Şu An Buradasınız: Anasayfa Prof. Dr. AHMET NEBİL SOYER Radikal’de Bir Yazıya Cevap

Risale Akademi

Radikal’de Bir Yazıya Cevap

e-Posta Yazdır PDF
İslamı dava edinenler ile başlayan ve Said Nursi ile biten makalede, çok kuşbakışı yorumlar yapılmış, bu yüzden nesnel bir eleştiri örneği ortaya konmuştur denemez. Bu tip eleştirilerden bir sonuç çıkmaz. Türkiye’de Bediüzzaman konusunda verilen hükümlerin, yapılan yorumların birçoğu elle tutulur nedenlere dayanmıyor. Çünkü bir şahsı tanımıyorsanız, eserlerini okumamışsanız, onun hakkında yorumlar gözden geçirmemişseniz onun hakkında konuşma hakkınız yoktur. Türkiye’de herkes konuşuyor, bilsin bilmesin, ama yanlış yaptığının yanlış bilgilerle toplumu yanılttığının farkında değil. Bediüzzaman bugün hala yaşıyor, eskisinden daha haşmetli bir şekilde. Eserleri en menfi insanlardan en müsbetine kadar herkes tarafından ilgi görüyor. Bu onun kişiliğinin ruhlarda yapmış olduğu tesirden kaynaklanıyor.
   
Bediüzzaman hayatı boyu menfaatlerden, dini menfaatleri uğruna kullanmaktan kesinlikle uzak yaşamış bir insan. Aldığı bir optalidon hapının parasını vererek kullanan, kendisine getirilen hediyeleri kabul etmeyen, gerektiğinde ormandan ağaç toplayıp Kastamonu pazarında satıp onunla ekmek alan, bir kaşık yemeğinin üçte birini yiyip diğer kısmını bırakan, adeta bu kadar az gıdayla nasıl yaşadığı hayret uyandıran bir garip adam.









Devlet otoritesinin en çözük olduğu dönemlerde bile toparlayıcı ve birleştirici kişiliği devam eden bir adam. Otuz Bir Mart’ta “Din elden gidiyor” diye kumandanlarına isyan eden askerleri itaate getiren, halkı, ulemayı, askerleri ikna edip devlet otoritesini tesis eden bir adam. Eğer içinde olumsuz bir his olsa en müsait ortamı kullanabilirdi. İstanbul’un işgalinde İngiliz siyasetinin ulemayı ve halkı ele geçirdiğini görünce eser basıp kendi eliyle İstanbul’da dağıtan ve siyaseti iflas ettirip, Atatürk’ün Ankara’da dikkatini çeken adam. Hilafeti ve saltanatı meclisin bir şahıstan daha iyi temsil edeceğini mecliste hitabında anlatan adam. Kuva-yı Milliye’nin aleyhine çıkan fetvaya karşı destekleyici fetva veren adam. Cumhuriyet fikri daha Türkiye’de Osmanlı’da telaffuz edilmezken, daha gençlikle çocukluk arasında bir   yaşta çorbasının tanelerini karıncalara verip, “bunlar cumhuriyetçidir “ diyen adam. Aldığı maaşı millete eser basıp bedava dağıtan bir adam. Otuz yıl insanlık tarihinin en büyük zulümlerine maruz kaldığı halde düşüncelerinden vazgeçmeyip, bulunduğu ülkenin şartlarına destek veren adam. Meşrutiyeti ve anayasayı anlamakta güçlük çekerler diye aşiret reislerine başbakanlık eliyle telgraf çekip onları yanlışlardan alı koyan adam. Atatürk’ le tarihin kaydettiği bir ihtilafı olmayan, bir çekişmenin olduğunu kimsenin söylemediği bir insan, onunla milli mücadeleyi destekleyen ona destek veren ve hiçbir zaman ülkenin bütünlüğü konusunda zulüm de görse yanlış bir tavır ve tutum, bir jest, bir imada bulunmayan bir insan.
Bu saatlerce devam eden dialoglarla anlatılabilir. Peki siz bu adama neye dayanarak olumsuz bir sima gibi anlatıyorsunuz? Bu ülkede Türkler ile Kürtler arasında kalan tek müsbet köprü olan adam. Daha siz bu insanı nasıl olumsuz bir kişi olarak takdim edersiniz. Okuyun, okumalıyız. Bediüzzaman Kant, Hegel, Schelling, Marks, Niçe, Hume, Dekart ve daha birçok filozofun fikirlerine isim vermeden göndermelerde bulunan müsbet fikirlerini kabul edip, olumsuzlarını eleştiren bir adam. Dinler tarihinin, felsefe tarihinin, İslamın, düşünce tarihinin içinden çıkamadığı çıkmazları çözümleyen bir yorumcu, izahcı, müfessir, sanatcı bir adam.
 
Dini sanat formunda izah eden, anlatımında modern anlatım tarz ve biçimlerini kullanan bir adam. Eserleri ile dinsizlik vadisinde hayatın anlamını kaybetmiş milyonlara evreni mantıklı yorumlama özelliği kazandıran olağan üstü bir adam. Hayatının hiçbir döneminde hayatında, yorumlarında bir küçük leke olmayan adam, tertemiz bir adam. Kibrit kutularında hapishane dışına taşınan eserleri bütün dünya okuyorsa bunun izahı yapılamaz. Binlerce köylü ellerinde kalemle risale yazıp insanlık tarihinin en fahri matbaasını kuran adam. Bunlar insanlık tarihinde yok. Geceleri yüklüklerde mum ışığında Risale yazan adamlar, kadınlar, çocuklar, çobanlar. Böyle arkasında ilahi güçlerin durduğu bir düşünce cereyanı. Hiçbir baskı olmaksızın okunuyor bu kitaplar. Devletin parası, matbaası, baskısı, telkini ile kapağı açılmayan binlerce, on binlerce kitap var. Bu yüzden onun kitapları için okunmadan verilen hüküm yanlış olur.
   
Gelelim onun eserlerini yorumlayanlara. Yorum tehlikeli bir kelimedir. Hz. Peygamber Hz. Ali’ye “ Ben Kur’an’ın tenzili için savaştım, sen ise yorumu için savaşacaksın” demiş. Yorum yüzünden sahabeler birbirini öldürmüş. Yorum yüzünden Hegel’in eserleri Avrupa’yı iki yönlü kan gölüne çevirmiş, biri ondan faşizmi, diğeri komünizmi çıkarmış. Marks, Hegel’i tepetaklak değiştirmiş. Hegel mezarından kalksa “Niye düşüncelerimi değiştirip beni insanlık tarihinde şaibeli durumu getirdin?” dese Marks ne diyecektir? Niçe’nin eserleri savaşa giden askerlere İncil ile birlikte dağıtılmış, ölen insanların hayatlarını kaybetmede Niçe’nin tesiri yok mu? Çünkü o eser tahrik edici bir eser. Marks’ın kızı “Babamın en nefret ettiği şey kölelikti” demiş, halbuki Marks’ın fikirleri işçileri kurtarayım derken köleleştirmiş. Marks’ın suçu değil, yorumlayanların suçu. Bediüzzaman’ın yorumlayan çok değişik kesimler var, bunlardan uçurumun eşiğinde olan da var, dağın tepesinde olan da. Onun bir suçu yok, büyük eserler şarkı sözü değil ki herkes aynı şeyi hissetsin.
    
Düşünceler parayla karşılaşıncaya kadar masumdur, ama para insanları kim olursa olsun belli oranda değiştirir. Para yüzünden çok büyük idealistler bulaşık adam seviyesine inmiştir. Bu yüzden Bediüzzaman siyasetten ve paradan kaçabildiği kadar kaçmış. Ama talebeleri zengin olmuşlarsa, refah içinde hatta lüks içinde yaşıyorlarsa bunda Bediüzzaman’ın bir suçu yok. O her zaman servet ve şehvetin, insanın düşüncesi üzerindeki zararlarından bahseder, ama irade üzerinde baskı kuramaz. Bugün onun dediği şekilde yaşayan talebeleri çok ama dışında olan da çok. Peygamberimiz ve yakın çevresi adeta aç yaşadılar, ama daha sonra sahabelerin bir kısmı zengin oldular, onun hayatını hatırlayınca ağladılar. Ne mutlu çıkarsız dini hislerle yaşayanlara.
  
Bediüzzaman siyaseti bir birleştirme vasıtası olarak görmüş ve aktif siyasetle uğraşmamış. Sadece sandık başına gitmiş, oyunu vermiş. Eğer o talebelerini parti binalarına gönderseydi o dönemin düşünceleri büyük hız kazanırdı, ama o düşünceyi politika çirkefine sokmanın zararını bilen adam. Talebelerinden siyasete girenlere “Kendi adına girebilirsin “diyen ve partilerle sadece ülkenin birliği konusundaki fikirleri ile alakadar olan, onun dışında kendi imani davası ile meşgul bir adam. Seyyit Kutup, Müslüman Kardeşler, Kaddafi daha birçok siyasi İslamı temsil edenler onun kadar siyasete mesafeli olamadıklarından bazıları idam sehpalarını boyladılar. Eğer Bediüzzaman siyaseti bir kahretme yıkma aracı olarak kullansaydı, bir yerde asılmıştı, şimdi ismi bile yoktu.
   
Birçok aydın ve halk Osmanlı yıkılınca ülkesini terk etmişken “Ben dışarıda olsaydım yine buraya dönerdim, milletin bana ihtiyacı var. Kur’an’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa cenneti de istemem diyen adam. Şu kadar milyon Türk toplumunun imanı için bir Said değil bin Said feda olsun” diyen adam. Daha neler neler… Bu yüzden Bediüzzaman okunmadan Radikal’deki bir yazıya elli yorum yapılmış, ben hepsine baktım. Bir çoğu ezbere konuşuyor, konuşmalar yanlış, çünkü destek yok. İnsan ancak bir delil ile evrak ile konuşur. Ünlü tarihçi Michelet yorum yapmak isterken “Bir kağıt, bir evrak yok mu?” dermiş. Yorumun bir desteği olmalı, insan yanılır. Dünyada yanılsa vazgeçer, ya ahirette ömrünü birkaç yalana heba etmişim derse yazık olmaz mı?



Dicle Üniversitesi
Son Güncelleme ( Perşembe, 12 Ağustos 2010 22:28 )  

Yorum ekle

Bediüzzaman Hazretleri gibi, yazarın hakkını teslim ederek kibarca eleştiri yapılmasını rica ederiz.


Güvenlik kodu
Yenile

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 64 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter