Şu An Buradasınız: Anasayfa RİNAM Mektup, Hatıra ve Belgeler Bediüzzaman'ın Hayatından Tesbitler

Risale Akademi

Bediüzzaman'ın Hayatından Tesbitler

e-Posta Yazdır PDF

Risâle-i Nûr Külliyâtında ve Bedîüzzamân Târihçelerinde ülfetten dolayı pek fark etmediğimiz sehivler, àcilen halli gereken önemli mes’eleler olarak durmaktadır.[ http://www.risaletashih.com/index.php/tesbtler;  BTBSN;  MUFASSAL TÂRİHÇE-İ HAYÂT ]


Bedîüzzamân’ın çeşitli hayât safhalarına âid târih farklılıklarının önemli bir kısmı mevcud Belgelerdeki Rûmî târihlerin Mîlâdî’ye çevrilmesinde ortaya çıkmaktadır.[ RÛMÎ TAKVİM VE TÂRİHLER ] Yine; tahkiksizlikten gelen “Sibirya”[Üstâd Sibirya’da Kaldı mı? ] gibi bilgi yanlışları, “Kiloğrif”[ Said Nursi ve Koloğrif ] gibi baskı hatâları da yarım asrı aşan bir süredir devâm ediyor..  


Önemli bir kısmı tashih edilerek, bir kısmı te’yîden, diğer bir kısmı da çözüm bekleyen mes'eleler olarak aşağıya çıkartılan tesbitler; Yazar, Araştırmacı ve Yayıncılarımızın tedkiklerine sunulur.

 

 

Târih ve mahall-i velâdeti: 
 1 - 1295-1293, Hizan kazâsı Nurs karyesi [Dârü’l-Hikmette iken doldurulan nüfus, eşkâl ve ikàmet bilgilerinin bulunduğu Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Tezkeresi] [1] 
 2 - “… ya’nî arza bastığın zaman ki, cifirce 1295 Arabî, 93 Rûmî târîhidir ki, târîh-i velâdetine ve Rus Harb-i müdhişine tevâfukla berâber..”  [Lem’alar] [2]  
 * 1295 Hicrî ile 1293 Rûmî, ancak Mîlâdî (05 Ocak - 12 Mart) 1878'de çakışıyor.

 Tahsile başlaması: 
 3 - Bedîüzzamân’ın Târihçe-i Hayâtı[3]: 9 yaşında
 4 - Bedîüzzamân Saîd Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır[4]: 10 yaşında 

* (9-10) yaşlarında

5 - Mardin Hayâtı:

* M.Selim Mardin’in tesbiti ile, Bedîüzzamân’ın Mardin’e gelişi; 1894-95 (16-17 yaşlarında bulunduğu [3] nazara alınarak) [5],

BTBSN ’de Mardin’e gelişi 1892 olarak verilmiş.   

* A. Badıllı ise, önce; Münâzarât'taki, ”İnkılâbtan onaltı sene evvel, Mardin cihetlerinde, beni hakka irşâd eden bir zâta rast geldim.” cümlesi üzerinden 1892-93 târîhine ulaşmış. İki sayfa sonra, gelişini 1894, Mardin’den Bitlis’e nefyini 1895 olarak vermiş. [MTH] 

* M.S. Mardin’in tesbiti ile A. Badıllı’nın son tesbitleri isâbetli. Ama, Münâzarât’taki mezkûr cümleyi nasıl îzah edeceğiz ?!. 


6 - Hasan Paşa?:
 
Bedîüzzamân’ın Târihçe-i Hayâtı’nda [3]  “Vanlı Hasan Paşa’nın..”, BTH’ta “Hasan Paşa’nın..”  ”dâveti üzerine Van’a gitti” denilirken, Bedîüzzamân Saîd Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır’da [4], “Hasan Paşa” adı hiç geçmemektedir. Van vâlisi İşkodralı Tâhir Paşa’nın selefleri arasında da, halefleri arasında da “Hasan Paşa” bulunmamaktadır. [6]


* Hasan Paşa’nın Van vâlisi olmadığı kesin. Kimliği, belirsiz!.

7 -  Bitlis’ten Van’a gidişi:

BTH dâhil önceki Târihçelerde Van’a gidiş târihi belirtilmiyor. BTBSN’de 1894, MTH’ta 1897 olarak verilmiş.
* Belge ibrâz edilmiyor. Muhtemelen doğru kabûl edilen doğum târihine göre yaşı üzerinden hesaplamalar yapılmış. 1894’ün doğru olma ihtimâli çok zayıf. 1897’nin 1898 olma ihtimâli kuvvetli.
 
8 -  İstanbul’a gidişi:

  Osmanlıca

* Bitlis Vâlisi Tâhir Paşanın Sultan Abdülhamîd'e yazdığı arîzanın târîhi, 03 Teşrînisânî 1323 (16 Kasım 1907). / BTBSN, MTH

* 1907 sonlarında veyâ 1908 başlarında İstanbul’a gelir.
 
D. H. Örfî’nin 1328 (1910) [*] târihli ikinci tab’ında Nâşir Ahmed Râmiz tarafından yazılan önsözde O’nun gelişi, kendisine gösterilen alâka ve tavır şöyle ifâde ediliyor:   
                  
“323 senesi zarfında idi ki; Kürdistân’ın yalçın, sarp, âhenîn mâverâ-yi şevâhik-ı cibâlinde tulû’ etmiş “Saîd-i Kürdî” isminde nevâdir-i hilkatten ma’dûd bir ateşpâre-i zekânın İstanbul âfâkında rü’yet eylediği haberi etrâfa aksetmiş..”


9 - Mâbeyn-i Hümâyun'a verdiği Dilekçenin Neşri:

* 19 Teşrînisâni1324 (02 Aralık 1908) [7]


10 -  "HAKÎKAT" isimli yazının neşri:

* 26 Şubat 1324 (11 Mart 1909), Dinî Ceride, no. 70

“Hâşiye: O zaman Meşrûtiyet; şimdi o kelime yerine Cumhûriyet konulmuş." [1950'lerin başı teksir H.Ş.]

 11 -  “YAŞASIN ŞERÎAT-İ GARRÂ!..”nın neşri:

 "Cumhûriyet ve demokrat mânâsındaki.."  ibâresi H.Şâmiye’deki yazı aslında bulunmuyor.

 12 - 31 Mart Hâdisesi:

* 31 Mart 1325 (13 Nîsan 1909)

* Tevkif edilmesi: 17 Nisan 1325 (30 Nîsan 1909) / Cerîde-i Sôfiyye 18 Nisan1325, MTH.

* Tahliyesi: 10 Mayıs 1325 (23 mayıs 1909) / Tanîn Gazetesi 11 Mayıs 1325, MTH.


13 - D. H. Örfî'nin neşri:

 * "Eminönü Polis Merkezi" antedli yazıdan 05 Eylül 1325 (18 Eylül 1909)'a yakın günlerde neşredildiği anlaşılmaktadır. [*]


14 - İstanbul'dan Şark'a dönüşü:

* 1910 yılı bahârında İstanbul'dan ayrılarak Batum ve Tiflis yolu ile Van'a gelir. Bu seyâhatinde İnebolu'ya da uğrar. Ahmet Nazif Çelebi'nin Bedîüzamân'la ilk karşılaşması burada olur. [**]


15 - Şam Hutbesi:

* 1327 (1911). /  H. Şâmiye


16 - Sultan Reşâd'la Rumeli'ye seyâhat:

* 05 - 26 Hazîran 1911


17 - Medresetüzzehrâ'nın Temelinin Atılması:

* 1913 yazı [vâli Tahsin Bey (Uzer) zamânı]

 

Aslı, H. Şâmiye’nin Zeylinin Zeyli'nde bulunan yazının başlığı “ YAŞASIN ŞERÎAT-İ GARRÂ!..” iken D. H. Örfî’ye, “YAŞASIN KUR'ÂN-I KERÎM'İN KÀNÛN-İ ESÂSÎLERİ!..”  olarak eklenmiş.

* 01 Mart 1325 (14 Mart 1909) , Dinî Ceride, no. 73


18 - Bitlis müdâfaasında yaralanarak Ruslara esir düşmesi:

 mürekkep* 19 Şubat 1331 (03 Mart 1916) / BTBSN

 İşârâtü'l-İ'câz'dan:


"Diyarbekir'de Van Vâlisi Cevdet Beyin evinde 19 Şubat1330 (doğrusu, *19 Şubat 1331)  târîhinde Cum'a gecesi bu tefsîrin ilk Arabî nüshasını tebyiz ederken, şu şekl-i garîb, tevâfukan vâki olmuştur. Ve o gece vukùa gelen Bitlis'in sukùtuyla müellif Bedîüzzamân'ın esâretine rastgelir. Sanki şu şekl-i garîbin, şu mu'cizeler ve hârikalar bahsinde o gece husûle gelmesi, müellifin Ruslara esir düştüğüne ve berâberinde bulunan bâzı talebelerinin şehid olarak kanlarının dökülmesine hârika bir işârettir.

Saîd'in Küçük Kardeşi,
Yirmi Senelik Talebesi
Abdülmecid "

 19 - Esâret safhaları:

 * Ali Aras’ın hâtıralarına göre, yaralı olduğu için Ruslar tarafından 2 ay kadar Bitlis’te tedâvî edilir (BTBSN). Muhammed Feyyaz İbrâhim Hakkıoğlu ise, hâtıra notlarında, esâret yolculuğu sırasında 05 Mart 1332 (18 Mart 1916) akşamı Bedîüzzamân’ı Başhan’da gördüğünü yazmaktadır (MTH).

* "Bedîüzzamân'ın Rusya Esâreti (1998)" eserinin yazarı Ahmet Özer'den: 

Ruslar Van ve Bitlis’i işgalleri sırasında elde ettikleri esirleri Doğubayazid yoluyla Culfa’ya getirirler. Mevsim; bahar. Aylardan; Nisan-Mayıs. Üstad Hazretleri yaklaşık burada bir ay bekletilir. Fakat boş durmaz, mânevî cihâdına devam eder.

O günleri görenleri aradık. Nihâyet 1905 yılında Nahcıvan’da doğan Latif Hüseyinzâde’yi bulduk. Bediüzzamân’ı sorduk. Kendi lehçesiyle şunları anlattı:

“Biz mescidde otururduk. Bu vakt dediler ki, 15-16 nefer Türkiyeli esiri Yerevan yolu ile Culfa’ya getiribler, birazdan mescide gelecekler. Mescide gelende gördük ki, başlarında ağ (ak) sargı ve fes var. Aralarında biri vardı, adı Seid Nürsi idi. Bizim adamlar ona ‘Fehrüddövran Bediüzzaman’ deyirdiler. 0 geldikden sonra halk mescide toplaşmağa başladı. O da halka Kur’an hekiketlerini (hakikatlerini) anladırdı. Hetta bir defe, sehv etmiremse “ er-Rehman” suresinin ilk ayetlerini tefsir ederek dinimizin ne keder (kadar) mentige (mantığa) uygun olduğunu ispat etdi.

0, tez-tez Kur’an müsabikeleri (müsâbakaları) ve yarışlar keçirirdi (yaptırırdı). Bele (böyle) müsabikelerin birinde şahsen men de iştirak etmişem.

Bediüzzaman Seid Nürsi ve yanındaki esirler mescidin yanındaki hücrede bir aya yahın galdılar.”

Latif Hüseyinzâde o yıllarda duyduğu Bediüzzamân’la alâkalı bir başka hâtırasını da şöyle anlatıyor.

“1916. ilin (yılın) yaz ayları idi. 0 dövrlerde (devirlerde) ölkemiz Rus esaretinde olduğu üçün II. Nikolay düşmenimiz sayılırdı. 0 günlerde II. Nikolay Tiflis’e geldi ve Kafkazın (Kafkasın) bütün elm (ilim) adamları ve din hadimeri onun görüşüne getdiler. Tiflis’e getmiş elm adamlarımız oradaki Türk esirleri ile görüştüler. Tiflis’e geden alimlerin dediyine göre, II. Nikolay esir düşergelerinden (kamplarından) birini gezerken Seid Nürsiden başka bütün esirler ayağa galkdılar. Nikolay bunun sebebini soruşdukda Seid Nürsi “inandığım din sizin kimi bir kafirin karşısında ayağa durmağa izn vermir.”deyir. Bediüzzaman’ın bu sözlerinden gezeblenen (gazaplanan) Nikolay ona üç günlük kamera cezası ile birlikde ölüm cezası kesir. Üç günlük kamera cezası bitdikden sonra Nikolay Bediüzzamanı e’dam (idam) etmezden evvel onun iki arzusunu soruşur. 0 da “izn verin, iki rük’et namaz kılım, sonra meni e’dam edin” deyir. Bundan sonra Nikolay onu e’dam cezasından azad edir.” / Sızıntı dergisi 1996 - 215
 
* Muhtemelen Eylül sonlarına kadar da Tiflis’te tedâvî altında tutulur. [***]














 * Rus Kafkas Orduları Başkumandanı Grand Duke Nicholas Nikolaevich (1856-1929): Çar


II. Nikola'nın büyükbabası II. Aleksandır'ın kardeşi Nikola Nikolaviç'in oğlu.





















* Buradan Kostroma’ya bağlı Koloğrif (Kologriv) ’e götürülür. 6 ay kadar sonra Kostroma içlerine en büyük esirler kampına sevkedilir. [****] Burada da 1 yıl kadar kalır.
 
* Bolşevik İhtilâlinin sebep olduğu karışıklıklardan istifâde ile firar eder.

 







































































































































































































20 - Vatana dönüş:

kimlik

 * Petersburg, Varşova, Viyana, Sofya üzerinden İstanbul’a gelir. / [3]  ve Vatana Avdet Belgesi (BTH, BTBSN, MTH)

 * Sofya Askerî Ataşeliğinden verilen “Vatana Avdet Belgesi”nin ön yüzünde; “17 Hazîran 1334” târihi görülüyor./ BTH, BTBSN, MTH

 * Mezkûr Belgenin arka yüzünde “17 Hazîran 1334” ve “17 Juin 1918” târihlerine ilâveten sağ aşağı taraflarda “18 Hazîran” kaşesi görülmektedir. Bu kaşe İstanbul’a geldiğinde vurulmuş olmalıdır.


* Fotoğrafın sağında aşağıdan yukarı doğru Latin harfleri ile atılan “Abdurrahman” şeklindeki imzânın Bedîüzzamân’ın
yeğenine mi âid olduğunun araştırılması iyi olur!

 * Esâret sonrası İstanbul'a dönüşü,18 Haziran 1334 (18 Haziran 1918) / Vatana Avdet Belgesi (BTH, BTBSN, MTH)


 * 03 Mart 1916’da esir düştüğü târihten 18 Haziran 1918’de Yurda dönünceye kadar geçen süre: 2 sene, 3 ay, 15 gün.

 21 - Bedîüzzamân’ın İstanbul’a gelişini haber yapan Tanin Gazetesinin târihi:


 * 16 Ramazan 1336,  25 Haziran 1334 (25 Haziran 1918)


  22 - Sultan Reşâd'ın vefâtı, Sultan Vahdeddîn'in tahta çıkması:

 Bediüzzaman

* 03 Temmuz 1334 (03 Temmuz 1918)

 23 - Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiyye a'zâlığına ta'yîni:


* 26 Şevvâl 1336, 04 Ağustos 1334 (04 Ağustos 1918) târihli İrâde-i Seniyye ile.[1]  

 

 24 - Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiyyenin resm-i küşâdı:

 * 04 Zilka'de 1336 ve 12 Ağustos 1334 (12 Ağustos 1918)[1]

 25 - “Mahrec” pâyesi ile taltîfi için Şeyhülislâm  tarafından yazılan İrâde-i Seniyye Lâyihası:

 * 17 Zilka’de 1336, 24 ağustos 1334 (24 ağustos 1918)[1] 
 26 - “Mahrec” pâyesine dâir İrâde-i Seniyye: [1]
    
      Bâb-ı Fetvâ
    DÂİRE-İ MEŞÎHAT

Mehmed Vahîdüddîn 
  
 DÂRÜ’L-HİKMETİ’L-İSLÂMİYYE A’ZÂSINDAN BEDÎÜZZAMÂN SAÎD EFENDİYE
 
MAHREC PÂYESİ TEVCÎH OLUNMUŞTUR.
 
BU İRÂDE-İ SENİYYE’NİN İCRÂSINA MEŞÎHAT ME’MÛRDUR.
 
* 18 Zilka’de 1336 / 26 Ağustos 1334 (26 Ağustos 1918)  
 
 ŞEYHÜLİSLÂM                                              
   Mûsâ Kâzım   


 27 - “Mahrec" pâyesi tebliğ vesîkası:    
 Mahrec

                                          
                                                                                                                                                                                                                
Bâb-ı Fetvâ
DÂİRE-İ MEŞÎHAT-İ İSLÂMİYYE
Mektûbî Kalemi
aded
124




















HÜVE
DÂRÜ’L-HİKMETİ' L-İSLÂMİYYE A’ZÂSINDAN FAZÎLETLÛ SAÎD EFENDİYE
 
FAZÎLETLÛ EFENDİ
UHDE-İ FÂZILÂNELERİNE MAHREC PÂYESİ TEVCÎHİ LEDE’L-ARZ 18 ZİLKA’DE
1336 TÂRİHİNDE İRÂDE-İ SENİYYE-İ HAZRET-İ HİLÂFETPENÂHÎYE İKTİRÂN
EYLEDİĞİNİN BEYÂNI SİYÂKINDA TEZKiRE-İ MUHIBBÎ TERKÎM KILINDI.
                                Fî 22 Zilka’de 1336 / 29 Ağustos 1334 (29 Ağustos 1918)
ŞEYHÜLİSLÂM NAMINA
  Fetvâ Emîni
      (Rıza)

Not: Belge kopyası http://www.saidnur.com/ ‘dan alınmış, târih çevirmeleri ve yeniyazıya aktarılması tarafımızdan yapılmıştır.

