Şu An Buradasınız: Anasayfa Prof. Dr. AHMET NEBİL SOYER Bediüzzaman’ın Hafızası

Risale Akademi

Bediüzzaman’ın Hafızası

e-Posta Yazdır PDF

Çok iddialı bir başlık değil mi? Bir çay bardağının koca bir bahr-i muhit-i okyanusu ölçmesine benzer. Ama ölçer mi, ölçmese de bir yorum imkanı verebilir mi? Ben de siz de düşünelim. Bediüzzaman’ın eserlerinden hareketle o sonu gelmez hafızanın hakkında mülahazalar yapabiliriz. Sadece konuşmak değil örnek metinlerden hareket edeceğiz. Mu’cizat-ı Kur’an’iye isimli eserin tamamı o büyük hafızanın bazı görüntülerini almış. İkinci Şule’de şu cümleye bakalım: “Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın heyet-i mecmuasında,
 R a i k  bir selaset
 Faik bir selamet
 Metin bir tesanüd
 Muhkem bir tenasüb
 Cümleleri ve heyetleri mabeyninde ulvi bir tecavüb olduğunu ilm-i beyan ve fenn-i maani  ve beyaninin Zemahşeri, Sekkaki, Abdulkahir-i Cürcani gibi binlerce dahi imamların şehadetiyle  sabit olduğu” (Sözler, 448)
     
Bu cümlenin sahibinin Kur’an’ın haritasını gören bir ihatası ve hafızası vardır. Bu sözü söyleyen Kur’an’ın bütünü gören şahıstır. Kur’an’ın 6666 ayetini birden gören ve onlarda raik selaset, faik selamet, metin tesanüd, muhkem tenasüb, ulvi tevavübü genelinde gören ve yorumlayan bir hafıza ve zeka vardır. Bu  kelimelerin anlatamayacağı bir büyüklüktür. 







İkinci Şu’le devam eder. Bu beş değişik özellik bir metinde düzen içinde genel tenasübü bozmayacak şekilde ifade edilmiştir, bunu da görmek ve ifade etmek aynı derecede zor.






Her surenin iniş nedeni nüzul nedeni farklı olduğu halde, onlar öyle birbiri ile dayanışma halindedir ki sanki iniş nedeni birdir, Kur’an bazı olaylara farklı ve tekrar tekrar cevap olduğu halde cevaplar o kadar iç içe girmiş, o kadar birbirine kuvvet verir ki sanki tek sualin cevabıdır. Hem Kur’an değişik sayılarda, farklı farklı hadiselerin hükümlerini beyan için geldiği halde, öyle tam bir intizamı gösteriyor ki, bir hadisenin beyanıdır.  Hem farklı ve çeşitli halette muhatabların anlayışlarına göre uygun üslublarda hepsinin zihin derecelerine göre tenezzül ettiği halde, öyle güzel bir benzerlik ve güzel bir akıcılık gösteriyor ki güya haller birdir, bir anlayış derecesidir, su gibi akar bir selaset ve akıcılık gösteriyor.  Hem o Kur’an birbirinden uzak, sayısız muhatabların sınıflarına yönelik konuştuğu halde, öyle bir beyan kolaylığı, düzgün ve kurallı sözlerden oluşan bir nizamı, bir kolay anlatışı vardır ki, güya muhatabı bir sınıftır. Hatta her bir sınıf zanneder ki  gölgesiz ve engelsiz muhatab kendisidir. Hem Kur’an değişik ve birbirine derc olmuş irşadi bazı gayelere kavuşturmak ve hidayet etmek için nazil olduğu/indiği halde, öyle bir doğru istikamet, doğru hedef, öyle dikkatli bir denge, öyle bir güzel intizam vardır ki güya maksat birdir, İşte bu sebepler karışıklığın nedeni iken, Kur’an’ın mu’cize beyanında akıcılık ve tenasübünde uygunluğunda kullanılmışlardır. Bu cümleyi kurmak ve ifade etmek bir büyük zeka ve hafıza olduğu kadar, Kur’an’ın bütününde bunları tesbit etmek daha müşkül bir meseledir. İşte Mehdi bu demektir, bu cümleyi kuran adam Mehdi’dir. Bu cümleyi tüm zamanlar içinde kimse kurabilir mi? O da ayrı bir mesele.
   
Bahsin son paragrafında yine aynı hafıza, yorum, hayal gücü ve ihata konuşur. “Evet kalbi sakamsız, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim bir adam, Kur’an’ın beyanında güzel bir selaset, rana bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. Hem basiresinde selim bir gözü  olan görür ki Kur’an da öyle bir göz vardır ki, güya o  g ö z  b ü t ü n  k a  i n a t  ı zahir ve batını vazıh, g ö z  önünde bir sahife gibi görür.” (Sözler, 449) Burada göz ve görmek ile ilgili harika bir cümle kurmuş. Göz bir hassedir ki ruh bu alemi o pencere ile seyreder. Göz asgari düzeyde eşyanın güzelliğini görür. Ve daha birçok gözle ilgili imajların şahikasında bu göz imajı yatar. Bu gözü gören göz de onun gözüdür. Düştük bir okyanusa sahile var ey kalbim.
  
Şimdi hazır olalım son cümle ne kadar azametli: “İstediği gibi çevirir. İstediği bir tarzda  o sahifenin manalarını söyler. “Ş u b i r i n c i   N u r ‘ u n  hakikatını  m i s a l l e r  ile   t a v z i h  etsek, b i r k a ç  m ü c e l l e d  lazım” Birkaç cild eser ile bu paragraflar örneklenebilir, o örnekleri gören de onu yorumlayan da o, seni anlatamadık Üstadım. Sevenler bir alem, sevmeyenler bir  alem. Elimde  şaşkın kalem, neyleyem?

 

Cahit Beye cevap

Benim mehdi konusundaki kanaatlerim genel prosedürden farklıdır. Mehdiyet konusunda söylenen veya nakledilenler Fahr-ı Kainat Efendimizin yaşadığı yüzyılın zeka ve anlayış düzeyine göre çok zaman simgesel ve sembollerle ifade edilen veciz ifade-i Nebevidirler. Onların asrımıza taalluk eden şümullü manalarını ancak Bediüzzaman gibi her iki asrı da nitelikleri ile kavramış ve yorum diline hakim, Hadis ve Ayetlerin kavram ve derinliklerine imge ve mecazlarına hakimiyeti olan bir şahsı ferid yapabilir. O da zaten büsbütün perdeyi yırtmayacak şekilde bunları dile getirmişler. Peygamberimiz mehdinin kişisel niteliklerini, onun çağının olaylarını, eşya ve nesnelerle ilişkileri ve daha başka şeylerden hareketle insan zihninde tasavvur ettirecek şekilde ifade etmişler. Avam o tasviri ve tersimi cümlelerden kendi anlayışına göre bir mana çıkarmış ve onunla düşüncesini belirlemiştir. Bu Cenab-ı Resullullah Efendimizin hadislerine mana giydirmek yolunda yapılan yorumlardır. Genelde bu tarz takib edilmiştir.

Benimki tasvirlere ve ehadis-i şerifenin şümulünü belirlediği tarzda değil de yine ona oradaki simgesel lisanın doğrultusunda değerlendirmelerdir. Mehdi başkasının itikadını düzeltip onun hidayete ermesine veya ham hidayetini mükemmelleştirmesine hizmet eden insandır. Genel İslam tasavvur ve düşüncesindeki mehdiden farklı bir yol, bir insan bir başkasının hidayetine neden olursa o da kendi çapında bir mehdilik görevi yapmıştır. Burada aslonan başkasının hidayete ermesine uygun olan araç ve anlatımları kullanmaktır. Ben araçtan ve anlatımdan hareketle bir mehdiyeti daha mantıklı buluyorum. Mesela Ayetü’l-Kübra bir mehdidir, yani hidayet eden metin. Kendisine gelinceye kadarki  telifata Bediüzzaman vakıf  olduğundan bu eseri için “emsalsiz “ der. Şimdi mehdiyet noktasında mehdi olan şahsın başkalarının hidayetine vesile olması noktasında şahsı değil, eseri o görevi yapıyor, bir insan ben veya başkası “işte mehdilik budur” diyebilir. Ben böyle düşünüyorum yine de siz kendi kanaatinizi benimseyebilirsiniz. Bediüzzaman’ın bir yazar ve sanatçı, müellif ve müfessir, bir muhaddis ve daha nice özelliklerini yansıtan onun eserleridir, ona mehdi diyeceksek eserlerinden hareketle diyelim, o zaman daha sağlıklı olur. Mehdi Haşir’dir, mehdi Mesnevidir gibi. Selamlar. 

Son Güncelleme ( Perşembe, 12 Ocak 2012 09:29 )  

Yorumlar  

 
# seyyid han 2012-01-10 06:49 Evet anlatamıyoruz bu garip adamı. Garip ama dünyaya hükmetmiş şefkatli adamı. Belki de anlatılmak mı istenmedi bilemiyorum. Ama bu hakikatler Bediüzzaman'sız olamaz. Onu tanımadan hakikatleri anlamak çok zor…Risale Akademi'nin Risale Haber gibi canlılık kazanmasını istiyoruz… Geçen bir günde iki defa açtım, hafta boyu hep aynı yazıları gördük… Sayın A.N.Soyer ve de bir kaç kişi dışında yazan yok mu?.. Nerde bu "dava adamlarıyız" diyen adamlar?.. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# cahit 2012-01-11 06:32 Kibarca eleştiri yapılsın diyorsunuz.
Muhterem hocam.
Evvela Seyyid hanın dediklerine iştirak ile nice dava adamıyım diyenler sadece ifade ediyorlar belki de ifadeleri hak ve doğrudur ama bir araştırma,tahli l ve tenkide tutulmadığımız için ne kadar sahih ve sağlamdır göremiyoruz diyorum şahsen.
Sizin de yazıdaki mehdi işte budur vs.okuyucu için içi dolmamış bir ifade oluyor kanaatini taşıyorum.
Sizin için öyle değil diğer araştırmalarını zla Bediüzzaman hazretlerinin her cihetiyle bilhassa mütahassıs olduğunuz edebiyat sahasındaki ifadeleriyle işte mehdi budur,demek hele hele sadece o yazıyı okuyana büyük bir iddia gibi gelebilir düşünüyorum.
İstifade etmeye çalıştığım yazılarınızdan ise çok lezzet alıyorum.Saygılarımla.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Bediüzzaman Hazretleri gibi, yazarın hakkını teslim ederek kibarca eleştiri yapılmasını rica ederiz.


Güvenlik kodu
Yenile

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 64 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter