Şu An Buradasınız: Anasayfa RİNET Çalıştay 1. Eğitim Çalıştayı 6-11 YAŞ GRUBUNDA RİSALE-İ NUR EĞİTİMİ

Risale Akademi

6-11 YAŞ GRUBUNDA RİSALE-İ NUR EĞİTİMİ

e-Posta Yazdır PDF

1. Risale-i Nur Eğitim Çalıştayı Tebliğidir.


Giriş
Risale-i Nur asrın tefsiri. Günümüz insanının günümüz ihtiyaçlarına çözüm sağladığı bir tefsir. Bediüzzaman eserlerinde çocuklara ayrı bir değer vermiş. “Risale-i Nur’un fıtraten ve zamanın vaziyetine göre talebesi olacak, başta, masum çocuklardır.” diyerek Risale-i Nur’a ilk muhatap tutulacakların çocuklar olacağını vurgulamıştır. Masum çocuklara verilecek eğitimin de ona göre düzenlenmesi kaçınılmazdır. Bediüzzaman’ın, çocuklara verdiği değer kadar onların eğitimine de önem vermiştir. Bu çalışmamız da 6-11 yaş çocuk grubu ele alınmış ve Risale- Nur’un bu yaş grubuna nasıl verileceği üzerinde bazı çıkarımlarda bulunulmuştur. İlk önce genel literatürden 6-11 yaş çocuklarının zihinsel, duygusal ve toplumsal gelişim özellikleri ele alınmış, daha sonra Risale-i Nur’un satır arlarından çocukların hangi özelliklere sahip olduğu çıkarılmıştır. Bu saptamalardan sonra bu yaş grubu çocuklara Risale-i Nur’un nasıl verilmesi gerektiği üzerinde bazı önerilerde bulunulmuştur.





6-11 Yaş Çocuklarının Genel Özellikleri






Zihinsel gelişim, doğumdan başlayarak, çevremizdeki dünyayla etkileşimimizi sağlayan ve dünyamızı anlamamıza yarayan bilginin edinilip kullanılmasına, saklanmasına, yorumlanarak yeniden düzenlenmesine, değerlendirilmesine yardım eden, bütün zihinsel süreçleri içine alan bir gelişim alanı (Megep; 2007: 3) olarak tanımlanır.





Piaget, bu yaşlar arasını “Somut İşlemler Dönemi” olarak nitelemiştir. Buna göre, çocuklar; sayı kavramlarını, ilişkileri, süreçleri ve benzerlerini somut örnekler üzerinden geliştirirler. Zihinsel olarak problemleri (soruları), düşünme yeteneğini geliştirir, ama soyut değil her zaman somut objelerle ifadesini düşünürler. Bu yaşlarda çocuklar büyük ölçüde kuralları anlama yeteneğini geliştirirler (Charles; 2003: 3). Bundan dolayı, çocuklara bu dönemde somut bilgiler verildiğinde, bilgiyi sistemli ve mantıklı bir şekilde işleyebilirler. Somut bir dönüşümü zihinsel olarak tersine çevirebilir ve belirli bir zamanda bir durumun birçok yönünü ele alabilirler (Gander ve Gardiner; 2007: 343).





Çocuk, bu yaşlar boyunca giderek görsel algıdan çok düşünmeye başlar. Fakat kelimeleri her zaman gerideki somut tecrübelerle ilgilidir. Çok saf soyutlamalarla bile ilgilenemez (Charles; 2003: s. 4).





Başaran; bireyin bütün etkinliklerinde duyguların rolü olduğunu belirttir ve (1992: 105) okul çağına gelen çocuklar da; öfke, kıskançlık, nefret ve düşmanlık duygularının oldukça azaldığını ve bunun çocukların aldıkları iyi eğitimle daha da azaltılabileceğini savunur.






Yavuz; duygusal yönden sağlıklı çocukların daha iyi öğrendiklerini ve daha az davranış sorunları olduğunu dile getirir. Bu çocukların; kendilerini daha iyi hissettiklerini, uyuşmazlıkları çözmede daha iyi olduklarını, ani hareketlerini denetleyebildikleri ve kendilerine zarar veren şeylere karşı bilinçli hareket ettiklerini bu yaş çocuklarının özellikleri arasında sayar (2002: 24).





Bacanlı; vicdan gelişiminin temelleri okulöncesi dönemde atılmaya başladığını ve değerlerin, tercihlerin ve tutumların belirginleşmesi şeklinde devam ettiğini belirtir (2006: 49).





Başaran’a göre, çocuklar karşılık beklemeden hizmet etme duygusunu 6-11 yaş dönemi içinde gösterir. Özgeciliği karşılık beklemeden başkalarına iyilik yapmak, yardım etmek ve herhangi bir davranışı yaparken bunun başkalarına zarar verip vermeyeceğini, onları üzüp üzmeyeceğini düşünmek olarak tanımlar (1998: 150).




Çocukların ruh hali, yetişkinlere göre çok farklıdır. Onlar, kendilerine anlatılan her şeye itiraz etmeden ve kuşkulanmadan inanırlar. Saflık ve inanırlılık en belirgin özellikleridir. Bu çabuk inanma ve bağlanma, çocuğa özgü bir ruh halidir. Yetişkinler bunu çok iyi kullanıp, onlara faydalı ve yararlı tüm bilgileri verebilirler (İzgi; 2009: 226).




6-11 yaşlarındaki çocukların toplumsallaşması için bazı şartların sağlıklı bir şekilde oluşması gerekmektedir. Bunlar; içinde topluma uyarlanacağı süregelen bir toplumun bulunması, çocuğun yeterli biyolojik ve kalıtsal özelliklere sahip olması, üçüncü olarak çocuğun, öteki insanlarla doğası gereği birtakım ilişkiler kurma isteği içinde bulunması, sevgi, merhamet, utangaçlık, kıskançlık, acıma, beğenilme vb. duygusal birtakım deneyimler kazanması gerekir (Elkın; 1995: 15).




Bu dönemdeki çocuk eğer çevresinden destek görürse özsaygısı artar, daha fazla çalışmaya ve başarılı olmaya yönelir. Aksi halde yaptıklarının değersiz olduğuna inanır ve aşağılık duygusuna kapılır (Selçuk; 2010: 64).




Buraya kadar ele alınan özellikler bize bu yaş grubu çocuklarının gelişim özellikleri ile ilgili ipuçlarını vermektedir.




Risale-i Nur’da Çocuk





Risale-i Nur; dikkatle mütalaa edildiği zaman çocukların hangi özelliklere sahip olduğu ve bu özelliklere göre nasıl bir eğitim verileceğinin ipuçlarını yakalayabiliriz. Risale-i Nur, çocuğa ayrı bir önem vermiş ve onları şefkate, merhamete muhtaç masum varlıklar olarak niteleyip ve çocukların kafalarının nazik ve basit yani kirlenmemiş olduğunu vurgular. Çocukların hafızalarının özellikle dini bilgileri alma konusunda çok net olduğunu söyler. Risale- Nur’un genel anlamda çocuklar için yaptığı nitelemeler çocuk psikolojisi ile örtüşmekte hatta çocuğa nasıl yaklaşılması gerektiğini net olarak çizmektedir.

Çalışmamızda ele aldığımız 6-11 yaş grubu (İlköğretim birinci kademe) Risale-i Nur eğitimi açısından önemli bir gruptur. Risale-i Nur, çocuk eğitimini çok küçük yaşlardan başlatır. Risale-i Nur’un müellifi Bediüzzaman; çocukların küçüklüğünde kuvvetli bir iman dersi almasını ister. Almadığı takdirde sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslamiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabileceğini ifade eder. Bunu da gayr-ı müslim birisinin İslamiyeti kabul etmesini zorluğuyla örneklendirir. Bediüzzaman; çocukların;  bilhassa, peder ve validesini dindar görmezse ve yalnız dünyevi fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade dinine karşı yabancılaşacağını belirtir. Bunun da ileri de ailesine bela olacağını hatta ahrette bile "Neden imanımı terbiye-i İslamiye ile kurtarmadınız?" sorusuyla davacı olacağını bütün açıklığıyla belirtir.

Bediüzzaman çocuk eğitimin de özellikle ailenin önemine vurgu yapar. Bediüzzaman;  "Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.” diyerek özellikle de anneye vurgu yapar ve bunu “Bu münasebetle, ben kendi şahsımda kat'î ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum:" diyerek kendi hayatından bir kesitle örneklendirir. 





"Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum."

Verilen örnek Bediüzzamanın aldığı eğitimin çekirdeğini oluşturması açısında çok önemlidir. Bediüzzaman; annesinin kendisine bir yaşında yaptığı telkinlerin ve manevi derslerin seksen yaşında etkisinden ve kalıcılığından bahsederr. Bediüzzaman’a annesinin usanmadan, tekrarla yaptığı dersler unutulmamış, fıtratında ve ruhunda derin izler bırakmıştır.

Çocuk eğitiminin çok küçük yaşlar da hatta anne karnından başlatılması gerektiğini artık yapılan araştırmalar da teyit etmektedir. Bediüzzaman’ın verdiği örnek de bunu açıkça destekler mahiyettedir. Özellikle merkeze annenin alınması da dikkat çekicidir. Çocuk, nazik, şefkate ve merhamete muhtaç varlıklar olduğu için bunu en iyi gösterecek olan da annedir. Anneden alınacak şefkat ve merhamet dersi, Yaratıcının sonsuz şefkat ve merhametini anlama noktasın da bir basamak olduğu için çok önemlidir. Çocuklarının, bu yönde kabiliyetlerinin gelişmesi için bu şefkat ve merhamet eğitiminin verilmesi gerekmektedir.




Buraya kadar okul öncesi dönemde verilecek eğitimin önemi üzerinde kısaca duruldu. Bizim konumuz olan 6-11 yaş çocuklarının eğitimi ise okul öncesinin sonra ki basamağını  kapsamaktadır. Yukarıda ele alınan konular olması gereken, arzu edilen daha doğrusu mükemmel olanıdır. Ne yazık ki birçok çocuk annesinden şefkat ve merhamet dersi almadan okula gelmektedir. Çocukların fıtratlarına ve ruhlarına okul çağına gelene kadar fen ilimlerinin ağır bastığı çekirdekler atılmakta, kalbe, ruha yönelik verilen eğitimler ise arka plana itilmektedir. Böylece çocukların tek yönlü eğitimleri gerçekleşmekte ahirette anne-babasından davacı olacak çocuk sayıları artmaktadır. Küçük yaşlar da ailesinden gerekli dersleri almayan çocukların açıklarını kapatmak ve istenilen eğitimleri sağlamak burada çok önem taşımaktadır. Bu açığın kapatılması çocuklara ailesinden alamadığı dersleri çocukların gelişim düzeylerine uygun olarak verilmesi ile olacaktır.






Aşağıda 6-11 yaş çocuklarının gelişim düzeylerine uygun olarak Risale-i Nur’da bahsedilen özellikler dikkate alınarak bazı öneriler getirilmiştir.

Öneriler

1. Bu yaş grubu çocukların şefkate, merhamete ihtiyaç duyduklarından bu yaş grubuna eğitim verecek kişilerin çocuklara yaklaşımının bu doğrultu da olması, çocuk gelişim özelliklerini ve psikolojisini bilmeleri gerekmektedir. Bunun için eğitimcilere bu yönde eğitimlerin düzenlenmesi gerekmektedir.

2. Bu yaş grubu çocukları “Somut İşlemler Dönemi”nde oldukları için ele alınan konular somut düzeyde ele alınmalıdır. Çocukların anlayacağı basitliğe indirgenmeli ve tekrar edilmelidir. İşlenen konular basitleştirilmeli çocuğun anlayacağı düzeye indirgenmelidir. Anlatılan konuların ruhuna sadık kalınmalı, konunun ruhuna uygun örneklendirmeler yapılmalıdır.

3. Eğitimci bir çocukla konuştuğu zaman çocukların anlayacağı bir dille konuşursa, çocuğun zihnini okşamış olur. Çocuğun fehmi, onun çat pat söylediği sözlerle ünsiyet peyda eder; söylediklerini dinler ve anlar. Aksi halde, o insanla o çocuk arasında bir malumat alışverişi olamaz.

4. “Çocuklara der: "Cennet var, haylazlığı bırak." Kur'ân dersiyle temkin verir.
Gençlere der: "Cehennem var, sarhoşluğu bırak. Aklı başlarına getirir.
Zâlime der: "Şiddetli azap var, tokat yiyeceksin." Adalete başını eğdirir.”
Risale-i Nur’da yer alan bu sıralama bize bazı ipuçları vermektedir. Çocuklar cehennemle korkutulmamış, cennet ön plana çıkarılmıştır. Bu ipucu çocuklara olumlu yaklaşmamız, olumlu örnekler sunmamız gerektiği konusunda bize yol gösterir niteliktedir.

5. Çocukların zihinsel gelişim özelliklerine göre sorular hazırlanmalı, çocuklar da merak uyandırılmalıdır. Her düzeyde bir soru bankası oluşturulmalıdır.

6. Eğitim ortamları cazip hale getirilmeli ve ona göre düzenlenmelidir.

7. Çocuklara yönelik ikramlar çocukların arzu ettikleri, hoşlanacakları tarzda olmalıdır.

8. Çocukların ailesi ile iyi bir iletişim kurulmalıdır.

9. “Risale-i Nur'da öyle manevî bir zevk ve cazibedar bir nur var ki, mekteplerdeki çocukları okumaya şevkle sevk etmek için icad ettikleri her nevî eğlence ve teşviklere galebe edecek bir lezzet, bir sürur, bir şevk, Risale-i Nur veriyor ki, çocuklar böyle hareket ediyorlar.”






Bu hakikatten hareketle eğitimcinin; çocukların okudukları okulların özelliklerini, derslerini, müfredatlarını, çocuklara okulda neler öğretildiğini iyi bilmesi ve çocuklara buna kıyasla Risale-i Nur’un verdiği zevki tattırması yönünde önlemler alabilecek yeterliliğe sahip olması gerekir.

10. “Elifbayı okumayan çocuklara felsefe dersi verilse sathî olur.” kaidesince çocuklara öğretilecek konuların basitten zora doğru planlanması, yapılacak eğitim planında buna dikkat edilmesi gerekir.

11. Çocuklara örnek alabileceği rol modeller gösterilmeli, bunun için çocukların anlayabileceği rol model biyografileri yazılmalıdır.

12. “Risale-i Nur eczaları, bütün mühim hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeyi, hattâ en muannide karşı dahi parlak bir surette ispatı, çok kuvvetli bir işaret-i gaybiye ve bir inâyet-i İlâhiyedir. Çünkü hakaik-i imaniye ve Kur'âniye içinde öyleleri var ki, en büyük bir dâhi telâkki edilen İbni Sina, fehminde aczini itiraf etmiş, "Akıl buna yol bulamaz" demiş. Onuncu Söz risalesi, o zâtın dehâsıyla yetişemediği hakaiki, avamlara da, çocuklara da bildiriyor.”




Bu paragrafta dikkat çeken en önemli nokta 10. Söz gibi bir risalenin çocukların anlayabileceğidir. 10. Sözden başlayarak çocukların anlayabileceği, daha kolay kavrayabileceği risalelerin Risale-i Nur’un manasına sadık kalınarak herkesin okuyabileceği şekilde hikâyeleştirilmesi, resimlenmesi hatta filmlerinin yapılması uygun olacaktır.

13. ………………………………………………………………………………………

Kaynakça
Bacanlı, H.  (2006)  Gelişim ve Öğrenme, Nobel Yayın Dağıtım, 12. Basım, Ankara.
Başaran, İ. E. (1992). Eğitim Psikolojisi, Modern Eğitimin Psikolojik Temelleri, Kadıoğlu Matbaası, Ankara.
Charles, C.M. (2003)  Öğretmenler için Piaget İlkeleri, Çev. G. Ülgen, Nobel Yayın
Dağıtım, Ankara.
Elkın, F.  (1995), Çocuk ve Toplum, Çocuğun Toplumsallaşması, Çev.: N. Güngör, Gündoğan Yayınları, Ankara.
Gander, M. J. ve Gardiner H. W; (2007), Çocuk ve Ergen Gelişimi, Çev.: A. Dönmez, Nermin Çelen, Bekir Okur), İmge Kitabevi, 6. Baskı, Ankara.
Ezgi, M.  (2009), Oğlumu Yetiştiriyorum, Elit Kültür Yayınları, İstanbul.
MEB (2007), MEGEP, (Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi)
“Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bilişsel Gelişim”, Ankara.
N. Said, Lem’alar, 24. Lem’a
N. Said, Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup
N.Said, Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup
N. Said, Hutbe-i Şamiye,  İhtar-ı Mahsus
N. Said, Tarihçe-i Hayat, Dördüncü Kısım, Kastamonu Hayatı
N. Said, Şualar, On Birinci Şuâ
Selçuk, Ziya (2010), Eğitim Psikolojisi, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.
Yavuz, K. E. (2002), 7-12 Yaş Dönemi Çocuklarda Duygusal Zekâ Gelişimi, Özel Ceceli Okulları, Birinci Baskı, Ankara.

 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 11 Ocak 2012 09:45 )  

Yorumlar  

 
# Yüksel ARAN 2012-01-18 04:47 Sempozyum vs. konular ile ilgili yapılan çalışmalar mümkün olduğu kadar bir çatı altında toplanabilir mi?
Ayrıca yapılan bu çalışmaların kaybolmaması ve gelecekte kullanılmasını sağlayacak şekilde veri deposu oluşturulabilir ve sistemin çökmesi halinde bile tekrardan yüklenebilmesin i sağlayacak şekilde depolama yapabilirseniz yararlı olur kanaatindeyim… Niyet-i Halise muvaffakıyetin refikidir… Allah hayırda muvaffak ve daim kılsın…
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Bediüzzaman Hazretleri gibi, yazarın hakkını teslim ederek kibarca eleştiri yapılmasını rica ederiz.


Güvenlik kodu
Yenile

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 123 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter