İnsanın tekamülü, gelişmesi ve eğitimi ya da insanın kişisel gelişimi gibi değişik adlar ve kavramlarla temelde insanların ve insanlardan oluşan toplumların mutlu olmaları hedeflenmektedir. Son yıllarda özellikle önce batıda daha sonra İslam alemi dahil hemen tüm dünyada kitle iletişim aramalarının ulaştığı hız suratında yayılan insanın mutluluk arayışları ve bu alanda insanı yeniden tanıma çalışmaları insanların en çok rağbet ettikleri konudur. Son gelişmeler sanki batıda insanın göz ardı edilen ruh, kalp ve sair manevi duygularının ihtiyaçlarının eksikliği ile aslında dinlerin öğretileri olan manevi duyguların tatmin edilerek insanların gelişmesine çalışılmaktadır. Şimdiye kadar insana sadece maddi vücuda mide ve cinsel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaklaşan bu insanlar insanın manevi tarafının yani, akıl kalp, ruh, nefis gibi duygularının aç bırakıldığını anlamışlardır. Ve bu duyguları ancak dinlerin öğretileri olan inancın dolduracağı gerçeği de aslında bilinmektedir. Dini referans göstermeden dinlerin özellikle ahlaki değerlerini yeni bir sistemle piyasa sürmektedirler.
Çalışmada insanlara yönelik bu tür kişisel veya insani gelişim tekniklerine nasıl bakmamızı ve bu teknikleri sunarken çıkış noktamızı Risale-Nur gözlüğü ile inceleyeceğiz. Yapılan çalışmaların merkezinde insan ve insana verilen eğitim ve hizmet yer aldığına göre birinci aşamada Risale-i Nur’da “insan” nedir? İnsanın mahiyeti nasıldır? Sorularına cevap aramamız gerekecektir. Nasıl bir insan ve toplum modeli ortaya koyduktan sonra Risale-i Nur’da insanın tekamülüne yönelik insanın önce kendine sonra aleme bakış açısı ve her türlü iletişimde kullanılan “Empati” pratikleri örnek verilecektir.
Günümüzde insanın gelişim ve mutluluğu adına piyasaya sunulan pek çok öğreti aslında semavi dinlerden çalınan ve başka kılıf ve kavram ambalajlarla zevk, lezzet, eğlence bataklığındaki strese ve bunalıma sürüklenen insanların tutunacağı dal olarak uzatılmıştır.






Giriş
1-Giriş
İnsanlar toplu halde yaşamak zorunda yani “medeni-i bittab’.” (1) oldukları için ilk insandan günümüze kadar çeşitli topluluklar, sosyal birimler oluşturarak; klanlar köyler, siteler, şehirler ve nihayet metropollerde yaşamışlardır. Kabileler, aşiretler, devletler, cemiyet, cemaat, tarikat, parti gibi çeşitli örgüt ve organizasyonlar hep bir arada yaşamanın gerektirdiği ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla oluşturulmuşlardır.
