RİSALEHABER-Risale Akademi ve Akademik Araştırmalar Vakfı (AKAV), tarafından düzenlenen "Hutbe-i Şamiye Ekseninde, İslam Birliği ve Küresel Barış" konferansı kapanış oturumu ile sona erdi.
Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe'nin yönettiği oturumda Mustafa Özcan, Mehmet Ali Bulut ve Suad Alkan konuştu.
Bediüzzaman'ın Hutbe-i Şamiye'de gelecekle ilgili müjdelerini ortaya koyduğunu belirten Mustafa Özcan, "Bu aslında yeni bir dönemdir. Bediüzzaman bunu 1911'de müjdelemiş oluyor. Hutbe-i Şamiye'de İslamın intibahını Arabın intibahıyla olacağını söyleyerek Araplara özel bir önem atfediyor" dedi.
İslam mesajını kitlelere taşıyacak insanlara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Özcan, "Araplar 350 milyonluk kitleyi temsil ediyor. Bediüzzaman ehli beyte, Araplara ve Türklere önem atfediyor. Diğerleri önemsiz anlamında söylemiyorum nüfus bakımından çok oldukları için. Üstadın Hutbe-i Şamiye'de Araplara konuşması önemli bir şey. İnşallah ittihadı yeniden teessüs eder" şeklinde konuştu.
RİSALEHABER-Risale Akademi ve Akademik Araştırmalar Vakfı (AKAV), tarafından düzenlenen "Hutbe-i Şamiye Ekseninde, İslam Birliği ve Küresel Barış" konferansına katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Said Nursi'nin Hutbe-i Şamiye hutbesinin bugünün genç alimlerine çok büyük bir örnek olduğunu söyledi.
Mevlid kandilinde mahkumlarla birlikteydim. Onlara anlattığım Hadis-i Şerif'i tekrar hatırlatmak istiyorum. "Kardeşlerimle buluşmayı çok özlüyorum" diyor Efendimiz (asm). Sahabeler sordular, "Ya Resulallah, biz senin kardeşlerin değil miyiz." Efendimiz, "siz benim ashabımsınız, benim asıl kardeşlerim beni görmeden iman edenlerdir" buyuruyor. İşte bunu bir duaya dönüştürmek istiyorum. Yüce Rabbimiz hepimizi Efendimize kardeş olma liyakatını kesbetmeyi nasip etsin.
Bu yılki Kutlu doğumda kardeşlik konusunun işleneceğini hatırlatan Görmez, Hutbe-i Şamiye ve İslam Birliği konferansında da bu manaya yoğunlaşılacağını söyledi.
Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hazreti Üstadın 'baki hakikatleri fani şahsiyetler üzerine bina etmeyin' ilkesine uygun olarak, bir akademsiyen olarak bu toplantıya katılmaktan büyük bir mutluluk duydum. Hutbe-i Şamiy'enin dua hazinemize kattığı çok büyük bir dua var. O dua ile konuşmayı sürdürmek istiyorum. Bizim dua hazinemizde olmayan dualar. Yaşasın sıdk, doğruluk. Ölsün, gebersin yeis, ümitsizlik. Muhabbet daim olsun. Şura hep güçlü ve kuvetli olsun. Levm ve itab, nefret heva ve hesvelere tabi olanlara olsun. Selam da hidayete tabi olanlara olsun.'
"Gerçekten bu topraklardan yetişmiş 35 yaşında genç bir alimin 100 sene önce Şam camiine giderek 100 alimin huzurunda, 10 bin insan huzurunda bir hutbe irad etmesi başlı başına büyük bir hadise. Bugünün genç alimlerine çok büyük bir örnek. Asıl büyüklük 35 yaşında genç bir alimin irad ettiği hutbe değil. Asıl büyüklük aradan 100 sene geçtikten sonra her satırının, her bir kelimenin ehemmiyetinden hiç bir şey kaybetmiş olmamasıdır.
"Hutbe-i Şamiye metniyle ilk tanışmam Arapçayı öğrenip öğrenmediğini tesbit etmek, tercüme etmem istendiği için başladı. Vüsatimin fevkinde bir metin olduğu için nasıl uğraştığımı hatırlıyorum. Bana bunu veren hocam Arapça ile ilgili değil de burada geçen kelimelerle tanışmamı istediğini biraz geç de olsa öğrendim.
"Bizim medeniyetimiz söz medeniyetidir. Sözü yeniden yüceltmek lazım. Bizim tarihlerimzde zor dönemlerde yapılmış çok önemli konuşmalar vardır. Başta Peygamberimiz Efendimizle başlayan veda hutbesi var. Selahattin Eyyubi'nin Kudüs'e girdikten sonra irad ettiği hutbe çok önemlidir. Bütün bu hutbeler serisi içinde Hutbe-i Şamiye de çok önemlidir.
"Kütüphanelerimize girdiğiniz zaman, 100 yıllık kütüphanelerimiz içerisinde genelde bir kompleks vardır. Onlar bizi şöyle sömürdüler şunu yaptılar, bunu yaptılar şikayetleri vardı. Bizde aramaktansa hariçten aramak çok büyük kolaycılık. Hutbe-i Şamiye'de yüksek bir özgüven, ümit vardır. Hazreti Üstad umutla, müjdeyle yüksek bir özgüvenle başlıyor. Çareyi içerden anlatıyor.
15) İslam’ın cihad anlayışı, devletlerarası sistemde din kaynaklı çatışmanın muharriklerinden biri midir? Bu çerçevede, Bediuzzzaman’ın “manevi cihad” anlayışı ile küresel barışın sağlanması arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
Not: Kısa cevap, yorum ve görüşlerinizi alttaki kısma, uzun olanlarını da bilgi@risaleakademi adresine yazmanızı bekliyoruz.
14) Bediuzzaman “şimdi bu vatanda dört parti var” diyerek bunları şöyle sıralar: “Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri ittihad-ı İslâm’dır." Çok partili siyasete geçtikten sonra Türkiye’de “İttihad-ı İslam” adıyla bir siyasi parti kurulmuş değil. Cevat Rıfat Atilhan’ın “İslam Demokrat Partisi” dışında adında İslam bulunan herhangi bir siyasi parti de yok. Peki, Bediuzzaman neden böyle bir adlandırmayı tercih ediyor? Bu ne anlama gelir?
Not: Kısa cevap, yorum ve görüşlerinizi alttaki kısma, uzun olanlarını da bilgi@risaleakademi adresine yazmanızı bekliyoruz.
1-En başından söyleyeyim, Risale’nin sadeleştirilmesine karşıyım ama bildiğiniz nedenlerle değil. Risale-i Nur’un sadeleştirilmesine karşı çıkmaların hepsini Risale-i Nur fanatikliğine yormak insafsızlıktır, had bilmezliktir. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Risale de öyle!
2-Hele de “Risale-i Nur vahiy mi ki, sadeleştirilmesin!” gibi dengesiz bir muhakeme üzerinden yürümek sağlıklı düşünmeyi hepten sabote eder. Risale-i Nur vahiy değil elbette. Ancak Risale-i Nur’un özel olarak belirlenmiş dili, okuyucusunu vahyin anlam nehrine yakınlaştırır. Bir süre Risale okuyan biri-farkında olsun olmasın-Kur’an kavramları üzerinde yürüyen ve esmâ-i hüsnâ eksenli bir konuşma diline kavuşur.
3-“İlham yoluyla” geldiğine ve “vehbî ilim” olduğuna dair kayıtlar üzerinden sadeleştirmeye karşı çıkmak ise acze sarılmak demeye gelir. Metni kutsallaştırma suçlamalarına haklılık kazandırır. Risale metnini, herkesin inanmak zorunda olmadığı kaynağı üzerinden değil de kendisi üzerinden değerlendirecek kadar açık fikirli olmak gerek.
4 Kasım 2009 Çarşamba 07:20 “Risale-i Nur’a dair şerh, izah ya da tanzim çalışmaları hakkında Bediüzzaman Hazretleri’ne ait sözlerin, kendisinde yazma-anlatma kabiliyeti olduğunu hisseden; ve İslam’a hizmet...
10 Kasım 2009 Salı 07:28 Latin harflerine Türk alfabesi adı verilerek zorla öğretilmeye başlanmasının 81. yıl dönümünü bu hafta düzenlenen etkinliklerle anılmış olacak....