Şu An Buradasınız: Anasayfa Yazarlar Kadir Aytar
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Arama

Risale Akademi

Kadir Aytar

Hutbe ve Siyaset

e-Posta Yazdır PDF

Hutbe, cuma namazlarından evvel, bayram namazlarından sonra hatibin verdiği dînî nasihattir. Ayet-i kerime ve hadis-i şerif okunur. Hutbe, cuma ve bayram namazlarının yerine getirilmesi gereken şartlarından birisidir. "Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağırıldığınız zaman hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın." (Cuma, 62/9). Âyetinde sözü edilen zikir, âlimlere göre; hutbe ile birlikte namazdır. Buna göre hutbe de Cuma namazı gibi farzdır. Hutbe okunmayan cuma namazı eda edilmiş sayılmaz. Bayram hutbesi vaciptir, bazı imamlara göre de sünnettir.

Hutbe iki bölümden oluşmaktadır: Birincisinde hatip hafif bir hutbe okur, yani cemaate vaaz ve nasihat eder. İkincisinde ise Müslümanlara dua eder. İki hutbe arasında üç ayet okuyacak kadar oturur. Hatip hutbeleri ayakta ve cemaate yönelerek okur. Her birinde Allah'a hamd ve sena edildikten sonra, Allah'ın birliğine ve Hz. Muhammed'in Peygamberliğine şehadet edilir, Hz. Peygambere salavât getirilir.

Cuma hutbesinin sahih olabilmesi için cuma vaktinde ve namazdan önce okunması, hutbeyi dinleyen belirli bir miktarda cemaatin bulunması, hutbeye niyet edilmesi, hutbenin rükünlerinin Arapça okunması gibi şartlar aranmıştır.

Son Güncelleme ( Cuma, 18 Aralık 2009 11:27 )
 

"Neden Makine-i Ahval Güzelce İşlemiyor?"

e-Posta Yazdır PDF

Giriş

İnsan olarak hayatı deneyerek, birçok kereler yanılarak, canı yanarak, kayıplara uğrayarak öğreniriz. Acı veren şeylerin yanlarına bir daha yaklaşmak istemediğimiz gibi başkalarının da yaklaşmasını istemeyiz. Sütten ağzımız yandığından artık ayranı üfleyerek içmeye başlarız. Bunun aksi olarak da hazır bulduğumuz ve haz duyarak elde ettiğimiz tecrübeler ise her zaman ve mekânda öğünç kaynağımızdır.

Tecrübenin değeri hiç şüphesiz inkâr edilemez. Bir işimiz olduğunda, o işi, en iyi yapabilecek olan tecrübeli kimseleri bulup yaptırmaya çalışır, yaşlı kimselerin hayat tecrübelerini dikkate alır, onları el üstünde tutarız. Sıkıştığımız anda ve çaresiz kaldığımızda, tecrübeli birisinin imdadımıza yetişmesi, üzüntüden kırış kırış olan yüzümüzde güller açtırır, kasılan vücudumuzu gevşetir ve kararan dünyamızı aydınlatır.

Yeni doğan her bir gün, birçok yeniliklere ve değişimlere gebe olarak doğar. Bu yeniliklere ve değişimlere ufku geniş olanlar, tecrübenin değerini iyi bilip yerinde kullananlar daha hazırlıklıdır. Hazırlıksız yakalananlar ise bocalamaya, korku, endişe duymaya başlarlar. Nefis, şeytan ve cehaletin de yardımıyla tecrübeyi otorite, baskı ve özgürlükleri kısıtlayıcı bir araç haline getirirler. Bu da birtakım çatışmaları beraberinde getirecektir. Bu çatışma ortamında çoğu zaman kendimizi, genç neslimizi, maddi-manevi birçok değer ve menfaatlerimizi kaybederiz.

Son Güncelleme ( Perşembe, 12 Kasım 2009 19:30 )
 

Muvazenesiz Sözler

e-Posta Yazdır PDF

Bediüzzaman, Muhakemat’ın Yedinci Mukaddemesi’nde; “gıybeti katle müsavi” veya “ayakta bevletmeyi zina derecesinde” görmeyi veya “bir dirhemi tasadduk etmeyi hacca mukabil” tutmayı “muvazenesiz sözler” olarak nitelendirmektedir. Diğer taraftan da Yirmidördüncü Söz’ün, Üçüncü Dal’ının, Onuncu Asıl’ında bu hadislerin tevillerini yapmaktadır. Bu durumda Muhakemat’ta geçen “muvazenesiz sözler” ifadesini ve bu iki farklı yaklaşımını nasıl anlamak lazımdır?

Bediüzzaman, 1911 yılında kaleme aldığı Muhakemat’ın baş tarafında bu kitaptan beklediği hizmetin;

1-İslamiyette olan doğru yolu göstermek,

2-Aşırı gidenlerle din düşmanlarının şüphelerini red ve yüzlerine vurmak,

3-Doğru yolun öteki tarafını ve ahmak dost ünvanına layık olan aşırı gidenler ve dış görünüşe aldananların evhamlarının asılsızlığını göstermek,

4-İslam âleminin geleceği için tam bir zafer ümidi ile çalışan muhakkik ve akıllı dostlara yardım etmek ve kuvvet vermek
olduğunu açıklamaktadır.

Bediüzzaman; “İslamiyetin özünü terk ederek kabuğuna ve zahirine nazar edip aldandık, anlayışsızlık ve edepsizlikle hak ettiği hürmeti gösteremedik, o da bizden nefret ederek evham ve hayalatın bulutlarıyla sarılıp kapandı. Usulüne uymadık, hikâyeleri akaidine ve mecazları da hakikatlerine karıştırarak kıymetini takdir edemedik, o da ceza olarak bizi dünyada edeplendirmek için zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak yine onun merhametidir.” demektedir.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Ekim 2009 23:07 )
 

Dünyayı Sevme Alışkanlığından Kurtulmak

e-Posta Yazdır PDF

Sevgi Yaratılışı Netice Verdi


Kâinatın yaratılışı bir muhabbetin neticesidir. Cenab-ı Hakk: “Habibim sen olmasaydın bu kâinatı yaratmazdım.” Buyuruyor. Muhabbet insanın özünde de var. İnsan bu fıtrî muhabbetin neticesi olarak başta kendisini, anne-babasını, evlatlarını, eşini, dostlarını, peygamberleri, evliyaları, leziz yiyecekleri, kısacası bütün güzel şeyleri ve dünyayı sever. Bütün bunları sevmeyi yasaklamak fıtrata aykırıdır. Fıtrî olan şekli, bu güzel duyguyu Cenab-ı Hakk’ın muhabbeti hesabına ve şükrederek kullanmaktır. Çünkü bütün sevgiler, O’nun muhabbetinin bir parıltısıdır.


İnsanın Konumu


Cenab-ı Hakk, mutlak kudret ve zenginliğini yansıtmak için insanı, çok aciz ve fakir olarak yaratmış, ihtiyaçlarını da kainatın her tarafına dağıtmıştır. Bu ihtiyaçlarını karşılaması için hem ruhuna, hem de vücuduna mükemmel cihazlar takmıştır. Bu mükemmel cihazlara imtihan sırrına binaen bir sınır koymamıştır. İnsana akıl, kalp ve vahiy aracılığı ile istikamet ve orta yolu bulma fırsatı tanınmıştır. 

Son Güncelleme ( Pazar, 13 Eylül 2009 00:06 )
 

Kur'an ve Risale-i Nur Işığında Hidayet Kavramı

e-Posta Yazdır PDF

KuranHidayet; yol göstermek, doğru yola iletmek ve gerçeğe ulaştırmak anlamına gelmektedir. Allah’ın kitap ve peygamberleri aracılığı ile insanlara doğru yolu göstermesi ve onları bu yola ulaştırması demektir. (1) Allah’ın hidayet tecellileri, Hâdî ismiyle bilinir.


“(Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.” (2), “Bu (Kur'an), insanlar için basiret nurları, kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir.” (3), “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.” (4) Gibi âyetlerden gerçek hidayet vericinin Cenab-ı Allah olduğunu ve Kur’an’ı ve peygamberi hidayet rehberi olarak gönderdiğini öğreniyoruz.


Hidayet kelimesi Kur’an’da hiç geçmemektedir. Ancak Hâdî, Hüdâ, Muhtedî gibi çekimleri yer almakta ve çoğunluğu da Allah’a izafe edilmektedir. Semavî kitaplara, peygamberlere ve meleklere de nispet edildiği görülmektedir. Yine Kur’an’da geçen ihtida kelimesi; hidayete erme, hak ve doğru olanı benimseme anlamına gelmektedir. (5) Aynı kökten türemiş olan mehdî kelimesi ise; hidayete vesile olan, îmana hizmet ederek yeryüzünü nurlandıran büyük ve nuranî âlim anlamındadır.

Son Güncelleme ( Pazar, 09 Ağustos 2009 19:38 )
 
Sayfa 1 > 3

Duyurular

2015 Dünya Bediüzzaman Yılı

Sadık Yalsızuçanlar’dan bir Bediüzzaman Romanı : DEM

kitap

Yazarın Ağustos başında Timaş Yayınları’ndan çıkacak olan yeni romanı, Bediüzzaman hazretlerini konu alıyor. Dem adını taşıyan romanda Yalsızuçanlar, çocukluk ve ilkgençlik yıllarını, o dönem Malatya ve Hatay-Dörtyol’unu, Risale-i Nur eserlerini tanıyışını, ilk okumalarında yaşadıklarını, Bediüzzaman hazretlerinin eserlerini, hayatını ve tefekkür-irfan dünyasını çarpıcı bir üslupla yansıtıyor.

Risale-i Nur Projeleri Buluşuyor

Risale-i Nur ile ilgili geleceğe dair fikirlerinizi, düşüncelerinizi, projelerinizi, hayallerinizi ertelemeyin...


Teşrik-i mesai (birlikte çalışmak, işbirliği etmek bir işi beraber yapmak)
ve taksim-i a'mal (iş bölümü, işlerin paylaşılması) ile 3 iğneden 300 iğneye ulaşma sırrı...

Risale-i Nur ile ilgili geleceğe dair fikirlerinizi, düşüncelerinizi, projelerinizi, hayallerinizi ertelemeyin,

işte bu projelerinizi buluşturacak platform:

21 HAZİRAN EN UZUN GÜNDE, EN UZUN BERABERLİK

Risale-i Nur Durum Tespit Projesi

Risale-i Nur'un sistematik bütünlüğü hakkında durum tespiti yapma projesi, Risale-i Nur Durum Tespit Projesi... Detaylar için tıklayın!

Hakkımızda


Kuruluş Amacımız



Risale Akademisi, akademisyenler tarafından Kur’an'ın çağdaş yorumu olan Risale-i Nur’ların, günümüze bakan ve modern bilim tarifleriyle iman ilmini ispatlayan yaklaşımını, ilmi disiplinler bağlamında haritalamak, ortaya koymak ve günümüz insanı için anlaşılmasına yardımcı olmak, böylece yeni çalışmalara referans teşkil etmek amacıyla kurulmuştur.

ANA MENÜ

Çok Okunanlar

Son Eklenenler

Son Yorumlar

  • Kur’an harfleri ve Risale-i Nu...
    Muhterem Dr. Ramazan BALCI'yı isâbetli tesbitleri ve tavsiye ettiği çıkış yolları için tebrik ediyor...
    06.03.10 02:45
    Yazan: Bilâl TUNÇ
  • Teshîrin şükrünü eda etmek
    Allah razı olsun
    04.03.10 12:10
    Yazan: fatma
  • Quantum Fiziği ve Bediüzzaman ...
    Müthiş etkilendim. Fizikle metafizik bir arada! Üstad'ın herhangi bir din alimi olmaktan öte başka a...
    28.02.10 17:44
    Yazan: engin yıldırım
  • İletişim
    siteniz çok güzel olmuş. Teşekkürler.
    23.02.10 11:10
    Yazan: Bayram Düz
  • Nefis Eğitimi
    Nefis terbiyesini uygulayabilmemi z için gösterdiği-yazarın madde madde sıraladığı-reçete için tebri...
    14.02.10 07:31
    Yazan: Murat KURTULMUŞ

free hit counter