Şu An Buradasınız: Anasayfa RİNYAY Tebliğler İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı

Risale Akademi

İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı

FECR-İ SADIK VE FECR-İ KAZİP

e-Posta Yazdır PDF

Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı Tebliğidir.

Giriş:
İslamiyet’in iman, ibadet, ahlak ve hukuk değerleri Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerim ile peygamberimiz (sav) tarafından insanlığa sunulmuştur. Peygamberimizin (sav) Allah tarafından getirdiği ilahî mesajlarının fertlerin ve toplumum hayatına hâkim olmasına ise İslamiyet denilmektedir. İslamiyet güneşinin insanlık âlemine doğması ve hâkim olması ancak imanın akıl ve kalplere hâkim olması, ibadetin insan ve toplum hayatına hükmetmesi, İslam ahlakı olan doğruluğun, muhabbet ve kardeşliğin toplumda hâkimiyeti, hukuki yönden de adalet ve hakkaniyetin hâkimiyetidir.







İslamiyet ayrıca bir eğitim kurumudur. Kur’ânın okunması ve manasının öğrenilmesi yanında Allah’ın “İlim Öğrenin” “Aklınızı kullanın” ve Allah’ın sizin için yarattığı ve emrinize verdiği bütün nimetlerden meşru ve helal yollardan faydalanın” ve “malları aranızda haksız yollarla yemeyin” fermanlarına uygun bir hayat yaşanması için elbette uzun bir süreç gerekmektedir.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 04 Nisan 2012 19:46 )
 

Müslümanların milletlere rehberliği ve nizam-ı alem

e-Posta Yazdır PDF

Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı Tebliğidir.

Arap Baharı yeni bir trend/eğilim, yeni bir dönem ve yeni bir dalga ve akıma işaret ediyor.  Arap Baharıyla birlikte kimi müellifler Hasan el Benna’nın rüyasının tahakkuk ettiğine inanıyorlar. Zira Hasan el Benna’nın öngördüğü gelişmeler arasında Mısır’da İslami bir düzenin ve rejimin veya hükümetin kurulması ve ardından İttihad-ı İslam’ın ve hilafetin gerçekleşmesi ve ardından da Müslümanların milletlere rehber olması gelmektedir. Dr. Hasan Hayavan gibiler en azından Mısır devrimi ve ardından gelen seçimlerle birlikte Hasan el Benna’nın rüyasının bir kısmının gerçekleştiğini söylemiştir. Bedii olarak da anılan Müslüman Kardeşler Mürşidi Muhammed el Bedii de Hasan el Benna’nın en uzak ve son hedefi olan hedefe yaklaştıklarını beyan etmiştir. Bu, inkıtalarla malul olan hilafet-i raşidenin yeniden ikamesi ve Müslümanların insanlığa üstadiyet makamına yani rehberliğine ulaşmasıdır (1). Muhammed el Bedii, Hasan el Benna’nın altıncı kongrede Müslüman Kardeşlerin yakın ve uzak hedeflerini belirlediğini ve şu esasları tespit ettiğini söylemiştir:  Ferdi, aileyi, toplumu, hükümeti, raşit hilafeti ihya etmek ve son durakta Müslümanları insanlığın rehberi konumuna getirmektir. Muhammed el Bedii bu hedeflerin gerçekleşmesi ihtimalini ve sürecini Arap Baharına bağlamıştır.  Muhammed Bedii Hasanel benna’nın en büyük ideali ve emeli dediği husus İttihad-ı İslam ve hilafetin yeniden ikamesidir. Hasan El Benna, İttihad-ı İslam’a Usbetü’l ümem el İslamiyye ( İslam Milletler Topluluğu)  demektedir ve bugünkü muakkipleri ve izleyicileri bunu Avrupa Birliği ile kıyas etmektedirler. Bediüzzaman da İttihad-ı İslam’ı bir nevi Cemahiriye-i Müttefikayı Amerika gibi tasavvur etmektedir.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 02 Nisan 2012 21:22 )
 

İTTİHAD-I İSLAM BAĞLAMINDA MEHDİLİK

e-Posta Yazdır PDF




Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı Tebliğidir.


Birinci Kısım:






Peygamberin Varisi ve Müminlerin Sığınağı Olarak Müceddid.







İslami literatür açısından hadislerin yorumlanması; Kur’an’ın tefsir edilmesinden daha müşkülatlı olmuştur. Bunun en mühim sebebi hadis metinlerinde “sahihlik” problematiğini doğuran “ravî-rivayet” zincirinin teşkil edilmesindeki zorluktan kaynaklanır.
Ortada, hakkında tenkit geliştirilmemiş neredeyse hiçbir hadis metni yoktur denilebilecek bir durum vardır. Ebu Alkame ve Ebu Hureyre’den (r.anhüm) Ebu Davud’un naklettiği Müceddid hadisi[1] de bundan nasibini fazlasıyla almış görünmektedir. Hâlbuki Müceddid hadisinin gerçekliğini ispatlamaya girmek yerine daha pratik bir göstergeye bakabiliriz: Tarihin bunu teyid ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Lâkin pek çok müteşabih hadis gibi, bu da politik çevrelerin, iktisadi unsurların ve iktidar kavgası güdenlerin fazlaca istismar ettikleri bir hale bürünmüştür. Zira müceddditliğin “fonksiyon”undan ziyade getireceği “şöhret ve kudret” nazar-ı dikkate alınmış; Müceddidin en temel vazifesinin ve varlık sebebinin “tecdid” oluşundan sarf-ı nazar edilmiştir. Müceddid, müçtehid ya da mehdi mefhumlarını maddi ve dünyevi makamlar olarak algılayan bu “şahıs” düşkünlüğünün temelinde “asabiyet ve tarafgirlik duygusu”nun, bu makamlarda bulunanların kendilerinden oluşu ile gururlanma düşkünlüğünün yattığı söylenebilir.
“Asr” kelimesi her yüzyılı ifade etmekte ise de; lügatlerde insanlığı ilgilendiren ve çok büyük çaplı olayların olduğu, felsefi dönüşümlerin meydana geldiği, olağanüstü hallerin çok uzun müddet devam ettiği zaman aralıklarına da “asr” denmektedir. Dolayısıyla, tam asır ya da tam yüzyıl olarak almak mümkün ise de çeşitli dönemleri de anlamak mümkündür denilebilir. Hem hadisin metninde kullanılan “men” kelimesi bir ya da birden fazla kişiyi de ifade edebilir. Yani çeşitli zaman dilimlerinde bir ya da birkaç müceddidin varlığından söz etmek akla daha yatkın gelmektedir.
Son Güncelleme ( Pazar, 01 Nisan 2012 21:04 )
 

Bediuzzaman’ın Tespitleri Işığında İslam Birliğinin Ayak Sesleri ve Küreselleşme

e-Posta Yazdır PDF
Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı Tebliğidir.

Son zamanlarda İslam âleminde meydana gelen olaylar herkesin dikkatini çekmekte ve farklı kesimler tarafından bazı tahliller ve tespitler yapılmaktadır. Biz iman ediyoruz ki, Mevlānā Hazretlerinin dediği gibi, havada uçuşan okları gördüğün zaman o okların tesadüfen uçuştuğunu sanma ve onları nişan alıp atan okçuyu düşünmeden geçme. İslam âlemindeki olaylar bu uçuşan oklara benziyor ve inanıyoruz ki, bu hadisat perdesinin altında kader-i ilahinin hikmetleri ve sırları gizlidir. İşte bu hikmetlere ve sırlara bu makalemizde, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin nazarıyla bakmaya çalışacağız ve daha ziyade İslam Birliği meselesini geleceğe yönelik veçhelerini nazara vereceğiz.

1.
    
21. Asır’da Tamamıyla Akıl ve İlim Hükmedecek; Hâkim, Hükümlerini Akla ve İlme Tesbit Ettiren Kur’an olacaktır
Bediüzzaman, 1911 yılında aralarında 100’den fazla alimin de bulunduğu Emeviye Camisindeki 10.000 kişinin üzerindeki cemaate şu müjdeyi vermektedir: ʻʻ….akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur'an hükmedecek.’’[1]. Gerçekten de başta Mısır olmak üzere Libya, Tunus ve benzeri İslam ülkelerinde meşveretin yani günümüz ifadesiyle demokrasi ve insan haklarının yolunu açan en mühim kapı, Twitter, Facebook ve benzeri Second Life yani İkinci hayat tabir edilen teknoloji ve bilimin meyveleri olmuştur. Mısır’daki askeri idarenin başbakan değişikliğini dahi Facebook yoluyla ilan etmesi manidardır. Artık dünyada hiçbir şey gizli kalmayacaktır. Diktatörlükler devri böylece kapanacaktır. Bediüzzaman’ın ifadesiyle biz Müslümanlar ʻʻhayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi' san'atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takib eden bu birinci Avrupa'ya’’ [2]asla karşı olamayız. Adalete ve hakkaniyet hizmet eden insanlığın sosyal ve siyasi hayatına faydalı sanatlar arasında ikinci hayat diye özetleyebileceğimiz, Facebook ve Twitter’lar da girmektedir.
Son Güncelleme ( Perşembe, 29 Mart 2012 12:02 )
 

Hutbe-i şamiye etrafında Birlik ve Barışta İnsani Yeni Kültür Değerleri

e-Posta Yazdır PDF

Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı Tebliğidir.














Mukaddeme







































M
odern bilimin doğuşu ile birlikte ortaya çıkan pozitivistve rasyonel düşüncelerin meydana getirdiği sapmalar, kozmoloji, antropoloji ve din gibi üç alanda incelenmektedir.
 







Bu dönemde yalnız dünya ile ilgili sınırlı sorular, “olağanüstü” durumların bir tarafa bırakılmasına ve “Holistik” (bütüncü) bir dünya anlayışının silinmesine sebep olmuştur.
 
Kant’tan Ogüst Kont’a kadar filozoflar, dinden bağımsızlaşmış bir dünya anlayışı hazırlamışlar, onların konuşmalarında, bilim ve sanat, din; insan, “Tanrılık makamında yorumlanmıştır.
 
Felsefenin on yedinci yüzyıldaki Teknik ve Bilimsel İnkılabı ve on sekizinci yüzyılın Hümanist Devrimi’nden itibaren modern dünyada metafizik ve ruhçuluğun yıkıldığı görülmüştür.
 
Deizm”ismiyle modern “Teologie”ye giren yeni din anlayışı, Septisizm ve Materyalizm’e yol açmıştır. Bediüzzaman, evrensel anlamda, ilâhiyat, insan ve tabiat konularını birlikte eleştirinceye dek, bu akımların doğru mu, yanlış mı veya hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğu şeklinde ispat veya onlara karşı çıkış diye bir hareket olmamıştır.
 
Dünya’nın geçirdiği “Büyük Manevî Buhran” çoklarına göre bir düzensizlik ve yok olma tehlikesi gösteriyor. 
Son Güncelleme ( Cumartesi, 24 Mart 2012 23:18 )
 
Sayfa 1 > 5

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 80 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

  • DİL YARASI
    Hamid Kardeşim, Tavsiyeleriniz için teşe...
    20.05.12 12:43
    Yazan: Rafet KALYONCU
  • DİL YARASI
    Rafet Kardeşim, Önce millyetçilik nedir ...
    18.05.12 16:44
    Yazan: Hamid
  • Bediüzzaman’ın Duygu Seyirleri
    s.a. Maşallah üstadımızın bir vechi ve h...
    15.05.12 07:48
    Yazan: İbrahim TEZCAN
  • DİL YARASI
    Geçmişte Türkçülük adına ırkçılık yapanl...
    14.05.12 18:20
    Yazan: Rafet KALYONCU

Çok Okunanlar

free hit counter