Şu An Buradasınız: Anasayfa

Risale Akademi

 

Risale-i Nur Okuyucularından Birer Anayasa Cümlesi

12 Eylül ürünü 1982 Anayasa ile kabz-u rabt altına alınmamızın üzerinden tam 30 yıl geçmiştir. 90 yıllık cumhuriyetin son 30 yılının bu karanlık, meşum ve ihanet dolu çemberi hala kırılabilmiş değildir.






Bizi teselli eden güzel gelişmeler olmakla birlikte, yapısal ve köklü bir değişimin gerçekleştirilememiş olması hazindir. Menhus ruhun hakimiyet alanı ve devlet geleneği içindeki hükümranlığı gücünü göstermeye devam etmektedir.






Bizi teselli eden güzel gelişmeler olmakla birlikte, yapısal ve köklü bir değişimin gerçekleştirilememiş olması hazindir. Menhus ruhun hakimiyet alanı ve devlet geleneği içindeki hükümranlığı gücünü göstermeye devam etmektedir.





Yeni anayasa bu açıdan çok önemlidir. Aşırı anlam yüklemek ve çok ideal bir anayasa beklemek belki mümkün olmayacak ama, yeni anayasa her halükarda eskisinden iyi olacaktır.




Başta TBMM’de  kurulan yeni anayasa birimi olmak üzere sivil toplum kuruluşları yeni anayasa için seferber olmuş durumdalar. Binlerce sayfa ve farklı yaklaşımları havi anayasa taslakları, genel prensipler, öneriler toplanmış durumdadır.

 

İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı 9. Sorusu






9) Türkiye’de ahrar geleneğinin istinad noktası olarak Bediuzzaman’ın ittihad-ı İslam cereyanını önermesinin tazammunları nelerdir? Bugün bu öneri nasıl anlaşılmalıdır?

“Şimdi milletin arzusuyla şeair-i İslâmiyenin serbestiyetine vesile olan Demokratlar, hem mevkilerini muhafaza, hem vatan ve milletini memnun etmek çare-i yegânesi; ittihad-ı İslâm cereyanını kendine nokta-i istinad yapmaktır." (Emirdağ Lahikası)




Not: Kısa cevap, yorum ve görüşlerinizi alttaki kısma, uzun olanlarını da bilgi@risaleakademi adresine yazmanızı bekliyoruz.

 

İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı 8. Sorusu







8) Risale-i Nur, İttihad-ı İslam siyasetine ne tür bir dayanak sunabilir / sunmaktadır?

 “Çünki benim ve Nur şakirdlerinin namına şimdi bu mecmuaları göndermek, herhalde inkişafa başlayan İslâm birlik fikri ve ittihad-ı İslâm siyaseti, Risale-i Nur’u kendine bir kuvvet, bir âlet yapmağa çalışacaktı ve bizleri siyaset-i İslâmiyeye bakmağa mecbur edecekti." (Emirdağ Lahikası)






Not: Kısa cevap, yorum ve görüşlerinizi alttaki kısma, uzun olanlarını da
bilgi@risaleakademi adresine yazmanızı bekliyoruz.

 

İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı 7. Sorusu

7) İttihad-ı İslam meselesi “iman hizmeti”nin gereklerini aşan bir önceliğe sahip midir?
 
“O zâtın üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslâmiyeyi İttihad-ı İslâma bina ederek, İsevî ruhanîleriyle ittifak edip din-i İslâma hizmet etmektir." (Sünuhat)
 
“Âhirdeki iki vazife, gerçi hakikat noktasında birinci vazife derecesinde değiller, fakat hilafet-i Muhammediye (A.S.M.) ve ittihad-ı İslâm ordularıyla zemin yüzünde saltanat-ı İslâmiyeyi sürmek cihetinde herkeste, hususan avamda, hususanehl-i siyasette, hususan bu asrın efkârında o birinci vazifeden bin derece geniş görünüyor." (Emirdağ Lahikası)






Not: Kısa cevap, yorum ve görüşlerinizi alttaki kısma, uzun olanlarını da bilgi@risaleakademi adresine yazmanızı bekliyoruz.

 

İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı 6. Sorusu

6) Osmanlının hürriyeti, İslam dünyasının hürriyete kavuşmasının fecr-i sadıkı nasıl olabilir? Günümüz Türkiye-İslam ülkeleri ilişkileri bakımından aynı durum ne ölçüde söz konusu edilebilir?

“Evet Osmanlıların hürriyeti; koca Asya tali’inin keşşafıdır, İslâmiyetin bahtının miftahıdır, ittihad-ı İslâm surunun temelidir. " (Münazarat)

Not: Kısa cevap, yorum ve görüşlerinizi alttaki kısma, uzun olanlarını da bilgi@risaleakademi adresine yazmanızı bekliyoruz.

 

Firavun Kelimesinin Arkeolojisi

Bediüzzaman bu kelimeyi birçok yerde kullanmıştır, ama kullanımlar çok farklı anlamlara gelmiştir. Firavun Mısır’ın milattan önceki dönemde yöneticisi olan şahsa verilen isimdir. Kur’an’da Hz Musa’nın karşısında olan ve onun  Tevhid dininin yayılmasını engellemeye çalışan bir şahıstır. Firavun, firavunluk, firavunlaşma, tefer’un etme gibi kelimeler hepsi bu kelimeden doğmuş ve farklı yerlerde farklı anlamlarda kullanılmışlardır. Bediüzzaman kelimeleri lügatteki yerleri ile iktifa eden sıradan kullanımlar gerçekleştirmez, adeta kelimeler onun kullanımında kelime olmaktan çıkar, bir kelime tipolojisine göre biçimlenirler, kullanıldıklarında bir portre, bir tip hüviyeti kazanırlar. Onun kelimeler üzerindeki tasarrufunun felsefesini yapacak lingüistler olmalıdır. O Türkçe’yi bir felsefe lisanına, bir yorum lisanına getirmiş ve Türkçüler ve sadeleştirme cereyanını ileri sürenlerin yaptıkları yüzeyselliğin yerine dile değer katmış, dil ile şövenizm gerçekleştirmemiştir. Atatürk’ün yaptığı Güneş Dil Teorisi ile Bediüzzaman’ın Türkçe’ye getirdiği değer dilciler tarafından değerlendirilmelidir, kimin bu dile daha büyük değer kattığını ortaya koymalıdırlar.

 

Mail Listemize Abone Olun

Reklam

Duyurular

Reklam

Son Eklenenler

Reklam
Şuanda 112 konuk çevrimiçi

RİNAP MAKALELERİ

Nurların izahı ve “yazmak" (2)

10 Kasım 2009 Salı 07:20
c- ‘Şerh, izah ya da tanzim’ (ne gibi çalışmaları kapsar?)

Bu sorudan önce şuna değinmekte yarar var ki; şerh, izah...

Rinap Makaleleri | Mustafa KURT

Devamı...

Nurların izahı ve “yazmak” (1)

4 Kasım 2009 Çarşamba 07:20
“Risale-i Nur’a dair şerh, izah ya da tanzim çalışmaları hakkında Bediüzzaman Hazretleri’ne ait sözlerin, kendisinde yazma-anlatma kabiliyeti olduğunu hisseden; ve İslam’a hizmet...

Rinap Makaleleri | Mustafa KURT

Devamı...

Kur’an harfleri ve Risale-i Nur

10 Kasım 2009 Salı 07:28
Latin harflerine Türk alfabesi adı verilerek zorla öğretilmeye başlanmasının 81. yıl dönümünü bu hafta düzenlenen etkinliklerle anılmış olacak....

Rinap Makaleleri | Dr. Ramazan BALCI

Devamı...

İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti ve Bir Tashih

Risale Haber 20 Ekim 2009 Salı 07:05







...

Rinap Makaleleri | M.Ali Kaya

Devamı...
100%
-
+
1
Show options

Son Yorumlar

Çok Okunanlar

free hit counter