Soru:
Risale-i Nur neden KURAN-I KERİM'in tamamından değil de bazı ayetleri içinden alıp öyle tefsir ediyor? Şeriat ayetlerinden neden bahsetmiyor?
Cevap:
Birkaç defa beraat kazanan Risale-i Nur’un bir kaç vilayette haksız müsaderesine dair, Nur’un yüksek bir talebesinin mahkemesindeki müdafaasından bir parçadır.
Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesi Yüksek Makamına,
"..... Kur’an’ın ehl-i ukulü (akıl sahiplerini) hayrette bırakan i’cazı (mucizeliği), belagat ve fesahati (kusursuz derecede güzelliği ve açıklığı), nihayet derecedeki yüksek üslubu, selaset-i beyanı (açıklıkla anlatımı), elhasıl sonsuz bedayi’(güzelliği) ve camiiyeti (çok manaları içinde toplaması) ile ins ve cinnin kıyamete kadar gelecek ihtiyacatına ekmeliyetle (mükemmellikle) kafi gelmesi, dünya ve ahiret saadetinin rehberi bulunması ve bütün asırlardaki tabakat-ı beşere hitap etmesi ve kainat Halıkının marziyatını (arzularını) kullarına bildirecek ayat ve beyyinatı (delilleri) tefsir ve izah edecek mütehassıs ehl-i ilmin bulunması zaruretine binaen her asırda gelen binler müdakkik ehl-i ilim, yüz binlerle Kur’an tefsirlerini meydana getirmişler; bütün asırları Kur’an’ın nuruyla ışıklandırmışlardır.
İşte Risale-i Nur da; bu asırda Kur’an’ın feyziyle vücut bulan, beşerin tekemmülatına uygun olarak Kur’an’ın gösterdiği mucizeli hakikatların, bu tekâmül ile saha-yı fiile konulduğunu bildiren ve asrın idrakine hitap eden gayet kudsi bir tefsirdir. Kur’an baştanbaşa Tevhid-i İlahiyi ilan ediyor. Risale-i Nur da, İman-ı Billah’ı gösteren ve hakaik-ı imaniyeyi ders veren ayetleri tefsir ediyor.
İşte muhakemenin asıl mevzuu budur. Otuz seneden beri gizli din düşmanlarının, komünistlerin ve masonların tahrikatiyle Risale-i Nur şakirdleri, birçok mahkemelere sevkedilmişler. Adil mahkemeler de, o hain, gizli din ve Kur’an düşmanlarının ettikleri iftiraları inceden inceye tetkik etmişler, "Bunlarda bir suç yok; kitaplar ise, faydalı kitaplardır" diyerek, çok mahkemeler beraatla neticelenmişlerdir.
Temyiz mahkemesi de, üç defa mahkemelerin beraat kararını tasdik etmiş. Hüküm kaziye-i muhkeme (değiştirilemez hüküm) haline geldiği halde, memleketi umumi bir dinsizliğe sürüklemek için perde arkasındaki din düşmanları; faaliyetlerini mütemadiyen tazelemişler, sükûn ve asayişe pek çok muhtaç olan memleketimizi bu cihetten zaafa uğratmak için adliyeleri, mahkemeleri daima hainane tertiplerle meşgul etmişlerdir.
Evvelce şifahen dahi arz ettiğim vecihle; Selef-i Salihin’in (Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ilk rehberleri ve ashab ile tabiînin ileri gelenleri ile tebe-i tâbiînden olan Müslümanların) bıraktığı kudsi tefsirler iki kısımdır:
Bir kısmı, ahkâma dair tefsirlerdir.
Diğer bir kısmı da, ayat-ı Kur’aniyenin hikmetlerini ve iman hakikatlarını tefsir ve izah ederler. Selef-i Salihinin bu türlü tefsirleri çoktur. Hususan Gavs-ı azam Şah-ı Geylani, İmam-ı Gazali, Muhyiddin-i Arabi, İmam-ı Rabbani gibi zevat-ı kiramın eserleri, bu kısım tefsirlerdir. Bilhassa Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin Mesnevi-i Şerifi de bu tarz bir nevi manevi tefsirdir. İşte Risale-i Nur, bu tarz tefsirlerin en yükseği, en mümtazı ve en müstesnasıdır. İşte madem bu tarz tefsirler mütedavildir, kimse ilişmiyor, Risale-i Nur’a da ilişmemek lazımdır. İlişenler, Kur’an’a ve ecdada düşmanlıklarından ilişirler.
Risale-i Nur, erkân-ı imaniyeyi ve ayat-ı Kur’aniyeyi tefsir ederek öyle bir tarzda beyan eder ki; hiç bir münkir, hiç bir dinsiz, o hakikatları inkâr edemez. Hem riyazî (matematiksel) bir katiyetle isbat eder, göze gösterir, aklı doyurur, letaifi kandırır (duyguları doyurur); artık hiç bir imani ve Kur’ani hakikatı inkara mecal kalmaz. Bundan dolayıdır ki; dinsizler, komünistler, bu memlekette Risale-i Nur varken mel’unane fikirlerini saha-yı tatbike koyamadıklarından ve bir manevi bekçi gibi Risale-i Nur daima karşılarına çıktığından, Risale-i Nur’un her vecihle neşrine sed çekmeyi gaye edinmişlerdir.
Risale-i Nur, tahkiki iman dersleri verir. Şakirdlerini her türlü fenalıktan alıkoyar. Kalblere doğruluk aşılar. Onu hakkıyla anlayan artık fenalık yapamaz. Onun içindir ki, bugün memleketin her tarafındaki Risale-i Nur talebeleri, asayişin manevi muhafızı hükmündedirler. Şimdiye kadar hiç bir hakiki Nur talebesinde asayişe münafi bir hareket görülmemiş, adeta Nur talebeleri zabıtanın manevi yardımcısı olmuşlardır. Risale-i Nur talebelerinin rıza-i İlahiden başka, a’mal-i uhreviyeye müteveccih olmaktan gayri düşünceleri yoktur. Şu halde, Risale-i Nur’a garazkâr tertipler hazırlayanlar, perde arkasındaki malum din düşmanlarından başka kimse değildir."
Bediüzzaman Said Nursi, İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 272-275, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul.
İlgili makale için tıklayınız.
İlgili makale için tıklayınız.




