Bediüzzaman’ın kişiliği, ilk eserlerini yazdığından ölümüne kadar, çeşitli istihaleleler geçirir. İstanbul’a gittiğinde Vahdeti’nin gazetesinde yazdığı yazılar, o dönemde yazmış olduğu kitaplarda çok farklı bir kişilik ve portre olarak, mizac olarak görünür. Mesnevi-i Nuriye isimli eserinin başında, mesnevi geleneğinde bir yenilik yapmış, aforizmalar türü bir eser ortaya çıkarmıştır. O günkü ruh halini, aklını ve fikir dünyasını bu ünlü eserinin mukaddimesinde anlatır. Henüz arayış içindedir; “Hakikatü’l- hakaika karşı ehli tarikat ve ehl-i hakikat gibi bir meslek” arar. Burada önemli iki nokta var, hakikatı değil hakikatü’l-hakaiki araştırır. Ne demektir hakikatların hakikatı. Bediüzzaman’ın eserlerinde hakikat telakkisi bir doktora tezi olacak inceliktedir, derinliktedir, yüksekliktedir. Hakikat ile ilgili 1800 cümle var, hakaik ile ilgili 627 cümle var. Hakaike bakınca Hakaik-i Kur’an’iye, Hakaik-i İmaniye, Hakaik-i Gaybiye, Hakaik-i Kudsiye, Hakaik-i İslamiye, Hakaik-i Şeriat, Hakaik-i Kainat, Hakaik-i Muhkeme, Hakaik-i maneviye , enva-i hakaik, Hakaik-i Kevniye, Hakaik-i Uhreviye, Hakaik-i Hayat, Hakaik-i Miraciye, Hakaik-i Eşya, Hakaik-i Alem” daha arkası var.
Hakikat kelimesi birçok bahislerin ismi olmuş. Birinci hakikat, ikinci hakikat gibi. Onuncu Söz’de on iki hakikat var. Hakikat-ı Hariciye, Hakikat-ı Sabite,hakikat-ı zişuur,alem-i hakikat, hakikat-ı uzma, hakikat-ı hakikiye, hakikat-ı cismaniye, hakikat-ı zaman, hakikat-ı sabite. Daha arkası var, yarım saat ders dinleyip, Fatiha’dan sonra çay içip eve koşan klasik dünyamız, gelin bu bahislere girelim, ömrümüz ahirete altın olarak aksın, zannetmekle, fark etmek, anlamak, garkolmak, kaybolmak farklı şeyler. “Gelin ey ehli dil çıkalım dünyadan, özge safalar sürelim, özge yerler gezelim” demiş Fuzuli-i Bağdadi.
O kadar ihata edilmez bir dünya ki bu iki kelimenin açtığı dünya, hakikat ve hakaik. Ve bir de bunları kullanan şahsın kelimelerin arkasındaki manalarla ilişkileri. Tolstoy Savaş ve Barış’ta beş yüz şahıs idare etmiş, dünya romanının dehası bu adam. Bediüzzaman yaklaşık iki kelimeden doğan iki bin beş yüz imaj kullanmış bunları aralarında sınıflandırıp, ortaya bir metin çıkarmak akla zarar, ama olsun. Dünya ile sarhoş bir akıldansa bu yolda zayi olmuş bir akıl. Bediüzzaman “Ete kemiğe bürünmüş, Said diye görünmüş”ya ötesi, oradan öteye gitme, bir şey görüyorum ama göstermek beyin tarafiği ve transferi gerektirir. Böyle yüzlerce kelime var, bu kelime orduları ve arkalarındaki mana yüklerini yönetmek bir başka kelime bul, bana lügat deha yetmez, ne demeli, bilen, bulan göndersin bana.
Niyetim Bediüzzaman’ın farklı tarih ve eserlerindeki mizaç, ruh hali ve karakterini anlatmaktı şimdilik bununla kalalım. Necip Fazıl;
Sonsuzluk kervanı peşinizde ben üç ayaklı seken topal köpeğim
Bastığınız yeri taş taş öpeyim, bir kırıntı yeter kereminizden
diyor, büyük adam arkasından koştuklarından almış feri.
Bediüzzaman kervanı, arkanızda ben, üç ayaklı seken topal köpeğim
Risale-i Nur kırıntı değil, ya ne olsun, lügat bana bir kelime ver, ne olsun, Allah Razı olsun.





