.jpg)
Not: Bu yazı bir önceki Bir Felsefi-Kelami-Hikemi Roman Olarak Haşir Risalesi başlıklı yazımıza yapılan eleştirilere binaen konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla yazılmıştır.
Muhakemat’ta Bediüzzaman felsefe kelimesini birkaç yerde kullanır. Şu cümleyi önce ele alalım. “Belagatın ukde-i hayatiyesi, tabir-i diğerle beyanın felsefesi veyahut şiirin hikmeti ise, hariciyatın nevamisi ve mekayisini temessül etmektir. Şöyle Hakaik-i hariciyedeki kanunları kıyas-ı temsili cihetiyle ve deveran tarikiyle ve vehmin tasarrufuyla şairane olan maneviyat ve ahvalde yerleştirmektir. Demek ayine gibi hariçten in’ikas eden hakikatın şualarını temessül eder. … Bir buğday bir ağaç kadar sünbüllenmez. Felsefe-i beyan nazara alınmazsa belagat hurafat gibi hayal gul gibi samie hayretten başka bir faide vermez. “(102) Burada iki yerde felsefe kelimesi kullanılmış, felsefe bir bahsin anlaşılır hale getirilmesi için yapılan zihni muamele anlamında alınmış. Belagatın izahını yapmak beyanın felsefesi anlamına geliyor. Aşağıdaki ikinci kullanımda da yine beyan felsefesinin gereğini, eğer beyanın felsefesi yapılmazsa belagatın izahının yetersiz olacağını vurgulanmaktadır. Demek Bediüzzaman felsefe kelimesini bir konunun vuzuha kavuşturulması anlamında alıyor burada iki yerde.
Aynı eserden bir başka cümle alalım: “Hadd-i evsatı gösterecek ifrat ve tefriti kıracak yalnız felsefe-i şeriatla belagat, mantık ve hikmettir.”(27) Şeriatın felsefesini yapmak demek yine şeriatın batı felsefesi ile bir bağlantısını ve bulaşığını yorumlamak değil, şeriatın felsefesini yapmak yani içinden çıkılamayan, kangren olmuş, öteden beri gelen bahisleri anlaşılır hale getirmek için zihnî, gelişen yorumlar yapmaktır. Burada iki çeşit felsefe kelimesinin dalalet, natüralizm, nihilizm gibi felsefelerle alakası yok. Burada felsefe yapmak bir konuyu açıklığa kavuşturma muamelesi demektir. Haşir bahsinde Bediüzzaman bir dahi-yi hikmet olan İbni Sina’nın haşir konusun içinden çıkamadığını söylüyür, Bediüzzaman bu konuyu umumi bir cadde haline getirdiğini söylüyor. Yani konunun felsefesini yapmış oluyor. Bu ameliyeyi yapan şahsın ne olduğuna karar vermek söz konusu değil.
Bediüzzaman aynı eserde bir de nahvin felsefesinden bahseder. Nahiv, söz dizimi, cümle bilimi, sentaks demek. Bediüzzaman Risale-i Nur’un birçok yerinde özellikle de Mu’cizat-ı Kur’an’iye’de nahiv felsefesi yapar. Cümleyi alalım: “Felsefe-i beyaniyeye müşabih nahvin dahi bir felsefesi vardır. Felsefe ise vazıın hikmetini beyan eder. Kütüb-ü nahvide mezkur olan münasebat-ı meşhure üzerine müessestir. “(102) Üç kullanımı sıralayalım; beyan felsefesi, şeriat felsefesi, nahiv felsefesi. Bu üç felsefenin içine bütün bir Risale-i Nur girer.
Ben daha sonra bu konuyu daha açıkça anlatacağım, çünkü bizde güzel yapılan bir işi benim kırk yıllık tecrübeme göre alkışlayan olmaz.
Eleştiri alay etmek değildir. Eleştiri iyi ve kötü yanları nesnel olarak nazara verip bir ortak yorum yapmaktır.
Bediüzzaman”Risale-i Nur’un mesleği nezihane, nazikane ve kavl- i leyyindir” diyor. Risale Akademi bir eleştiri teorisi belirleyip, akademinin genel kuralları içine dahil etmeli. Bediüzzaman’ın eleştiri tarzı bir koca kitap olacak kadar büyük bir konudur.






Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.