Tevhid-i Tedrisat ile eğitim birleştirilimiş, Bediüzzaman okul ile medreseyi birleştirmiştir. Tevhid-i Tedrisat uygulamada teşkik-i tedrisata dönüşmüş, öğrencinin elinden bilginin yanında marifetullah gibi Allah'a dönük yönler alınmıştır. Bediüzzaman Avrupai mektebin fen bahisleri ve bilim yorumları ile klasik medresenin din argümanlarını dershaneye sokmuş, dengeli bir eğitim kurmuştur. Dershane bir üniversite olmalı ve felsefi yorum, marifetullah dersleri, beşeri ilişkiler bölümü, sanat ve buna bağlı birimler, ibadet din gibi konular bölümü, İslam tarihi ve İslamın eleştirel yönü, edebi türler ve bunların marifet ve bilgiye dönük kullanımı gibi daha nice şubeleri olan bir okul olmalı, çünkü Bediüzzaman bunların hepsini dersaheneye yüklemiş.
Dershane bir üniversitedir ve bugüne dek gelen üniversitelerin ders programlarında olmayan bir genişliğe sahiptir. Kur'an ve yorumu, bilim ve Kur'an, sanat ve estetik, ev idaresi ve insani ilişkiler, topluma açılma ve kamusal alan dersleri, varlığı ve insanı yorumlama teorik ve pratikleri gerçekten bir üniversite modelidir. Böyle bir örnek üniversite kurulmalı, her sınıfında Risalelerin bir yönü incelenmeli ve hurdebini bir yorum ile yansıtılmalı. Bediüzzaman okulun köksüz ve kimliksiz bir Avrupai nitelik kazanmasına üzülmüş, böyle bir eser külliyesi ile vermek istediklerini kompirmeler olarak ortaya koymuş ve dershaneler açılmasını teşvik etmiştir. Ama bu eğitimi üstlenenler bu geniş ders ve uygulama programlarına göre uygulamayı gerçekleştirme konusunda yol almışlardır, ama onun projesinin tam gerçekleştiğini gösteren tipler olmuş mu, olmamış mı bu bir münakaşa konusu. Yani Bediüzzaman Avrupai, geleneksel ve modern eğitim kurumlarının temsilcisi olan bir okulu dershanede gerçekleştirmiştir. Bu çekirdeği gerçekleştirmek öğrencilerinin gayretine kalmıştır. Bediüzzaman ehl-i fenden birinin ortaya atılmasını çok istemiş, böyle bir tipin hayali onda var ama onu tam gerçekleştiren kimdir bilinmez. Böyle büyük bir projeyi ortaya koyacak zekalar olmalı, benim, senin, ben yapayım, sen yap gibi geleneksel çekişmeler okulun çevresini dağıtmış, küçük eyalet hükümdarlıklarına çevirmiştir. Kendini büyük görmenin tatlı uykusu ile bekleşe duran insanlar yerine Bediüzzaman gibi durmadan gelişen ve kendini eleştiren tipler ortada olmalıdır.
Bediüzzaman’dan önce Mithat Efendi Rodos’a sürgün edildiğinde bir mektep modeli inşa etmiş ve bu model çok başarılı olmuş, gardiyan çocuklarına açtığı mektep büyük bir gelişme göstermiş, daha sonda onlar içinde meşhur insanlar ortaya çıkmıştır. Mithat Efendi büyük bir insandır, Bediüzzaman’ın selefi sayılır. Bediüzzaman büyük tasarıları olan ama büyük laflar etmeye yanaşmayan bir insan. Üç veya iki odalı bir evde bir dünya çapında bir eğitim kurumu gerçekleştirmiş. Büyük tasarıları hazmedemeyen bir muhit içindeyiz; Otur! Konuşma! Dinle! Sakın yeni iş çıkarma! üzerine kurulmuş bir çevrede düşüncelerinin azabını yaşa. Hesap haccı gerektirir, kese zekatı .






Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.