarın hakkını teslim ederek kibarca eleştiri yapılmasını rica ederiz.


Güvenlik kodu
Yenile

BİZİ TAVSİYE EDİN!

Lütfen aşağıdaki alanları doldurun...

Adiniz:

E-mail Adresiniz

Arkadasinizin E-mail Adresi:  [-] [+]

Mesajiniz: [+]

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 183 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Çok Okunanlar

free hit counter