Şu An Buradasınız: Anasayfa RİNET Çalıştay 1. Eğitim Çalıştayı Risale-i Nur Dershanesi

Risale Akademi

Risale-i Nur Dershanesi

e-Posta Yazdır PDF
Risale-i Nur okumakla onun hakikatlarını bir mekan ile bağlantı kurarak empatik değerlendirmek bu eğitimde esastır. Bir hakikatla mekan arasında bağlantı inşa etmek bu tarz eğitimin en önemli yanıdır.
Dershane genel anlamda itikadı güçlendiren ibadete şevklendiren, Allah sevgisi, muhabbeti Nebi, öldükten sonra dirilmeye samimi inanan insanlar yetiştirir. Bu eğitim tarzının ana temasıdır esasıdır, temelidir, bütün öğreti bunun üzerine kurulur, bunda samimi bir cehd ve gayret olursa yan temalar bundan doğar. 






Dershane’de kalan kişi namazına dikkati öğrenir, vaktinde kılınan namaz, o an namaz kılan milyonlarca insanın ile birlikte Allah’ın divanına duran insanların duasına kişiyi dahil eder. Büyük bir uhrevi kazanç elde eder, bunun yanında ahdine ve çağrıya sadakat gereği büyük bir uhrevi ödül de alacağı kesindir. Vaktinde kılınan namaz insana zaman bilinci verir, ömrünü semeradar yapar. 






Dershane insana dinen, fikren, ilmen eşyaya ve olaylara, nesnelere bakmayı öğretir. Bediüzzaman sanatçıların bakmak-görmek şeklinde ifade ettiği şeyi dinin hakikatlerini öğretirken öğretmiş olur. Bir bakmak-görmek şablonu vardır. Haşir risalesinde, zeki bir öğrenci o şablonu sadece oradaki  olaylara değil tabiata, sanata, edebiyata, metne uygulayabilir. Ancak zeki bir bahçıvan, zekanın elinde bunu gerçekleştirebilir. Bediüzzaman  ilk talebelerine bu bakmak-görmek eğitimini vermiştir. Evde okunan kitap seyahatlar, gezintiler sırasında kainata ve olaylara uygulanmıştır. Bediüzzaman okuyucusuna bu fiilleri öğretirken uygulamayı da seyahatlarında ve özellikle gezilerinde vermiştir.





 Dershane uygulamalı bir din ve sanat mektebidir. Okunan hakikatler hayata ve olaylara yansıtılır. Bu uygulama Bediüzzaman’ın hayatı ile isbat edilmiştir. Bediüzzaman bunu öyle hayata yedirmiştir ki, sanatçılar gibi teorik telkinde bulunmaz, elma içindeki gıda gibi farkında olmadan öğretir. 






 Dershane bir akıl geliştirme mektebidir. Akıl plastik bir maddedir. Bütün Risale-i Nur eserleri bir akıl ekolüdür. Bediüzzaman bütün eserleri boyunca yorumlamasını bilen, tefekkür edebilen, olayları tahlil edebilen, tümden gelim ve tüme varım gibi akli temrinleri öğretir. 32. Söz’ün başındakı münazara-i faraziyede aklın tevhid konusundaki acemiliklerini anlamakta zorlanan bir adama kullanarak ortaya koyar. Bu ve Haşir, Münacat ve Ayetü’l-Kübra ve diğer eserlerde, gören gözün arkasında mantıki muhakemeler yapmaya alıştırılan bir akıl ortaya konur. Akıl nasıl bir küçük çocuk gibi başlamışsa, eserleri zaman içinde gelişmiş bir akıl olur, öyle bir hale gelir ki, akıl artık her meseleyi tahlil eden mükemmel bir akıl haline gelir, bu akıl sadece yalın bir akıl değil, kalb ile birlikte çalışan bir akıldır.







 Risale mektebi-okulu ve dershanesi bir kalp yetiştirme mektebidir. Bediüzzaman filozoflar gibi yalın bir akılla değil sürekli kalb ile birlikte çalışan bir akıl geliştirir. Ayetü’l-Kübra’da akıl geliştikçe, gözlem gücü arttıkça kalb de yola gelir, metnin sonlarında itirazın ölüp kabulün çok yönlü dirilip kalbi ayağa kaldırdığını görürüz. Risale-i Nur’da kalp iki şekilde terbiye edilir: Birincisi kalbin hastalıkları bizzat kalp kelimesinden hareketle anlatılır, tatmininin öneminden bahsedilir, bir de akıl ve kalbi, birlikte ama kalbi aklın zımnında tutan bir akıl eğitimi vardır. Büyük eserlerin de böyledir. Haşir’de farklı yollarda giden akıl ve kalp metnin sonunda birleşirler. Diğerlerinde de böyledir.






 Risale-i Nur Dershanesi dini kavram ve temaları derinliğine öğreten, mantıki ve akli deliller ile ortaya koyan bir dershanedir. 







 Dershane ilim ve fen bilimlerini sentezleme merkezi olması haysiyetiyle bir ilimsel kurumdur. Batı on yedinci yüzyıldan itibaren ilim ile dini birleştirmeye muvaffak olamamış, böyle bir genel maksat etrafında değil, bazı muvahhid filozoflar ilimle fenni birleştirmek için konuşmuşlarsa da ilimi ve fenni dini yoruma açacak iktidarları olmadığı için yüzeysel ve birkaç kelime ve cümlede kalmışlardır. Bediüzzaman coğrafya, tarih, matematik, fizik, biyoloji, kimya, tıp, astronomi, jeoloji , epistemoloji ve daha birçok ilimlerin tevhid gözüyle değerlendirmesini yapmış, bilimin gözlem ve deneyle elde etmiş olduğu verileri din ile birleştirerek alimleri ateizmden, din adamlarını da yobazlıktan kurtarmıştır. Bu yönü ile dershane, bilim tarihinin gerçekleştirmeye imkanı olmayan bir büyük işlevi vardır. 





 Dershane modernist dünya görüşüne doğru gitmeye başlayan Osmanlının cumhuriyetle buluşmasından sonra, modernizm kurtarıcı  bir düşünce olarak kabul edilmiş, ama bir milletler esperantosu olan Osmanlı, bu faaliyetle bilinçli olarak çözülmüş ve arkasından Osmanlı tipi de elindeki çimento terkipli eserler alınınca insanların ve milletlerin elinde değerler gitmiş sadece ırklar kalmıştır. Irkı süsleyen ve zenginleştiren fikirler kovulunca çıplak ırklar üzerinden ideolojiler ortaya konmuş herkes kendinin daha mutlu olduğunu ileri sürecek kadar ahmaklaşmıştır. Bediüzzaman yirminci yüzyılı kana boyayan ırkçılık illetleriden kurtarmayı  dershane modelinde gerçekleştirmeyi başarmıştır. 







 Yirminci yüzyıl ile birlikte milletler birbirine yabancı olmuş, Avrupa bir kan gölüne çevrilmiş, Avrupa’nın belli başlı milletleri birbiri ile savaşmıştır. Fransızlar ile İngilizler Waterloo da, Ruslarla Fıransızlar Borodino savaşında birbirlerini katletmişlerdir. Daha başkaları da var. Bediüzzaman eserleri ile birbirine düşman milletleri barıştırmıştır. Milletler arası Risale-i Nur Sempozyumunda bir Alman papazı bir olay anlattı: Bir alman şehrinde savaşta esir düşen insanlar bir caddeden perişan bir şekilde giderlerken, Almanlardan merhametli olanlar onlara yardım için çeşitli şeyler hediye ederler, karınlarını doyururlar. Arada düşmanlık hisleri gider, insanlık hisleri yerine gelir. Bu dramatik örneği verdikten sonra Papaz; “İşte Bediüzzaman milletleri birbirine sevdirdi, bu şekilde.” dedi. Bediüzzaman’ın ilhamı ile açılan okullar için bir Afrikalı  din adamı; “Okullar beyaz adama bakışı değiştirdi.” diyor. Şimdi Risale-i Nur okuyarak tarih boyunca birbiri ile savaşmış milletler dost oldular. Ruslar Türklerle defalarca savaşmışlar, şimdi Ruslar Risale okuyor, Müslüman oluyor ve kendini bu yola adıyor. Daha çok örnekleri var bu vakanın. Bu dersahenin marifetidir, eser ile mekanın zaferidir.







 Medrese tanrısal sanat eserleri olan kozmik varlıkları  tevhid noktasında değerlendirir, sanat da nesneler arasındaki sanatsal birlikleri armonikal açıdan birleştirir. Bediüzzaman farklı nesneleri bir gaye etrafında birleştiren tevhidi, nesneler arasında da gerçekleştirir, aynı arnomik tevhidi düşünceyi  talebelerine ve insanlara verir. Tevhid bahislerindeki birleştirici külli mantık ile insanların da birbirini birleştirmesini salık verir, “Tevhid-i imani tevhid-i kulubu ister.” der, aynı şekilde insanları birleştiren eşyaları da birleştirir, onlar arasındaki ortak özellikleri görür. Evrendeki nesneleri işlevsel olarak birleştiren tevhid, insanları da düşünceleri ve inaçları ile bir araya getirir. Bunları Bediüzzaman sanata uygular, özellikle müteferrik sanat yorumlarında. 







 Bediüzzaman dine estetik bir izah getirmiştir. Alemi insanlar daha güzel şeyler yapsınlar diye yaratmıştır Allah. Bediüzzaman Peygamberin varlığını, güzellikten, estetikten hareket ederek isbat eder, Onuncu Söz’ün Üçüncü İşareti’nde, Sünnete ittibayı güzel davranışlar sergileyen peygambere uymak şeklinde izah eder, evrenin güzelliği güzeller güzelinin güzelliğini, insanın güzel olması ile birleştirir. Ahreti güzellikten hareketle izah eder, her yaptığı güzel olan insanı toprağa gömüp farelere yedirmez, melekleri güzellikle izah eder, bütün güzellikleri insanlar takdir edemez, güzellikleri takdir için melekler gerekir der. Bütün dini kavram ve temaları güzellikten hareketle izah eder. Felsefeye estetik getiren Kant, dine estetik getiren Bediüzzaman. 






 Bediüzzaman alemi tevhid ile dağılmaktan kurtarır. Ateizm her varlığı başıboş, yetim, kendi başına göstermektir. Bediüzzaman onları birbirine işlevsel ve estetik açıdan birleştirir, onları birleştirirken insanın melekelerini birleştirir, gözü şehvetten, güzellik seyrine getirir, kulağı terörist müzikten manalara, aklı mantıklı yorumlara velhasıl her şeyi alemdeki muhtelif nesneleri birleştirdiği gibi insanın da melekelerini tevhid eder, insanın başarısı bir konsantrasyon ile gerçekleştirir. Kuvvelerini denetleyen ve bir maksad arkasına koşturan bir insan başarılı olur. Bu da bilimin ve dinin başaramadığı bir birleştirmedir, kabiliyeti dağıtmadan toparlayıp bir yüksek gayeye bağlamak. Mektep programları her şeyi öğreteyim derken hiçbir şeyi öğretmeyen bir maksatlı mantık ile düzenlenmiştir. Bediüzzaman neyi öğretmesi gerekirse onu öğreten seçici ve ayıklayıcı bir eğitimcidir. 







 Eğitimin maksadı kendi kendine yeten insanlar üretmektir. Bediüzzaman bir dershanede kalan insanlara din, ibadet ilmi, muaşeret, insanlara hizmet, asgari düzeyde bir ev idaresi sanatı, gelene gidene en iyi hizmeti vermek, onların maddi ve manevi ihtiyaçlarını onlara sunmak gibi şeyleri bir insanda toparlayan bir topyekün eğitim kurumudur. 







 Dershane diğergam bir kuruluştur. Bulunduğu sokağa, apatmana ve siteye, mahalleye çeşitli şekildekde hizmet götüren, onların çocuklarının dini, milli ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan bir anonim kuruluştur. Birbirine selam vermeyen komşular yerine, çevrenin dertleriyle ilgilenen insanlar yetiştirmek. 






 Dershane mükemmel ve sıra üstü şahsiyetlere sevgi ve onlara benzeme hissi aşılar. Peygamberler, veliler, sofiler, asfiyalar, ashab, üdeba ve daha birçok büyük insanlar gurubuna sevgi üretir, insan onlara benzemek ister. Mucizat-ı Ahmediye eserinde ashabın yaşadığı dünyayı onların peygamberle ilişkilerini anlatarak onları sevdirmeye özendirir. Bir sevgi mektebidir dershane.