 İmzâ, Şeyhül'İslâm yerine Dârülhikmet Reîs vekili, Fetvâ Emîni Muğlalı Ali Rızâ Efendiye âiddir.(Bilal TUNÇ)


28 - Mâzeret Dilekçesi:

 * 19 Nisan 1335 (19 Nisan 1919) [1]     


29 - Bir başka mâzeret dilekçesi:

 * 13 Eylül 1337 (13 Eylül 1921) [1]

 30 - Dârü’l-Hikmette iken doldurulan nüfus, eşkâl ve ikàmet bilgilerinin bulunduğu Devlet-i Aliyye-i
Osmâniyye Tezkeresi: 
 Darul

 MÂLİYE NEZÂRETİ, EVRÂK-I NAKDÎ VE LEVÂZIM MÜDÎRİYETİ
ŞÛRÂ-YI DEVLETİN GAYRİ DEVÂİRDEN MESÂLİH-İ ŞAHSİYEYE
DÂİR VERİLEN MAZBATAYA MAHSUS VARAKADIR
Kıymeti Beş Kuruştur
 

DEVLET-İ ALİYYE-İ OSMÂNİYYE TEZKERESİDİR

İsim ve şöhreti: Bedîüzzaman Said Efendi.
Pederi ismiyle mahall-i ikàmeti: Müteveffa Mirza Efendi.
Validesi ismi: Müteveffiye Nuriye Hanım.
Tarih ve mahall-i veladeti: 1295(bin iki yüz doksan beş) ve 1293 (bin iki yüz doksan üç). Hizan Kazâsı, Nurs Karyesi.
Milleti: Müslim.
San'at ve sıfat ve intihab selahiyeti: Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiyye a’zâsından.
Müteehhil ve zevcesi olup olmadığı: Mücerred.
Derecat ve sınıf-ı asliyesi: -

 
EŞKÂLİ, SİCİL-İ NÜFUSA KAYID OLUNAN MAHALLLİ

Boy: Orta. - Göz: Elâ. - Sîmâ: Buğday. Alâmet-i fârika-i sâbite: Tam.
Vilâyeti: İstanbul. - Kazâsı: Beyoğlu, Rumili, Boğaziçi.
Mahalle ve Karyesi: Sarıyâr. - Sokağı: Fıstıklı Bağlar.
Mesken Numarası: 18/11. - Mesken Nev'i: Yabancı.
Esas kaydı: Bitlis Vilâyeti, Hizan Kazâsı, Nurs Karyesi.
 
Bâlâda isim ve şöhreti, hâl ve sıfatı muharrer olan Bedîüzzaman Said Efendi,
Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye tebâiyetini hâiz olup ol suretle
cerîde-i nüfusta mukayyed olduğunu müş’ir işbu tezkere i’tâ kılındı.


* 26 Eylül1337 (26 Eylül 1921)
Nezâret-i Umûr-i Dâhiliye

 31 - Terceme-i Hâl Varakası:
 Tercüme-i hal

Terceme-i Hâl Varakasında “onyedi aded te’lîfâtım vardır” şeklinde beyân ettiği âsârı:

İşârâtü’l İ’câz

Ta’lîkàt

Kızıl Îcâz

El-Hutbetü’ş-Şâmiyye

Nokta

Şuâât

Sünûhât

Münâzarât

Muhâkemât

Tulûât

Lemaât

Rumûz

İşârât

Hutuvât-ı Sitte

İki Musîbetin Şehâdetnâmesi

Hakîkat Çekirdekleri


* 17 Teşrînievvel 1337 (17 Ekim 1921) [1]   
       

 

 

 

 

 

32 - TBMMde "Hoşgeldin Merâsimi" ile karşılanması:


* 09 Teşrînisânî 1338 (09 Kasım 1922) / TBMM Zabıt Cerîdesi (BTBSN, MTH)


 33 - Beyannâme neşri:

 * 19 Kânûnisânî 1339 (19 Ocak 1923) / BTBSN, MTH


  34 - * Ankara’dan ayrılışındaki tren bileti:  / BTH, BTBSN, MTH

 tren bileti

Ankara mevkıfından Gebze (Gekböze) mevkıfına[8]

31/4/39 (31/4/1923) târihine kadar mu’teberdir.

Saîd-i Kürdî Efendi’ye mahsustur.
 
Yalnız - bir - kişi içün mu’teberdir.

17/4/39 (17/4/1923) târîhinde i’tâ olunmuştur.













Hâmilin imzâsı                      Müdir-i Umumi
SAÎD

 


35 - Şeyh Saîd Hâdisesi:

* 13 Şubat 1925 - 15 Nisan 1925 [9]

 Şeyh Said
      
 

 

 

* Ayaklanmayı destekleyen eski Şûrâ-yı devlet reislerinden Kürd Teâlî Cem’iyeti reîsi Seyyid Abdülkadir ve 12 arkadaşı İstanbul'da tutuklanarak yargılanmak üzere Diyarbakır'a getirildiler. Yargılanma sonucunda Seyyid Abdülkadir ve 5 arkadaşı ölüme mahkûm olarak, îdam edildiler (27 Mayıs1925).

 * Diyarbakır'daki Şark İstiklâl Mahkemesi önceden verilen emre itâaten Şeyh Said ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında da ölüm cezâsı verdi (28 Haziran). Cezâlar, başta Şeyh Said olmak üzere, ertesi gün infaz edildi.

 36 - Bedîüzzamân'ın Batı Anadoluya sürülmesi:


* 1926 yılı kış sonu ve bahâr ayları (Şeyh Said Ayaklanmasından 1 yıl sonra)

 

Nursi* Sürgün olayı şâhidlerinden Van’lı Cemâl Taylan, Üstâd’ın Van’dan ayrılışını 10 Şubat 1926 olarak zikrediyor.[10] Kendisi de bir sürgün olan ve Bedîüzzamân’la ayni kàfilede bulunduğunu söyleyen Kinyas Kartal, Van’dan ayrılışlarını “1926 yılı Mart ayı başları ” olarak veriyor.[11] Şeyh Şâmil’in torunu Saîd Şâmil de; 1926’da Trabzon’dan gemiye binen sürgün kàfilesi içinde Bedîüzzamân’ın da bulunduğunu belirtiyor..[12]  

 * "Meselâ, bu biçare Said, Van’da ders-i hakaik-i Kur’âniye ile meşgul olduğum miktarca, Şeyh Said hâdisâtı zamanında vesveseli hükümet, hiçbir cihette bana ilişmedi ve ilişemedi. Vakta ki neme lâzım dedim, kendi nefsimi düşündüm, âhiretimi kurtarmak için Erek Dağında harabe mağara gibi bir yere çekildim. O vakit sebepsiz beni aldılar, nefyettiler; Burdur’a getirildim. [Lem'alar] "

 

Bu ifâdeler Bedîüzzamân'ın sürgün hâdisesinin Şeyh Saîd isyânı ile ayni devrede değil isyandan hayli sonra olduğunu gösteriyor. Aşağıdaki ifâdeler de Meşîhat  yangınında İstanbul'da bulunduğunu:

* "Ben menfî olarak İstanbul’a getirildiğim vakit bir zaman Meşihat-ı İslâmiye dairesinde bulunan Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyedeki hizmet-i Kur’âniyeye çalıştığım için, o alâkadarlık cihetinde, "Meşihat dairesi ne haldedir?" diye sordum. Eyvah! Öyle bir cevap aldım ki, ruhum, kalbim ve fikrim titrediler ve ağladılar. Sorduğum adam dedi ki: "Yüzer sene envar-ı şeriatın mazharı olmuş olan o daire, şimdi büyük kızların lisesi ve mel’abegâhıdır." İşte o vakit öyle bir hâlet-i ruhiyeye giriftar oldum ki, dünya başıma yıkılmış gibi oldu. Kuvvetim yok, kerametim yok; kemal-i me’yusiyetle ah vah diyerek dergâh-ı İlâhiyeye müteveccih oldum. Ve bizim gibi kalbleri yanan çok zatların hararetli ahları, benim âhıma iltihak ettiler. Hatırıma gelmiyor ki, acaba Şeyh-i Geylânî’nin duasını ve himmetini, duamıza yardım için istedim mi, istemedim mi? Bilmiyorum. Fakat her halde o eskiden beri nurlar yeri olmuş bir yeri zulmetten kurtarmak için, bizim gibilerin ahlarını ateşlendiren onun duasıdır ve himmetidir. İşte o gece Meşihat kısmen yandı. [S.T.Gaybî] "

* Kaynaklar bu yangının1926'da olduğunu belirtiyor: 
 http://ismailkurt.blogcu.com/ser-siciller-ve-mesihat-arsivleri_3847934.html

* BTBSN, s. 286'da  yangını, 1 Mayıs1926 târihli "Son Sâat" ve "Cumhûriyet" gazetelerinin yazdığı belirtilmektedir.

*  Aşağıdaki linklerde de mezkûr sürgün hâdisesinin 1926'da olduğu belirtilmektedir.
http://kuresunni.com/joomla/index.php?option=com_content&task=view&id=173&Itemid=2

http://www.mizgin.net/modules.php?name=News&file=print&sid=779

37 - Burdur'a getirilmesi:

*  1926 Mayıs ortaları.

38 - Burdur'dan Isparta'ya sürgün:

* 1927 kış sonları (muhtemelen Ocak sonları) / MTH’da “25 Ocak 1926 (doğrusu 1927 / B.T.) denilmesine ve BTBSN'de zikredilen, Barla'ya 01 Mart1927'de getirildiği kabûlüne istinâden tahmin. (B.T.)


39 - Barla'ya nefy:

1) "Bedîüzzamân Barla'ya 1925-1926 senelerinde nefyedilmiştir." / BTH

Yukarıdaki tesbitlere uygun düşmüyor. Sürgün başlangıcı olarak Van'dan çıkış alınırsa 1926-1927 denilmesi gerekir. Isparta'dan Barla'ya nefyi kasdediliyorsa, 1927 olmalı.

2) "1926'nın (doğrusu 1927 / B.T.) 25 Ocağı'nda Burdur'dan Isparta'ya gelmesi, 25 gün kadar burada kalması ve Şubat 20'de de Barla'ya gitmesi.." / MTH
 
3) Şevket Demiray’ın hâtırâlarında belirttiğine göre; “Hava çok soğuktu. Günlerden Birinci Cemrenin düştüğü zamandı.” / BTBSN

4) "Bedîüzzamân'ın Barla'ya getirilişi 01 Mart 1927 Salı (Ramazan'dan üç gün önce)" / BTBSN

* Belge yok. Yukarıdaki tesbitlerden Üstâd’ın Isparta’dan Barla’ya sürgün târîhinin 20 Şubat - 01 Mart 1927 günleri arasında olduğu sonucu çıkarılabilir.


40 - Barla'da te'lîf ve neşir fa'âliyetlerinin başlaması:


BTBSN 303. sayfada 2 adet klışe bulunuyor.. İkisi de Kur'ân hattı ile, ikisi de Onuncu Söz. Birisinin üzerinde 1342, diğerinde 1928 yazıyor. Bu iki klışe ayni nüshaya âid olmalı (aksine bir bilgiye / belgeye ulaşılırsa iş değişir).
 
* Üstâd; 1342'nin bitmesine 12 - 21 gün kala Barla'ya getirildiğine göre 10. Söz’ün bu iki–üç hafta içerisinde te'lîf edilmiş olma ihtimâli çok düşük.  Muhtemelen 1342’de (20 Şubat – 12 Mart 1927) te’lîfe başlanmış, Üstâd’ın beyânına göre 01 Kasım 1928 harf inkılâbından önce tab’ edilmiştir. Yâni; 1342 te’lîf başlangıcı, 1928 basım târîhi olmalıdır.

* BTH ve MTH gibi Kaynaklarda; Barla'da Risâle-i Nurların te'lif ve neşrine 1926 yılında başlandığı yazılmakta ise de 1927'den evvel olması mümkün görülmemektedir.
*****
 
BTH: Büyük TÂRİHÇE-İ HAYÂT
BTBSN: Bilinmeyen Tarafları ile Bedîüzzamân Saîd Nursî, 2006
MTH: MUFASSAL TÂRİHÇE-İ HAYÂT, 1998
 
[1] DÂRÜ’L-HİKMETİ’L-İSLÂMİYYE, Sâdık Albayrak, 1973 – İkinci Baskı -, Yeni Asya Yayınları.
[2] 28. Lem’a’nın 2. Emâresinin hâşiyesi.
[3] Abdurrahman, 1335 (1919) / İctimâî Reçeteler–I, Tenvir Neşriyat, 1990
[4] Müküslü Hamza / İctimâî Reçeteler – II, Tenvir Neşriyat, 1990
[5] http://www.msmardin.net.ms/
[6] Abdülhamid’in Vâlîleri, Abdülhamit Kırmızı, 2007 s. 89 ve 90
[7] Şark ve Kürdistan Gazetesi, sayı: 1
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Gebze
[9] http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeyh_Said_%C4%B0syan%C4%B1
[10] Son Şâhidler, N. Şahiner
[11] Son Şâhidler-2, N. Şahiner
[12] Nurs Yolu, N. Şâhiner
 
[*]: Bir hatırlatma: Dîvân-ı Harb-i Örfî’nin basım târîhi belki de ilk def’a doğru olarak zikredilmektedir. Şimdiye kadar ilk baskı 1911, ikinci baskı 1912 olarak biliniyordu. Çünki, ilk baskının üzerindeki 1327 ve ikinci baskının üzerindeki 1328 târihleri Rûmî olarak alınıyordu. Köprü’nün 2004/86 sayısındaki ve BTBSN ‘nin 2006 baskısının sonlarındaki belgeler tedkik edildiğinde1327 ve 1328 târihlerinin Hicrî olduğu, yâni ilk baskının 1909’da, ikinci baskının 1910’da yapıldığı ortaya çıkıyor.

 yazı
Eminönü Polis Merkezi:


İstanbul Polis Müdürlüğüne,


"İki Mekteb-i Musibetin Şehâdetnâmesi" yahud "Divân-ı Harb-i Örfî" ve "Said-i Kürdî" nâm risâle münderecâtı câlib-i nazar-ı dikkat tefevvühât ve terhâtı cami' görülmekle ifây-ı muktezâsı zımnında leffen takdim kılındı. 5 Eylül 1325 (18 Eylül 1909)
Eminönü Merkez Me'mûru

 Efkâr-ı Umûmiyeyi tehyic edecek bir takım ibârâtı havî olan risâle-i mezkure takdim kılınmış olmakla ve Divân-ı Harbî Örfiye tevdiiyle beraber bu risâlelerin toplattırılması hakkında emr-i iş'arı istirhamıyla Emniyet-i Umûmiye Müdüriyeti'ne arz ve tefhim olunur. 10 Eylül 1325 / 23 Eylül 1909.

Hareket Ordusu Kumandanlığı'na yazılmıştır: 10 Eylül 1325
DH.EUM.THR., nr.5/7-3, 8 Ramazan 1327

 









































[**]: "Risale-i Nur tercümanı ve müellif ve sahibi bulunan zât, bin üçyüzyirmidört (1324) ve yirmibeş (25) Rumî senelerinde, İstanbul’da iştiharla, “Bediüzzaman” nâmı ve lakabı altında matbuâtın sitayişle neşriyatından mütehassis olarak, o zaman onyedi yaşımda bulunduğum ve çok cahil ve çocukluk devresinde iken, bu mübarek isim kalbimde yer tutmuş. Ve bu kalbî muhabbet hürmeti için olacak ki, bin üçyüzyirmialtı (1326) senesinde Hazret-i Üstadın, Bediüzzaman Said-i Kürdî lâkabı altında Karadeniz seyahatinde iki hizmetkârıyla İnebolu’yu ziyaret ederek, o zaman İnebolu’nun meşhur ulemasından Hacı Ziya ve diğer ulema arasında vapura teşyi edildiği sırada tesadüfen çarşıda karşılaştığım ve çok derin muhabbet hissiyle bu mübarek zâta selâm durarak mütebessim ve nuranî simalarıyla ve keskin nazarlarıyla selâmlarına ve mânevî nazarlarıyla iltifatlarına mazhar olduğum günden beri artan muhabbet ve alâkamı, otuz senelik hatırımdan kat’iyen silinmediğini aynelyakîn görüyordum."/ bknz. A. Nazîf'in Bir Fıkrasıdır, http://www.sorularlarisaleinur.com/subpage.php?s=kulliyat&risale=666
 
[***]: Bitlis vâli vekili Memduh Bey’in Tiflis’te bulunan esir me’murlara maaş gönderilmesi sadedinde, Bedîüzzaman için de bir miktar meblağ talebine [09 ağustos 1332 (22 Ağustos 1916)], Hilâl-i Ahmer vâsıtasıyle 60 liranın gönderildiği [28 Ağustos 1332 (10 Eylül 1916)], Dâhiliye Nâzırı Talât Bey’in Hilâl-i Ahmer Reîsine mezkûr meblağın mümkün olan sür’atle Bedîüzzamân’a ulaştırılıp netîceden kendisine bilgi verilmesine dâir 07 Eylül 1332 (20 Eylül 1916) târihli tezkere ve Hilâl-i Ahmer Reîsi Besim Ömer Bey’in, me’mûr-u mahsusla gönderilen meblağın karşılığı 1254 markın Tiflis’te bulunan Bedîüzzamân’a gönderildiğine dâir 10 Eylül 1332 (23 Eylül 1916) târihli cevâbî yazılarından (BTBSN ve MTH), Üstâd’ın Eylül 1916 sonlarına kadar Tiflis’te kaldığı düşünülebilir.
 
[****]: Dr. M. Âsaf Dişçi'nin hâtırâlarına göre Üstâd esâret süresinin 6 ay kadarını burada geçirmiş: "İşte Bedîüzzamân'ı orada gördüm. Kosturma eyâletinin Kilogrif (doğrusu, Kologrif- B.T.-) kasabasındaydı. Dahâ sonra onu içerlere, büyük esirler kampına, Kosturma içlerine sevkettiler. Birlikte altı ay kadar kalmıştık." ("Son Şâhidler-I" N. Şahiner)
 
Frenkçe “Kologriv”, Abdurrahmân Nursî’nin hazırladığı “Târihçe-i Hayât” ve Osmanlıca teksir, “Bedîüzzamân’ın Târîhçe-i Hayâtından: Afyon Mahkemesi Müdâfaâtının Birinci Zeylinin Zeyli, S:49.”da “Koloğrif ”; Kostroma’ya bağlı, Volga’nın büyük bir kolu olan Unzha (Unja) Nehri kıyısında küçük bir kasaba.. Burada adı geçen yerlerin Sibirya ile hiçbir alâkaları bulunmamaktadır. / http://www.risaletashih.com/index.php/tashih-cesitlemeleri/109-uestad-sibiryada-kald-m   


Bilâl TUNÇ,  E-mail:   Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Son Güncelleme ( Pazar, 31 Ocak 2010 20:48 )  

Yorum ekle

Bediüzzaman Hazretleri gibi, yazarın hakkını teslim ederek kibarca eleştiri yapılmasını rica ederiz.


Güvenlik kodu
Yenile

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 86 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter