Şu An Buradasınız: Anasayfa Prof. Dr. AHMET NEBİL SOYER Bediüzzaman Eleştirilebilir mi, Eleştirilemez mi ?

Risale Akademi

Bediüzzaman Eleştirilebilir mi, Eleştirilemez mi ?

e-Posta Yazdır PDF

Sayın Doçent, Alkan “Eleştiri bir sanattır, ilim değildir ama ilme genişlik getirir, sahasını büyütür” demiş ünlü bir eleştirmen. “Bir şey eleştirilmeyince değeri ortaya çıkmaz demiş” Thomas Stearn Eliot. Dünyanın büyük eserlerinin büyüklüğünün bir önemli noktası, onların eleştirilemez değil, eleştiriye kendini muktedir görecek insan olmayışından dolayıdır.
Kur’an nazil olduğunda Arapların edebiyat  dahileri onu eleştirmek istediler. Ama güçleri yetmedi, Arap edebiyatı o devirde çok ileri gitmiş  bir edebiyattı, ama buna rağmen kimse onun çok yönlü eleştirisini yapamadı, tarih de nakletmiyor. Kur’an, Mütekellim-i Ezeli kendi eserini insanların eleştirmesi için onlara çok yönlü çağrıda bulundu, eğer eleştiremezlerse din ve namuslarının tehlikede olduğunu söyledi, bu edip millete bu kadar büyük çağrı yapıldığı halde kimse eleştirme iktidarını gösteremedi ve Bediüzzaman’ın naklettiğine göre, Lebid ‘in kızı Kabe’nin duvarındaki şiiri indirdi ve; “Ayata karşı bunun bir kıymeti kalmadı.” dedi. Allah mukayese ve benzer metinler talep etti ama kimse yapamadı, çünkü Allah’ın kozmik sanat eserleri nasıl insanlarınkine benzemiyorsa, kelamı da benzemez  ve taklid edilemez. İnsan naylondan çiçek yapar, Allah ise çiçeği yaratır, Yirmi santimlik bir bağla toprağa bağlanan çiçek o yirmi santimlik boy ve kök ile toprağı öyle bir eler ki o kaba toprak yirmi santimlik büyük bir fabrika ameliyesinden sonra latif, ipeksi yapraklara dönüşür. Bir çiçeğin benzerini yapamayan insan nerden Kelam-i İlahiyi yapsın?







Abdülhak Hamit bizim felsefi şiirimizin piridir, kimse onu taklid edememiştir, biraz Faik Ali yapmışsa da o da suni kalmıştır. Şimdi Bediüzzaman bizim edebiyatımızın ulaşılmaz bir Everest tepesidir. Tanzimat’tan günümüze onun el attığı konularda kimse çok şey söylememiş. O dini, edebi  ve estetik bir boyutta anlatmıştır, kullandığı kalıpların tamamı müfessirlerin değil, üdebanın  kullandığı edebiyat tarzlarıdır. Bir kere o üsluplarda ve tarzlarda bu tür konuları bizde kimse ele almamıştır. Bir de Bediüzzaman ilim ile dini sentezlemiş, aynen elma gibi, gıda ile vitamını bir arada vermiştir, kimse elma yerken vitamin aldığını bilmez, ama ona vitaminler yüklenmiş ve meyve yerken insanlar vitaminlerini de alırlar. Ama ilaçlar sadece ilaçtır, ne kadar iyi ambalaj yapılsa da insanlar ilaç aldıklarını bilir ve tiksinirler.






Mesela bir Onuncu söz isimli eserini kim eleştirebilir? İbn-i Sina ve Marks bu konularda susmuşlar, İslam alimleri naslarda kalmışlar, ilim zaten ona kapı kapalı. Bediüzzaman İbn-i Sina’nın gidemediği yolda büyük bir cadde açmış, kitap hem üslub, hem tasnif, hem ikna ediciliği, hem inkarı yavaş yavaş eritmesi, hem sonuç, hem taalluk ettiği meseleler, hem evrenden verdiği misaller ve gözlemler itibari ile büyük bir eserdir. Bunu kim eleştirebilir? Yazıldığından bu güne bir asra yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen, ancak istifade edilen ve hayran olunan, ama eleştirmeye kimsenin iktidarı olmayan bir eserdir.
Kader bahsi İslam itikadının girdabıdır, bu bahiste ülema ancak çok yüksek alimlere has bazı yorumlar yapmışsa da avama, herkese hitap eden bir kader yorumu yapılmamıştır. Allah ile yarattığı alem arasında insanlara pencereler açan Pencereler Risalesi binlerce gözlemden itikada giden pencerelerdir. Bunlar örneği olmayan bakış açıları ve tevhid yorumlarıdır. Sonra bedii yani benzeri olmayan kalıplarda yazılmışlardır, sıradan alimlerin sıravari düşüncesi değil, dehaların geometrisi ortaya konamayan şekli ile kaleme alınmışlardır. Kader ile zaman arasında bağlantı kurmak kimsenin kârı değilken, bu iki müşkül meseleyi, birlikte kaderi anlatmada kullanmıştır.





Tevhid bahsi ki, Bediüzzaman’ın şahaseridir. O kadar çok yönlü perspektiflerden ve kanallardan Allah’a, O’nun sıfatlarına, esmasına, fiillerine gider ve onlarla insanın fiilleri arasında bağlantılar kurar ki, bu, bu güne dek ülema tarafından başarılmış şeyler değildir. Ayetü’l-Kübra isimli eseri, bir tevhidi seyahat suretinde kaleme alınmıştır, bütün evrenin, İslam itikadının önemli meseleleri bu seyahatın güzergahında görülmüş ve onlardan Allah’a giden yollar insanın itikadına açılmıştır. O kadar önemli bir eser ki, Hazret-i Ali bu kitaptan asırlar önce bahsetmiştir. Niçe ve daha birçok nihilist filozofun inkar temalarını bu kitap yerle bir etmiştir, kimse Bediüzzaman kadar son  üç yüz yılın küfri temalarını bilmediği için böyle bir eser kaleme alamaz, alsaydı zaten ortaya çıkardı.





Mucizat-ı Ahmediye benzersiz bir risaledir, on iki saatte yazılmıştır, yüzlerce isim, yer, olay anlatılır, onları bu kadar kısa sürede kitapsız, müracaatsız yazmak, bir ulaşılmaz dahinin eseridir. Mucizat-ı Kur’aniye bin yıldır mülhidler, insi ve cini şeytanlar ve fen alimleri tarafından eleştirilen ve hikmeti anlaşılamayan ayetleri anlatmış, bugün en iyi bilenin yüzde onuna ancak muhatab olacağı bir eserdir. Muhakemat isimli eseri bugün medrese ve edebiyat alimlerinin ancak çok azını anlayabileceği büyük bir eserdir.





Demek istiyorum ki, güzelliği ve çirkinliği fark edilen eserler eleştirilir, noksanı ortaya konur. Bediüzzaman eleştirilebilecek bir metin ortaya koymamış, çünkü benzersiz ve dahiyane. Bu yüzden eleştirilemez değil, eleştirecek muktedir kimselerin olmadığından dolayıdır. Dünyada bazı eserleri eleştirmek iyi karşılanmamış, çünkü müellif ile münekkid denk değilse veya münekkidin ufku müellifi aşıyorsa eleştiri yapabilir, yoksa dağa taş ile saldırmak gibidir. Joyce’in Ulysses’i Dante’nin İlahi Komedyası Mevlana’nın Mesnevisi büyük eserlerdir, kimse eleştirmeye kendini yeterli görmediği için  bilmecburiye hayranlık noktasında kalmıştır. Risale-i Nur ise öyle değil, çok daha başkadır.
 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 23 Kasım 2011 16:31 )  

Yorumlar  

 
# seyithan 2011-11-20 10:42 Risale-i Nur Bediüzzaman'ın hakedilmiş emeği,Kur'an'ın malıdır. Ona gelen eleştiriler tenkidler dolaylı olarak ALLAH kelamı Kur'an'a yapılmış olur. Kim kendine güveniyorsa itiraz edecek bir yer bulsun öyle konuşsun. Okumadan eleştirmek zulümdür… Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Rafet Kalyoncu 2011-11-21 16:04 1- “Bediüzzaman eleştirilebilir mi?” den kasıt, eserlerinin eleştirilmesi ise; bu konuda önce şu sorunun cevabını vermek gerekir: Eleştiriyi kimler yapacaktır? Bu bağlamda; Bediüzzaman'a kayıtsız şartsız bağlı olan müntesipler’den bir eleştiri beklemek abesle iştigal olur. İslam karşıtı muarızlar’ın eleştirilerinin (daha doğrusu itirazlarının) ise bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Esasen muarızların pek çok konuda vaki tenkit ve itirazları eserlerde (mahkeme savunmaları dahil) mukni bir şekilde cevaplandırılmı ştır. Asıl olan; bu iki kesimin dışında olup da ilmi yeterliliğe sahip objektif kişilerce, iyi niyetli ve yapıcı eleştirilerin söz konusu olup olamayacağı hususudur. Kanaatimce bu tür eleştirilerin yapılması müntesiplere cevaplama imkanı vereceğinden üçüncü kişilerce de eserlerin daha iyi anlaşılmasına bile vesile olabilir. Bu açıdan bakıldığında eleştirilemez hükmünün doğru olmadığını düşünüyorum. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Rafet Kalyoncu 2011-11-21 16:05 2- Vahy-ı mutlak olan Kur’an dışında her eser, erbabınca eleştirilebilir . Eleştiri ile itirazı birbirine karıştırmamak gerekir. Bir eserin eleştirilmesi demek; onun incelenerek doğruluğu veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek demektir. Eleştirmende lehtarlık veya aleyhtarlık yoktur, objektiflik vardır. İtiraz ise, belli gerekçelerle ya da önyargı ile karşı çıkmak demektir. Muterizde aleyhtarlık vardır. Kaldı ki; itiraz meselesinde bile; “…risale-i nur'un aleyhinde bir itiraz kutb-u azamdan dahi gelse, risale-i nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u azamın itirazını iltifat ve selam suretinde telakki edip, teveccühünü de kazanmak için, medar-ı itiraz noktaları o büyük üstatlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir..” diyen bir Zatın eserleri eleştirilemez diye hükmetmek ne derece uygun olur.. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Okyay 2011-11-22 09:14 Bediüzzaman Hazretlerinin eserleri tabii ki tenkid edilemez."Çünkü, yazılan Sözler tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imandır. Marifet değil, şehadettir, şuhuddur. Taklit değil, tahkiktir. İltizam değil, iz'andır. Tasavvuf değil, hakikattir. Dâvâ değil, dâvâ içinde bürhandır." Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# derkan 2011-12-01 05:55 1-Dinsizler, Kur'an-ı Kerim'e karşı inanılmaz ahlaksızlıklar yaptıkları için; seviyeyi düşüren her zındık ve küfera, elbette ki hakaret edecektir ama eleştirmek için okumaları gerek, bunu ise asla yapmazlar. 2- Meşrebini ziyadesiyle seven ehl-i tarik veya siyasi mü'minler, bunlar biraz misyoner kitapları benzetmesi ile "bizler hepimiz iman ettik, Bediüzzaman herhalde sadece kafirlere ve dinsizlere hitap ediyor bizimle bu kitapların alakası olamaz" kabilinden zırvalıyorlar ki; bunlar dahi birkaç paragraf okuyarak veyahut 1-2 sohbette bulunup da; esneye esneye çene çatlatıp konuya kendisini veremeyenlerdir , ancak… Aslında imanı yeniden keşfetmenin adı olan Risale-i Nur; imani zaafiyetlerini örtbas ederek vesveselerine ve şübhelerine çözüm aramaktan ziyade saklamaya daha meyyal olan kibir kurbanı bu müslüman kardeşlerimizin yaralarına tuz bastığı için, işte ilk O an, acısı ağır geliyor ve nefsen uzaklaşmak arzusuna giriyorlar maalesef !!! Devekuşu-kum misali… vesselam. Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Bediüzzaman Hazretleri gibi, yazarın hakkını teslim ederek kibarca eleştiri yapılmasını rica ederiz.


Güvenlik kodu
Yenile

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 59 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter