Şu An Buradasınız: Anasayfa HÜSEYİN KARA

Risale Akademi

Hüseyin Kara

“Neşeye Ne Olmuş” Mu?

e-Posta Yazdır PDF


Bediüzzaman’ın hüznü üzerine bir deneme



Kim hüzünlenmez ki...

Hüzün, söylenişi de anlamı da güzel bir kelime. Öteden beri kullanılagelen kültürümüzün köşe taşı bir sözcüğü… İlk aşamada insanın iç dünyasına işleyen bir yanı da var; hüzün, biraz acıma, biraz hasret ve biraz da iç güzelliktir. Hüzünlü insan, boynu büküktür belki, ama asla kendini ve bir başkasını unutmuş değildir; nankör hiç değil, uysal koyun da değil. Kelime anlamı olarak hüzün; iç kapanıklığıdır, sıkıntıdır, gönül üzgünlüğüdür, hazinliktir, kederdir. Hüznün eşanlamlıları o kadar çok ki! Eş anlamda kullanılanların içinden; acı, kahır, esef, ıstırap, teessüf, hayıflanma, gam, dert, hicran, içlenme, garipseme, can sıkıntısı, karamsarlık, yeis, dağdağa, yas, matem ve üzüntü en önemlileri. Hüznün karşıtı ise neşe ve sevinçtir.(1)

 

Öyle bir dava adamı vardı

e-Posta Yazdır PDF

Bediüzzaman’ın vefatıyla sarsılmamış değildi Risale-i Nur talebeleri, serdengeçtileri. Ama tez toparlandılar. Kendilerine tez gelmeleri gerekirdi zaten; çünkü düşmanlar amansız ve acımasızdılar. Her an çullanmak için fırsat kolluyorlardı. Bediüzzaman’ın vefatıyla öcü gibi korktukları bu yüce davanın hızının kesileceğine inanıyorlardı. Ama tam bir yanılgı içindeydiler. Dava büyüdükçe büyümüş, yaygınlaştıkça yaygınlaşmış ve sonunda öyle bir hal almıştı ki, bu kez din düşmanlarının hızı kesilmişti.

Türkiye’nin orasında burasında yüce davaya, Risale-i Nur’a ters düşen hareketler çıkmış olsa bile yıkımları çok kapsamlı olmadı. Risale-i Nur davasının kurmayları bu tutuşan yangını sıcak nefesleriyle söndürdüler. Ama şu bir gerçek ki, ülkenin değişik yerlerinde çıkan dava ilkelerine zıt fikirlerin üzerine üzerine gitmede Zübeyir Gündüzalp’in cesaret ve ileri görüşlülüğü çok etkili oldu. Kimi zaman sabır göstererek yumuşaklıkla ve kimi zaman da aslanlar gibi kükreyerek kesin tavır sergilemekle bu tür oluşumlara set oldu.

 

On üçüncü Lem’a

e-Posta Yazdır PDF
05 Şubat 2010 Cuma 07:13

İnsan elbette sosyal bir varlıktır. Birden fazla bireyler arasında yaşamak zorundadır. Toplum içinde yaşayan ise öyle istediği, yani yalnız kendini düşünme gibi yaşama özgürlüğüne sahip olamaz. Kendi dışında başkalarıyla da ilgilenmek, uğraşmak ve gerektiğinde mücadele etmek durumundadır.

Ama bir an diğer bireylerden soyutlanmış olduğunu düşünelim insanın. Yine de mücadele edeceği bir dizi muhatapları vardır. İç dünyasında olup bitenler dışarıdakilerden az değil ki. Duygu dünyamızın kalabalığı dış dünyamızın kalabalıklarına denktir Yani yalnız başımıza kalsak bile, daha çok bize dayatılan ya da önümüze konulanları ince eleyip tartmak, iyilerini kötülerinden ayıklamak gibi büyük bir görevle karşı karşıyayız.

 

Bediüzzaman ve Âcizlik Psikolojisi

e-Posta Yazdır PDF

Acz ve acizlik nedir?
   

Acz, beceriksizlik, güçsüzlük, kuvvetsizlik demek. Acizlik ise, gücün bir işe yetmez olma halidir, bir zaaf belirtisidir. Kelime itibariyle bu olmakla küçük olsun, büyük olsun, yaratılmış olan her şeyde acizlik var olan bir olgudur. Yaratıcıya rağmen, insan dahil hiçbir varlık, yalnız ve yalnız kendi gücüne dayanarak istediği her konuda kendini kanıtlamak için bir güç denemesine girip sonuca ulaşamaz. Böyle bir güç denemesine zaten insanın dışında hiçbir varlık da girişmez. Bir geçek var ki, acizlik atomdan galaksilere kadar her varlıkta bir fizik kanunu gibi bütün zaman dilimlerinde geçerli bir kanundur.

Son Güncelleme ( Perşembe, 26 Şubat 2009 09:41 )
 

Risale-i Nur Ekseninde Telif Esere Bir Bakış

e-Posta Yazdır PDF

Bilim, sanat ve kültür alanında bir eser yazmak, ciddi bir doluluk yanında hummalı bir çaba ister. Nice eserler yazılmış bu zamana kadar; ama onların birçoğu ya telif edildikleri zamanı aşıp günümüze kadar gelememiş ya kütüphanelerin tozlu raflarına da girememiş ya telif edilmesiyle birlikte tamamen unutulmuş ya da günümüze kadar gelmiş olsa da zamanın ihtiyacına merhem olamamıştır; çok azı günümüz yazarlarının eserlerine ışık ve kaynak olabilmiştir.


Kitap ya da eserin değeri, çoğunluğun ihtiyacına cevap vermesiyle ve bir de telif edildiği günden sonraki zamanlara uzanmasıyla ölçülür. Çok okunan, elden ele dolaşan bir kitap elbette ruhların üzerinde tesirini icra etmiş demektir.



 
Sayfa 1 > 2

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 71 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Çok Okunanlar

free hit counter