 Dershane bir tarih felsefesi mektebidir, Kur’an’ın olaylar ve insanlara bakışında beşer tarihinin göremediği hikmetleri anlatır. Cengaverliğe değil, insanı insanlaştıran tarihe özendirir. Tarihimizin her dönemini ara cümlelerle değerlendirir, eleştirir. Sahabe tarihini, savaşlarını, aralarındaki çekişmeleri hikmetli ve tarafgirlik hissi vermeden anlatır. Hazreti Ali ve Cemel vakası, ashab arasındaki olaylara mantıklı bakar, insanları sorumsuz düşünceden kurtarır.






 Risale-i Nur dershanesi hayata insanı bir sinema gibi seyrederek bakan hikmetli gözlere sahip insanlar yetiştirir. Tarihe, dine, gündelik hayata, sinema gibi bakmayı, seyredip içine girmemeyi öğretir. Tiyatro, roman, sinema ve hikaye gibi eserlerin en makul ve milli örneklerini verir. Eserlerinde Kur’an’daki kıssaları yeniden yorumlar, dini çekirdek temaları hikayeler ile yeniden yorumlar. İman sineması ile bakar hatta Kur’an sineması terimini kullanır. Kendisi de hayatı bir sinema gibi seyreder. Muhafazakarların kabul etmediği batı kaynaklı temaları ve araçları dini ve milli bir şekilde yorumlar ve onları zararsızlaştırır. Haşir bir romandır ama batı romanı gibi değil, küçük sözler hikayelerdir ama hikayemiz gibi değil, Bir ve İkinci Lem’a Kur’an kıssalarını yeniden yorumlamaktır, 32. Söz’ün Birinci Kısmı bir tiyatrodur, Ayetü’l-Kübra bir tiyatrodur, bir sinemadır, bir romandır. O zararlı gösterilen türleri bile gözden geçirir ve tezkiye eder önümüze sunar. 







 O konuları açıklamayı öğretir, onun deyimi ile nahiv ve kelam felsefesi yapar. Bunları Muhakemat’ta öner sürer. Yani meal vermez hakikatı en iyi yansıtan örneği bulur; temsili bulur böylece onun meali ile yetinmez, onu en iyi  şekilde anlaşılan bir hale getirir.







 Temsil örnekleme metodu eğitimin en önemli metodudur, buna dramatize etmek de denebilir. Aç bir adamın halini dramatize etmek nasılsa, Hamsun’un Açlık eserindeki gibi,  Bediüzaman da dini fikir ve inaçları insanın anlayacağı şekilde dramatize eder. Namaza “ebedi mücevherat hazinesinin bileti “ diyerek onu dramatikleştirir. En zor hakikatleri örnekleme metodu ile anlaşılır hale getirir.  Bu da kimse tarafından başarılmamış bir büyük irtifadır, o dershane var ya, o dershane bunları gerçekleştirmiştir. O dershanenin yaptıklarını eğitim tarihindeki eğitim mekanları ile karşılaştıran bir eğitimincinin en önemli çalışması olabilir. Nerdesin ehli gayret, nerdesin ehli himmet? İşte sana  hizmet. Hala günlük işlerle oyunda oynaştasın, oğlum sen de bir Fatih olacak yaştasın, kızım sen de Fatihler doğuracak yaştasın. 






 Evreni yorumlamak, güneşin, ayın, gezeğenlerin birer birer ve toplu anlamlarını ve insanın onların içindeki durumunu vuzuha kavuşturmak, ilk insandan beri en büyük sorun olmuştur. Hz. İbrahim ilk yorumculardan, yorumları ve mülahazaları ile bir sonuca varır. Bütün peygamberler varlığın yorumlarını yapmışlardır. Bediüzzaman bir yer altı mağarasına nereden girmeyi planlayan ama bir türlü giremeyen insan gibi, varlığı yorumlamakta zorluk çeken insanlara bu “muamma-yı müşkül küşa ve tıslım-ı hayret feza olan Allah, alem ve insanı yorumlarının yüzyıllar içindeki en önemli örneklerini verir. Kişi vahşi ve olayların tazyiki altında ezilen ama çıkış yolu bulamayan asrımızın bunalımlı insana evreni, kendisi ile ülfet edilen bir varlık durumuna getirir, onlarla arkadaş yapar. Bu da her öğretim tarzının başaramadığı bir büyük irtifadır, Bediüzzaman bunu da başarmıştır.





 Bediüzzaman büyük bir psikolog ve psikanalistttir. Çocuğunu ve annesini kaybetmiş bir sanatçı kadının içindeki psikolojik travmayı Freud psikanalitik seanslarla tedavi eder. Bediüzzaman en yıkıcı ruhsal buhranlara, inkara, ölüme,  öldükten sonra dirilmeye yaptığı tevhidi ve nebevi yorumlarla çareler getirir. İnsanları teskin eder, İhtiyarlar Risalesi’nde ömrünün son dönemine gelmiş ihtiyarlara  bir ruhsal tedavi merkezi açmıştır. Hanımlar Rehberi yine bir psikanalitik–dini bir tatmin eseridir, Gençlik Rehberi yine öyle . Haşir ölümü yokluk gören ruhun travmasını dindirir, tevhid gibi olmayınca alemi bir vahşet ve kendini farelere yem gören insanı geldiği gittiği yer belli olan intizamlı bir canlı haline getirerek onu tatmin eder ve emniyet içine yaşatır.







 Risale-i Nur Dershanesi bir felsefe eleştiri mektebidir. Meşaiyyin, Tabiuyyun, Tabiatcı Materyalist, İdealist, Nihilist  bütün felsefi mekteplerin yanlış görüşlerini tedavi eden bir büyük eser külliyatıdır. Onun cümlelerinin arka planında filozofların sözleri vardır. Onun her sözü birkaç filozofun cesedi üzerinde söylenmiştir. Ama o hodfuruş değildir, hakikatperesttir, hakikatı söyler. Sadece onların nasıl böyle yanlış şeyler düşündüğü söz konusu olunca, büyük filozofların olaylara yakından bakamadıklarını bu yüzden yanlış yaptıklarını anlatır, Tabiat Risalesi’nde.






 Bediüzzaman bilim tarihinin içinden çıkılmaz sorunlarını  çözümlemiştir. Bir epistemoloji mektebidir. Atom konusu iki bin yıldır yorumlanır, onun arkasında birçok filozof helak olmuş, ateizmin çukuruna düşmüştür, Bediüzzaman bu konuyu en ideal bir şekilde  savunur, onun ana temalarından biri atom konusudur. Atom ile ilgili fikirleri bir risale olacak kadar geniştir. 







 Bediüzzaman fiziğin ana temalarını anlatır, hareket, ışık, matematiğin ve estetiğin geometrinin birbiri ile bağımlı tez ve temalarını anlatır. Büyük bir matematik, fizik,  felsefecidir. Türkiye’de ilimlerin felsefesinden habersizdir profesörler, Bediüzzaman onlara bunların felsefesinin ilimde ve dinde örneklerini verir. 







 Derhane bir perspektif eğitim odağıdır. İnsanlar hep aynı şeylere aynı şekilde bakar ve öyle olurlar. Bediüzzaman her hakikate çok farklı noktalardan bakar, Kur’an’a kırk değişik noktadan, insana kırk değişik noktadan, evrene yirmi değişik noktadan bakar. Fenlere yirmi değişik noktadan… bunlar anlatmakla bitmez, Bediüzzaman farklı bakışların insanıdır, onun dershanesi bütün bunları verecek büyüklükte ve derinliktedir. Ama o büyük bahçenin bahçıvanları ne yaptıklarının farkında olsalar daha büyük şeyler yapacaklardır, ama ne yazık ki bu anlamda büyük insanlar yetiştirmek mesele. Yönetme ve liderlik gibi hevesler yüzünden insanları eğitmeyi arka plana atan insanlar olmamalıyız. 






 Dershane insandaki bütün menfi telakkileri yavaş yavaş tedavi eden bir rehabilitasyon kurumudur.
 
Son Güncelleme ( Cuma, 25 Kasım 2011 13:45 )  

Yorumlar  

 
# seyyid han 2011-11-27 01:35 Böyle bir dershane Üstadın tasarladığı medresetü'z-zehra medresesi olsa gerek. Ama günümüzde kaç medrese bu şekilde veya bu yolda merak konusu… Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Bediüzzaman Hazretleri gibi, yazarın hakkını teslim ederek kibarca eleştiri yapılmasını rica ederiz.


Güvenlik kodu
Yenile

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 130 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter