Kültürel havza ve sosyal çevre ferdin zihin dünyasını şekillendiren ana parametrelerdir. Fert, zihin gözünü açtığı ve terbiyesi ile donandığı ilk çevreye karşı “şuur” düzeyinde bir aidiyet hisseder.
Kültürel havza ve sosyal çevre derken resmi ideolojinin kontrolündeki terbiye alanını kastetmiyorum. Kastettiğim, bildiğimiz cemaat (sivil toplum) realitesinin kontrol çemberinde şekillenen talim, terbiye ve şuur alanıdır. Hususiyle, Risale-i Nur’un zihinleri şekillendiren ve hayat veren “idrak konsepti”ni ifade etmeye çalışıyorum.
Bediüzzaman, bir şahsın yaşayış devrelerinde talim ve terbiye keyfiyetinin tebeddül ettiğini söyler.(İşaratü’l-İ’caz,2007,85) Bu durum, tahavvülün (değişim) fıtri bir kanun olması ile alakalı bir hikmet olup maslahatın gereğidir. (Muhakemat,2007,45)
İdrak seviyesi sıfır düzeyde seyreden bir şahıs, içinde yetiştiği ve zihin dünyasının ana parametrelerinin oluştuğu kültür havzası ile olan ilişkisi açısından yetişme süreci içinde edilgen; yorumlama sürecinde ise etken (Davutoğlu,1999,2) bir konumdadır.
Bediüzzaman’ın “yaşayış devreleri” diye ifade ettiği ileri safhaların birinde bulunan yorumlayıcı ve etken bir şahıs, “okumaları” sonucu farklı entelektüel düzeylere temas eder. Bu temasın olması hiç şüphesiz belli şartlara bağlıdır. Öncelikle zihnin “bilgi ve algı” düzeyinin yeterli olması, çeşitliliğe ve değişime hazır olması dolayısıyla statik ve münkabız olmaması gerekir.
Bu temasın Risale-i Nur talebesi düzeyindeki yansımalarına bakarsak;
Öncelikle farklı entelektüel düzeylere temas eden o zihin üç ayrı tezahür şekli gösterebilir:








.jpg)


Doç. Dr. Ahmet Yıldız'ın 22 Kasım 2009 Pazar günü SETÜD'de "Demokratik Açılım" konusunda yaptığı konuşmanın metni
A-Giriş






